BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ramazân ayı, ayların şâhıdır...

Ramazân ayı, ayların şâhıdır...

Allahü teâlâ, Ramazân-ı şerîfin her gününde, iftâr vaktinde, kendilerine azap edilmesi gereken milyonlarca kişiyi Cehennemden azâd eder...



Bilindiği gibi ibâdetler üç kısımdır: 1- Beden ile yapılan ibâdetler (Namaz ve Oruç gibi), 2- Mal ile yapılan ibâdetler (Zekât, Sadaka-i Fıtır ve Kurbân gibi), 3- Hem beden, hem de mal ile yapılan ibâdetlerdir (Hac ve Umre gibi). İbâdet, Allahü teâlânın râzı olduğu işleri yapmaktır. Allahü teâlânın rızâsı da, yapılmasını kesin olarak emrettiği farzları yerine getirmekte ve yasak ettiği harâmlardan kaçınmaktadır. Orucun farzı üçtür. Bunlar: 1- Niyet etmek. 2- Niyeti, ilk ve son vakitleri arasında yapmak. 3- İmsâk vaktinden güneşin batmasına kadar olan zaman içinde, orucu bozan her şeyden sakınmaktır. Ramazân oruçları ile nâfile oruçlara niyetin ilk vakti, güneş battıktan sonra başlar. Son vakti ise, ertesi günü öğleye bir sâat kalıncaya kadardır. Kazâ ve keffâret oruçlarında ise, akşamdan imsâk vaktine kadardır. NİYET EDERKEN... Ramazânda oruca niyet ederken, akşamdan imsâk vaktine kadar, “Yarın oruç tutmaya”, imsâktan sonra ise “Bugün oruç tutmaya” denir. Yanılıp yanlış söylense de, oruç tutulacak gün bilindiği için mahzûru olmaz. Ramazânda bir aylık oruca toptan niyet edilmez, her gün ayrı ayrı niyet etmek farzdır. Gece yatarken yemeği yiyip veya yemek yemeden niyet edilse, sonra gece uyanınca, sahûra kalkınca yemek yemekte mahzûr yoktur. Akşam yemeği yerken niyet etmek iyi olur. Niyetten sonra da, imsâk vaktine kadar yiyip içmekte mahzûr yoktur. Ramazânda, “Yarın dişim ağrımazsa oruç tutarım, ağrırsa tutmam” diye, akşamdan, şüpheli şekilde niyet edilse, böyle şüpheli niyet ile oruç tutmak sahîh olmaz. Allahü teâlâ, Ramazân-ı şerîfin her gecesinde üç defa buyurur ki: “Benden bir şey isteyen var mıdır? İstediğini vereyim. Tevbe eden var mıdır? Tevbesini kabûl edeyim. İstiğfâr eden var mıdır? Mağfiretime kavuşturayım.” Allahü teâlâ, Ramazân-ı şerîfin her gününde, iftâr vaktinde, kendilerine azap edilmesi gereken milyonlarca kişiyi Cehennemden azâd eder. Cuma günü ve gecesi olunca da, her sâatte azap edilmesi gereken bin kerre bin [milyon] kişiyi Cehennemden âzâd eder. Ramazân-ı şerîfin son günü olunca, o gün Ramazân-ı şerîfin ilk gününden son gününe kadar Cehennemden âzâd ettiklerinin toplamı kadar kimseyi Cehennemden âzâd eder. [Aslında bu hadîs, uzun bir hadîstir; biz ancak bu kadarını nakledebildik.] SİNİRLERE HÂKİM OLMAK... Sinir sistemimizin vücuttaki yeri çok mühimdir. Dil sinirleri felç olan kimse konuşamaz. Bacaktaki sinirler felç olursa, insan yürüyemez. Sinirimizin bozulması nisbetinde hayâtımız, az veya çok tehlike içindedir. Siniri bozuk kimse, huzûrsuz olur, sabredemez. Cemiyetteki kavgaların, cinâyetlerin çoğu sinirli olmaktan, sabredememekten ileri gelmektedir. “Oruç sabrın, sabır da îmânın yarısıdır” hadîs-i şerîfi, oruç tutanın sabırlı olduğunu bildirmektedir. (Ebû Nuaym) Böylece orucun îmândan olduğu da görülmektedir. İmânlı olan da, îmânının kuvvetine göre suç ve günâh işlemez. Sinirine hâkim olur. Her şeyin bir zekâtı vardır. Vücûdun zekâtı ise oruçtur, açlıktır. Oruç tutarak aç kalanın arzûları kırıldığı için, sabretmesi kolay olur. Oruç tutan aç durur. Aç durmak iyidir: Aç duranın basîreti açılır; anlayış kâbiliyeti artar. Hadîs-i şerîfte, “Aç duranın idrâki artar, zekâsı açılır” ve “Tefekkür, ibâdetin yarısı, az yemek ise tamâmıdır” buyurulmuştur. (İmâm-ı Gazâlî) Çok yiyen çok uyur, çok uyuyanın da ömrü boşa geçmiş olur. Çok yiyen sarhoş gibi olur, dimâğı yorgunlaşır. Zekâsı, zihni dumûra uğrar. Açlık, kalpte incelik doğurur. Hadîs-i şerîfte, “Az yiyenin içi nûrla dolar ve Allahü teâlâ, az yiyip içen ve bedeni hafîf olan mü’mini sever” buyuruldu. (Deylemî) Açlıkta arzûlar kırılır, nefsimiz uysallaşır, serkeşliği kalkar. Çok yemek, gafleti doğurur. Azgın bir atı zaptetmek zor olduğu gibi, çok yedirmekle azan nefsi zaptetmek de zordur. Açlıkla terbiyesi kolaylaşır. Bir hadîs-i şerîf meâli şöyledir: “İnsan kalbi tarladaki ekin, yemek ise yağmur gibidir. Fazla su ekini kuruttuğu gibi, fazla gıdâ da kalbi öldürür.” [İmâm-ı Gazâlî]
Reklamı Geç
KAPAT