BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hazreti Ali “radıyallahü anh” -2-

Hazreti Ali “radıyallahü anh” -2-

Resulullah Bedir’de, verdi bir “Hücûm” emri, Şanlı eshab, bir anda atıldılar ileri.



Öyle kılıç vurdu ki! Resulullah Bedir’de, verdi bir “Hücûm” emri, Şanlı eshab, bir anda atıldılar ileri. Tekbir sedalarıla, oklar fırlatılmaya, Başladı sonra taş ve mızraklar atılmaya. Hazreti Ömer ile, hem de hazreti Ali, Savaşırlardı o gün, birer aslan misali. Lâkin hazreti Ali, diyor ki “Bedir günü, Biz öyle görmüştük ki, Allah’ın Resulünü. İçimizde en yiğit, en cesur, en kahraman, Ve en cesaretlimiz Resulullah’tı o an. En yakın O dururdu, küffara bundan sebep, Biz sıkıştığımızda, Ona sığınırdık hep.” O esnada bir müşrik, Allah’ın arslanına, Saldırıp kılıcı da, saplandı kalkanına. Hazreti Ali dahi, bunu fırsat bilerek, Öyle kılıç çaldı ki, ona “Allah” diyerek. Zırhlar örttüğü halde, müşrikin vücudunu, Zırhı ile birlikte, ikiye biçti onu. Hazreti Hamza dahi, vurunca o kâfire, Kellesi, miğferiyle yuvarlandı yerlere. Peygamber Efendimiz, bu iki sahabiyi, Görüp kendilerini, methetti bizatihi. Ve onların hakkında, buyurdu ki o günde; (Onlar arslanlarıdır, Allah’ın yeryüzünde.) Yine Uhud, harbinde, bilcümle sahabiler, Arslan kesilmişlerdi, hepsi de birer birer. Yok idi yanlarında, fazla silah, teçhizat, Çoğunda bulunmazdı ne bir zırh, ne de bir at. Üstlerinde bir gömlek, bir kılıç ellerinde, Ama “iman” ve “ihlas” vardı gönüllerinde. Kâfir ordusu ise, mü’minlerin dört katı, Olup, her birisinin vardı zırhı ve atı. Ama mahrum idiler, imandan maalesef, Bu yüzden savaşlarda olurlardı hep telef. Nihayet yaklaşmıştı, ordular birbirine, Ve herkeste heyecan, varmıştı son haddine. Bir ara müşriklerin sancağını taşıyan, Talha bin Ebî Talha, meydana çıktı o an, Bağırdı ki; (Kendine güvenen varsa eğer, Benimle çarpışmaya, karşıma çıksın o er.) Kâfir, hem gururlu ve kibirliydi bir hayli, Karşısına bir anda çıktı “Hazreti Ali.” Kâfir baştan ayağa, zırhlıydı tam olarak, Ali bin Ebî Talip, bir nâra kopararak, Öyle kılıç çaldı ki, sancak tutan kâfire, Başı kopup, sancağı düşüverdi yerlere. Resulullah ve eshab, “Allah” dediler o an, İnledi yer gök o gün, tekbir sedalarından.
Reklamı Geç
KAPAT