BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Son yüzyılın en kanlı ve karışık Orta Doğu'su

Son yüzyılın en kanlı ve karışık Orta Doğu'su

Tunus, Mısır ve Libya'da yeni yönetimler tutunmaya çalışıyor. Suudi Arabistan'da Şiiler yeniden kıpırdanmaya başladı. Yemen’de ne olacağı belli değil. Suriye'de kan gövdeyi götürüyor. İsrail-İran savaşı ise hâlâ masada...



Büyük bir özenle oluşturulan Orta Doğu stratejimiz tamamen çökmüş durumda. "Komşularla sıfır sorun"dan artık söz edemiyoruz. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra İngiltere ve Fransa tarafından siyasal sınırları çizilen Orta Doğu bölgesi her zaman sorunluydu. Ama son 100 yıldır hiçbir zaman bugünkü kadar karmaşık bir manzara söz konusu değildi. Şu Orta Doğu resmine bir bakınız: "Arap Baharı" devam ediyor. Kaç bahar geçti, "devrim" yapan ülkelere bir türlü demokrasi gelmiyor. Tunus, Mısır ve Libya'da yeni yönetimler tutunmaya çalışıyor. Libya, Trablus merkezli batı ve Bingazi merkezli doğu olmak üzere ikiye bölünmenin eşiğinde. Mısır'da sembolik yetkileri olan, söylediğini yaptıramayan, ordunun gölgesinde sözde bir devlet başkanı var. Ülke her an yeni gelişmelere gebe. Yemen'de ne olacağı belli değil. Ürdün "Arap Baharı"nın ilk dalgasından küçük olaylar dışında etkilenmemişti. Ama ülke derinleşmekte olan ekonomik kriz, sosyal patlamaları her an tetikleyebilir. Suriye'den gelen yüz binlerce mülteci Ürdün ekonomisini sarsacak gibi görünüyor. Ayaklanma çıkarsa, kısa sürede siyasal bir hüviyet kazanıp, Haşimî monarşinin sonunu getirebilir. Bölgenin tek gerçek krallığı Suudi Arabistan'da Şiiler yeniden kıpırdanmaya başladı. Geçen hafta Katif kentindeki gösterileri Suudi polisi ancak göstericilerin üzerine ateş açarak durdurabildi. Körfez Emirlikleri, "ağabeyleri" Suudi Arabistan'ın sözünden çıkmayarak ve onun himayesinde "Arap Baharı"nı ufak sıyrıklarla atlatabildiler. Bahreyn, Suudi Arabistan'ın parçası olmaya hazırlanıyor. Katar, Filistin Sorunu, Libya'da Kaddafi sonrası dönem, Irak'ın geleceği vb. konularda boyundan büyük işlere kalkışıyor. Bölgenin en büyük Amerikan üssüne ev sahipliği yapmakta olan bu minik ülke büyük ölçüde ABD'nin kendisine verdiği ödevleri yerine getirmenin ötesine geçemiyor. Suriye'de kan gövdeyi götürüyor. Özgür Suriye Ordusu'nun Şam ve Halep'te elde ettiği başarılara rağmen Baas rejimi direnmeye devam ediyor. Ülkede artık bir iç savaş yaşanıyor. Ama diğer taraftan Suriye hızlı bir bölünme süreci de yaşıyor. Esad kuvvetlerinin boşalttığı alanlarda denetimi ele geçiren PYD, bağımsız bir Kürdistan'dan söz ediyor. Türkiye kadar, Irak Bölgesel Kürt Yönetimi de bu olup bitenlerden rahatsız. Mesud Barzani peşmerge kuvvetlerini Suriye'nin kuzeyine göndererek bölgede nüfuz alanı kurmak istiyor. Ama Barzani'nin başı bir yandan da Bağdat yönetimiyle dertte. Irak Başbakanı Nuri el Maliki, neredeyse Irak'tan tamamen bağımsızlık ilan etme peşinde olan Barzani'nin davranışlarına daha fazla tahammül gösteremiyor. Irak ordusuna bağlı birlikler Kürt Özerk Bölgesi'nin sınırına dayanmış durumdalar. İran bir yandan nükleer görüşmelere, diğer yandan nükleer enerji çalışmalarına devam ediyor. İsrail'in, İran'ı vurabilme ihtimali her zaman masanın üstünde duruyor. Hürmüz Boğazı'nın niteliği konusunda Suudi Arabistan'la İran arasındaki ağız dalaşının dozu her geçen gün artıyor. Suudi Arabistan İran'a karşı silahlanıyor. Lübnan'da Hizbullah, kendi meşruiyetinin de sorgulanmasına sebep olacak şekilde Suriye rejimine destek verdi. Esad giderse, Hizbullah sadece çok önemli bir hâmisini kaybetmiş olmayacak, aynı zamanda Lübnan siyasetinde de mevzi kaybedecek. İsrail bu fırsattan yararlanmayı ihmal etmeyecektir. Bir de Türkiye'nin Orta Doğu politikasına bakalım. Büyük bir özenle oluşturulan 2003 sonrası Orta Doğu stratejimiz tamamen çökmüş durumda. Bu stratejinin en önemli unsuru "komşularla sıfır sorun"dan artık söz edemiyoruz. Türkiye'nin "yumuşak gücü" ya da "Türkiye modeli" gibi bir zamanların popüler söylemlerini artık kimse dillendirmiyor. Suriye, Irak ve İran'la sorunluyuz. İsrail'le ilişkilerimiz var ile yok arasında. Bölgedeki istikrarsızlık Türkiye'nin bölge ülkeleriyle ticaretini de vurdu.. Orta Doğu ülkelerindeki yatırımcılarımız ise diken üstünde. Eski yönetimlerle geliştirdikleri iyi ilişkilere güvenerek toplamda milyarlarca dolarlık yatırım yapan Türk iş adamları, siyasal depremden en fazla etkilenen kesimlerin başında geliyor. Türkiye yıllardır kendi Kürt sorununu çözememişken, Irak'ın kuzeyinde âdeta bağımsız bir Kürdistan'ın ortaya çıkmasını engelleyememişken, şimdi de Suriye'nin parçalanması sonucu PKK'nın denetiminde bağımsızlık kazanabilecek bir başka Kürt sorunuyla karşı karşıya. Burada saymadığımız daha birçok sorun Orta Doğu'da sanki yaklaşmakta olan topyekûn bir hesaplaşmayı haber verir gibi. Orta Doğu bombası patlarsa, bölgenin sınırları -istisnasız her ülke için- köklü biçimde değişir.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT