BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Fanatiklik; sporda ve tarih konusunda!..

Fanatiklik; sporda ve tarih konusunda!..

Fanatikliğin, peşin hükümlülüğün her milletten olanı, her alandaki, her türlüsü, kötü! İstanbul’daki Leeds-Galatasaray maçından önce, iki İngiliz fanatiğinin Taksim’de Türk fanatikler tarafından öldürülmesi çok kötü oldu, milletimizin şerefine kara sürdü.



Fanatikliğin, peşin hükümlülüğün her milletten olanı, her alandaki, her türlüsü, kötü! İstanbul’daki Leeds-Galatasaray maçından önce, iki İngiliz fanatiğinin Taksim’de Türk fanatikler tarafından öldürülmesi çok kötü oldu, milletimizin şerefine kara sürdü. Türk düşmanlarının eline koz verdi. Ama fanatik Türkler’in suçları muhakkak olsa da, Allah rızası için, “hırsızların”, yani Türkiye’ye olay çıkarmak için gelip, sarhoş olan, bayrağımıza milletimize hakaret eden İngilizler’in hiç mi kabahatı yoktu? Hemen kompleks içine girmeyelim! Fanatikliğin sporda olanını asıl icat edenler ve “huligan” (hooligan) adını veren İngilizler, her maç öncesinde, yabancı ülkelere olay çıkarmak için gidenler gene İngilizler! Olay çıkarmadıkları ülke kalmamıştı.. Hatta biz fanatikliğin böylesini bile onlardan öğrenmişiz. Son yıllarda spor karşılaşmalarında aşırılıklar, taşkınlıklar oluyor idi ise bile, taşkınlıkların stadyum dışına taşması İngiliz usulü “holiganlıkla” başlamıştır diyebiliriz. Bu böyle iken İngiliz medyasının ve spor hatta siyaset adamlarının dönüp sadece Türkiye’yi suçlamaya kalkışmaları hatta bir İngiliz takımında oynayan Türk Mustafa’yı hedef almaları benim bildiğim geleneksel İngiliz sportmenliğine ve centilmenliğine sığar. Ama fanatikliğin bu türlüsü ve tehditler Galatasaray’ın Leeds’e ikinci maça gitmesini engellememeli ve böylelikle, edepsizliğe taviz vermemeliyiz. Bazı İngilizler’i asıl çıldırtan takımlarını yenmemiz. Gidelim ve gene yenelim! Tarihin fanatik yorumu Yağmur Adsız’ın çocukluğunu bilirim. Babası bazı konularda -mesela Atatürk konusunda- fikir ve yöntemlerini hiç tasvib etmediğim, fakat büyük bir milliyetçi ve Turancı olarak saygı duyduğum ve rahmetle andığım Nihal Atsız’dı. Basın Yayın Genel Müdürü iken bir ara, maiyetimde bulundu ve bu sırada, belki gençliğinden ötürü, vazife anlayışı ve sorumluluğu açısından pek iyi imtihan vermedi ve beni sükutu hayale uğrattı. Sonra, sola doğru yalpalamalarını izledim. Bazı yazdıklarını beğensem de şimdi tam nerede duruyor bilemiyorum. Enver Paşa’ya ağır hakaret Son olarak, durup dururken, hiçbir sebep ve vesile olmadığı halde rahmetli Enver Paşa hakkında yazdığı yazı ile, Turan ideali uğruna şehit düşen bu tarihi kişiye daima saygı duyduğundan emin olduğum rahmetli babası Nihal Atsız’ın ruhunu, herhalde muazzep etmiştir... Enver Paşa’nın muhakkak büyük hataları ve günahları olmuştur. Zaten, bu hataları ve nobran karakteri yüzünden Mustafa Kemal ile, ta başından beri ters düşmüş ve Mustafa Kemal onun Anadolu hareketine karışmasını önlemişti. Ama Atatürk bile Enver Paşa’ya “kaatil ve hain” dememiş, Yağmur’un iddia ettiği gibi ondan “nefret etmemişti”.. Nereden mi biliyorum; Enver Paşa’nın kardeşi ve Büyük Harbin sonunda, Azerbaycan’a giden İslam ordusunun komutanı Nuri Paşa’nın yaverliğini yapan babam Kılıç Ali vasıtası ile, iki kızına ve oğluna yardımcı olmuştu. Yağmur Atsız’ın yarım bilgilerle, Enver Paşa’ya fanatikçe yaklaşmasını, Paşa’nın artık kendisini savunamaması bir tarafa, ailesinden geri kalanların da bu imkandan mahrum olmalarını gözönünde tutarak yadırgadım. Hele bu yersiz ve zamansız fanatikçe saldırının Enver Paşa’nın kızlarından Dr. Mahpeyker hanımefendinin vefat edip sessizce toprağa verildiği günlere rast gelmesi çok acı olmuştur. Herşey siyah-beyaz değil Enver Paşa’nın hayatı ve yaptıkları da öyle siyah-beyaz da değil. Mesela Osmanlı İmparatorluğu’nun Büyük Harbe girmesi Paşa’nın “oldu bitti”si diye bilinse bile, daha geniş perspektifle, Osmanlılar savaşta bitaraf kalsalardı. İtilaf Devletlerinin savaş sonrasında İstanbul’u ve Boğazları Rusya’ya peşkeş çekecekleri muhakkak olduğuna göre, Almanya ile ittifak yapmak bir hesaptı. Bundan evvel Fransa ve İngiltere, özellikle Maliye Nazırı Cavit Bey’in harp çıkmadan önce o bloka yaklaşma demarşlarını ellerinin tersiyle reddetmişlerdi. İngiltere, parasını milletçe ödediğimiz iki zırhlıya hoyratça el koymuştu. Velhasıl, neticede hüsranla bitmiş olsa ve milletimize pahalıya da mal olsa Enver Paşa, İmparatorluğun ve payitahtın, Rus Çarlığının hakimiyetine geçmesi yakın ihtimaline karşı hareket etmişti. Paşa sonunda, Orta Asya’da bir Kızılordu makinalı tüfek yuvasına, at sırtında, elinde kılıç, kahramanca saldırırken şehit düştü ve günahlarının kefaretini ödemiş oldu. Yağmur Atsız, “Türk milletinin başına en büyük belaları açan iki kişi” diye, Enver Paşa ile Evren Paşa’yı aynı kaba koyuyor. Herhalde solculuğundan dolayı olacak. Kenan Evren’i ve arkadaşlarını 12 Eylül’de Komünistlere engel oldukları için, affedemiyor. Ben de 12 Eylül yönetiminin, Milliyetçileri Komünistlerle aynı kefeye koyup, zindanlara sokmasını affedemem ama, ne Evren’e ne de arkadaşlarına karşı, bir iç savaşa ve komünist terörüne karşı “sevaplarını” düşünerek, bu kadar kinci de olamam! GÜNÜN FİKİR KIRINTISI “Fanatizm, asıl maksadın ne olduğu unutulmuş olsa bile gayretin devamlı artırılması demektir!” George Santayana “Enver Paşa büyük yanılgılara düşmüştür... Ama hesapları doğru çıksa idi, tarihe büyük kahraman olarak geçecekti. Mustafa Kemal ile arasındaki başlıca fark da, vatanperverlikte değil, vizyon sahibi olup olmamakta idi!” Bernard Lewis
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT