BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ramazan kuzularına... -4-

Ramazan kuzularına... -4-

Okulda, hesaplama yapmayı öğretmişlerdi size, değil mi? Yani bir işin ne kadar kârlı olup olmadığını anlayabiliyorsunuz artık?



Okulda, hesaplama yapmayı öğretmişlerdi size, değil mi? Yani bir işin ne kadar kârlı olup olmadığını anlayabiliyorsunuz artık? “Şu minibüsler, neden her durakta durmaya çalışıyorlar?” diye sorsam sana... “Bunu bilmeyecek ne var, arabayı yolcuyla doldurmaya çalıyorlar” der misin? Elbette doğrudur cevabın. Bir yolcu otobüsü, minibüs, uçak filan her neyse; yola çıktığında ne kadar çok müşteri almışsa, kazancı da o kadar büyük olur. Çünkü gideceği mesafe bellidir, varacağı zaman, vereceği emek, tüketeceği yakıt, her şey bellidir. Boş da gitse aynı masrafı yapar. Fakat ne kadar yolcu toplayabilirse, kârı da o kadar büyür. * Bu durumu hep, namazdaki adamın haline benzetirim ben. Aynı işi yapan kişi daha çok ödül beklemez mi? Aynı namazı kılan kişi, daha çok sevap istemez mi? Elbette ister. Aynı şeyi, aynı zamanda yapacaksın; fakat kârı, sevabı farklı olacak. Bu teklif elbette çok cazip, peki nasıl olacak? * Akıllı bir şoförün, her seferden daha çok kâr etmesi gibi... Namaz kılan akıllı kişiler de, her namazı çok daha sevaplı hale getirebilirler: Namaz, zaten giyinik kılınır. Fakat kıyafetin temizse sevabı daha fazladır. Üzerinde yazı veya resim yoksa daha sevaptır. Pantolonun paçaları uzunsa da sevaptır. Ayakların örtülüyse daha da sevaptır... Aynen vasıtana “bir yolcu daha” binmesi gibi; namaz kılarken dikkatli olduğun her nokta, sana fazladan ve misliyle sevap kazandırır. Mesela namaza dururken başını örtsen, başın açık kıldığından tam yetmiş misli fazla sevap kazanırsın. Bunların hepsi öyledir. Namazda uzun kollu bir şey giymişsen gene misliyle kazançlı çıkarsın. * İşte böyle kuzucuk: İbadet, en başta edep işidir... Yani, bir namazı kılarken “kimin karşısında durduğumuzu” hatırlamamız çok iyi olur. Öyle değil mi?
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT