BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Helal ettim

Helal ettim

Herhangi bir Nisan sabahı... Gün erken başlamış. Bunda bir sakınca yok çünkü çok güzel bir başlangıç...



Herhangi bir Nisan sabahı... Gün erken başlamış. Bunda bir sakınca yok çünkü çok güzel bir başlangıç... Güneş yine yüzünü gösteriyor ama kendisini hissettiren poyrazla anlaşmalı sanki. Poyraz, insanı zinde tutan o serinliğini saklı tutuyor. Camı açtığınızda içeriye dolan hava tertemiz. Gecenin bütün karanlığını ve insanın bütün kuşkularını yok ediyor. Evet, yine dertler var. Zaten onlar kadrolu ve sigortalı elemanlar gibi. Ama parlayan güneş de var dertlere inat. Yeşilköy, ismine yaraşır bir biçimde yeşermeye başladı bu yıl da. En üst katta oturuyor olmamıza rağmen ağaçların dalları evin içine giriverecekmişçesine uzanıyor. Yeşil... Ruhu dinlendiren ve zekayı berraklaştıran o eşsiz renk. Hele bir de sahilde denizin mavisiyle buluştuğunda seyrine doyum olmuyor. Şairin dediği gibi; “yaşamak güzel şey be kardeşim.” Bunlara ilaveten benim bir de okurlarım var. Hayatı paylaştığım, sohbet ettiğim, tavsiyelerini değerlendirdiğim, moral vermeye gayret ettiğim; yüz yüze değil ama gönül gönüle tanıştığım hem hayal hem gerçek dostlarım... Bazılarını yıllardır tanıyor gibiyim. Mesela bu sabah masamın başına geçtiğimde çok değer verdiğim bir okurumdan faks gelmiş olduğunu gördüm. Dünki yazımda bahsettiğim rahmetli Hatice anne için öyle güzel dua etmiş ve beni öylesine derinden anlamış ki sevincimden gözlerim doldu. Mümkün olsa gidip ellerinden öperdim. Bana ulaştığınızda sizler daha avantajlı oluyorsunuz. Çünkü en azından köşemde çıkan fotoğrafımdan yüzümün gözümün neye benzediğini biliyorsunuz. Bense kendi kendime tahmin oyunları oynuyorum sizin hakkınızda. İşte “ellerinden öperdim” derken bu tahminlerime dayanıyorum. El yazısına, ifade biçimlerine bakarak, okurumun yaşça benden büyük bir beyefendi olduğunu tahmin ediyorum. Bu satırlara bakarak sadece övgü dolu mesajlar aldığımı ya da sadece onları değerlendirdiğimi sanmayın. Bazen öyle zehir zemberek fakslar ve mailler geliyor ki sormayın. En çok onları cevaplamayı görev ediniyorum. Çünkü çok tehlikeli bir kulvara saptıklarını görüyorum. Hiç tanımadıkları bir insanla ilgili öylesine asılsız fikirler yürütüyorlar ve iftira sınırına yaklaşıyorlar ki... Biliyorsunuz kul hakkı, dinimizin en çok ehemmiyet verdiği konulardan birisi. Zorluğu, sınırının genişliğinden kaynaklanıyor. Gıybet, iftira gibi hususlar kul hakkı denince insanı titreten bir şekilde karşımıza çıkıyor. Bu riski göze almamak lazım diye düşünüyorum. Eğri ya da doğru herkes kendisinden mesul. Milleti eleştirelim derken çay kaşığıyla toplamaya çalıştığımız sevapları kepçeyle dağıtmayalım. Bu güzeller güzeli bahar sabahında içinizi rahatlatmak istiyorum. Ben geçmişte ve gelecekte doğmuş ve doğacak olan bütün haklarımı, bir tanesi hariç, helal ettim. Benden yana sıkıntınız olmasın. Ama unutmayın, iyi düşünceler iyilik getirir. Ve hayat iyilikler bol olduğunda daha mutlu geçer. Bize ne başkalarının ayıplarından? Allah bu gözleri bize başkalarının ayıplarını görmemiz için değil Onun yarattığı bu eşsiz güzellikleri görelim diye vermedi mi? Sevgi kalplerimizden taşsın ve hepimizi sarıp sarmalasın. SÖZÜN ÖZÜ Taşı delen suyun gücü değil damlaların sürekliliğidir. LE V H A Her türlü sıkıntının ilacı sabırdır.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT