BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Vedalaşma zamanı gelmişti...

Vedalaşma zamanı gelmişti...

Garaj oldukça kalabalıktı. Genellikle insanlar gece yolculuğunu tercih ediyorlardı uzak yola giderken.



Garaj oldukça kalabalıktı. Genellikle insanlar gece yolculuğunu tercih ediyorlardı uzak yola giderken. Oktay sırtında ufak bir sırt çantasıyla duruyordu şirketin acentesinin önünde. Yanında arkadaşı Fuat ve İclal vardı. Şerif beyden gece için izni Ferhat almıştı. Yoksa bu kadar geç bir saatte İclal’i bırakmazlardı. Ağabeyi babasıyla konuşup izin almış, o gece kardeşinin kendilerinde kalacağını söylemişti. Fuat Oktay’ı yolcu ettikten sonra genç kızı ağabeyinin evine götürecekti. Saatine baktı Oktay. Heyecanlıydı: - On dakika var harekete. Uyusam bari... Fuat kalın gözlüklerinin altından gözlerini kıstı, güldü. - Hiç sanmıyorum oğlum... Bana kalırsa sen Hakkari’ye kadar gözünü kırpamazsın... Silkelendi bir anda genç adam. Ürpermişti. - Bir tuhafım ben... İçim titriyor sanki. İclal yumuşacık bir sesle sakinleştirmeye çalıştı onu: - Heyecandan Oktay... Gayet normal... Çok geçmeden mavi şeritli bir otobüs yanaştı bekledikleri perona. İçinden cılız, orta boylu, siyah pantolon, beyaz gömlek ve siyah papyon kravatlı bir delikanlı inip bağırdı bekleyenlere doğru. - Evet, Hakkari’ye gidecekler... beş dakika sonra kalkıyor... Fuat yeni bir şey keşfetmiş gibi söylendi. - Demek taa oraya kadar araba bulunuyor buradan. Kaç saat sürecek bu yol? - İki gün... Fuat hayretle kaldırdı kaşlarını: - Vay canına... Eski zamandaki posta seferleri gibi. Hani atlılar iki günde bir yerden bir yere giderlermiş. İclal tutamadı kendini, bir kahkaha attı: - Ne alakası var şimdi Fuat? Oktay’da gülüyordu. Yaklaşık bir haftadır ilk defa güldüğünü gördü onun İclal. Sevindi. Oktay onların yüzüne baktı: - Haydi bakalım, vedalaşma zamanı geldi... Fuat’a sarıldı, iki yanağından öptü arkadaşını. - Hoşça kal... teşekkür ederim her şey için... Sonra İclal’e döndü: - Kendine iyi bak! Diye fısıldadı. Genç kız başını eğdi: - Çabuk gel, fazla kalma sakın... Okulu unutma... Kuvvetli ol... Daha ne diyeyim. Kendimi annenmişim gibi hissediyorum. Gülümsedi genç adam, çevik bir hareketle atladı otobüse. Hareket edene kadar işaretleştiler camdan. Sonunda yaylanarak kalktı büyük otobüs. Geri geri gitti önce, kıvrak bir manevrayla atıldı ileri doğru. Fuat ve İclal otobüsle birlikte yürüdüler bir müddet. Fakat sonunda iyice hızlandı araba, uzakta kalıverdiler bir anda. Gittikçe ufaldılar...Otobüs de yok oldu, onlar da... derin bir nefes aldı İclal: - Hayırlı yolculuk, umarım aradığını bulur... Fuat dalgındı... Yan gözle baktı genç kıza: - Annesi ne yapacak acaba bunu görünce karşısında? Omuzlarını kaldırdı genç kız terminalin dışına doğru yürürken: - Bilmem ki... Tanımayacak tabii de... Zor iş bu Fuat, Allah yardımcısı olsun. Başını salladı delikanlı, yoldan geçen bir taksiye işaret edip Ferhat’ların adresini verdi. İclal’i ağabeyine teslim ettikten sonra evine döndü. O gece ne İclal, ne Fuat ne de oğullarının gittiğinden haberleri olan Perihan hanım ve Doğan bey uyuyabildi... DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103235
    % 2.07
  • 4.7171
    % 0.01
  • 5.5018
    % -0.57
  • 6.2889
    % -0.17
  • 197.827
    % 0.14
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT