BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > İktisadın kaynakları kaçtır?

İktisadın kaynakları kaçtır?

Klasik iktisat derslerinde kaynaklar önce üç idi: ‘Tabiat-Emek-Ser-maye’... İnsanoğlu sanayi çağı denilen, kitlesel üretim ve agresif (baskıcı) pazarlama gibi hususların desteklediği, şehirlerin sınırlarını daha kolay aşan çağa adım atınca bu üçlüye yeni bir kaynak daha eklendi ‘Müteşebbis’ (şimdi ‘Girişimci’) deniliyor. Bu adam önceki üç unsuru risk alarak bir araya getiren kişi idi. Genellikle bu rol sermaye sahibine ait olmuştur sanayi çağında.



Klasik iktisat derslerinde kaynaklar önce üç idi: ‘Tabiat-Emek-Ser-maye’... İnsanoğlu sanayi çağı denilen, kitlesel üretim ve agresif (baskıcı) pazarlama gibi hususların desteklediği, şehirlerin sınırlarını daha kolay aşan çağa adım atınca bu üçlüye yeni bir kaynak daha eklendi ‘Müteşebbis’ (şimdi ‘Girişimci’) deniliyor. Bu adam önceki üç unsuru risk alarak bir araya getiren kişi idi. Genellikle bu rol sermaye sahibine ait olmuştur sanayi çağında. Yirminci yüzyılın ortalarından itibaren milletlerarası sınırlar erimeye, ekonomik hayat globalleşmeye, rekabet şiddetlenmeye başlayınca bu dört kaynağa bir yenisi daha eklendi: ‘Bilgi’... Bilgi önceden de önemli idi ancak, müteşebbisin kurmaylarıyla oturup ürettiği bir bilgi o şirketi on yıllarca idare ediyordu. Otomobil sektörünün gerçek bir duayeni olan Henry Ford kırk yıl boyunca ‘Siyah renkli T-35 Model Ford Otomobili’ her yıl milyonlarca üretip satabilmişti. Onu takip eden meslektaşları ile birlikte Amerika’yı otomobilde dünya devi yapmışlardı. Yirminci yüzyılın son çeyreğinden itibaren ‘Tabiat-Emek-Sermaye-Müteşebbis-Bilgi’ beşlisine bir yeni kaynak eklenmeye başlandı: ‘Gönül’... Bu da nereden çıktı demeyiniz. Zaten insanoğlunun hayatında öncelerden beri var olan ancak sanayi çağının kaba saba, acımasız, aceleci, doymak bilmez yönetim tarzı dolayısıyla derinlere doğru çekilmek zorunda kalan ‘Gönülden Katılım’ yeniden gündeme geldi. Bu kavram ‘batı’nın pek aşina olmadığı ama ‘doğu’nun genlerinde var olan bir özellik idi. Global çağda bunu ilk önce uygulamaya Japonlar koydular. İnsanın gönülden katılımını sağlamak için önce onu adam yerine koymak gerektiğini anladılar. ‘İşi en iyi onu yapan bilir!’, ‘Çalışanların fikirlerini almak için bir sistem kurmalıyız!’, ‘İşleri ve süreçleri iyileştirmek için gönüllü olarak bir araya gelen kişileri her bakımdan desteklemeliyiz!’, ‘Üretim sırasında kalitede bir bozukluk gören bir bant işçisi bile üretimi durdurma yetkisine sahip olmalıdır!’ dediler, diyebildiler. Toplam Kalite dediler, israfı sıfıra indirecek Yalın Yönetim dediler ve de mesela otomobil piyasasında Amerika’yı solladılar. İşte onun için bendeniz yıllardır ‘İnsanların gönülden katılımını sağlamadan pahalı yönetim sistemlerine kafa yormayın’ demekteyim.
Reklamı Geç
KAPAT