BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İslâmiyette namazın önemi

İslâmiyette namazın önemi

“Kasten namaz kılmayanın diğer amellerini Allah kabûl etmez. O kimse, tevbe edinceye kadar da Allahın himâyesinden uzak olur.”



İmân bir binânın temeli; farz olan namazlar da, binânın kendisi veya binânın duvarları gibidir. Nâfileler ise, duvarlara yapılan boya, badana ve süsler gibidir. Binânın kendisi olmadan süs nereye yapılabilir? Namazı kazâya bırakmak büyük günâhtır. Bir kimse, kılamadığı bütün namazlarını kazâ etse, yine de bu günâhtan kurtulamaz. Ayrıca namazlarını kazâya bıraktığı için tevbe etmesi de lâzımdır. Kabûl olmuş hac ve mübârek gecelerde kabûl olan duâlar, bu günâhların affına sebep olur. Fakat namazı kazâ etmedikçe borçtan kurtulmak imkânsızdır. (Kebâir ve Sağâir) Hadîs-i Kudsî’de buyuruldu ki: “Bir kimse, farzı yapmakla bana yaklaştığı gibi, hiçbir ibâdetle yaklaşamaz.” [Buhârî] “Allahü teâlâ buyurdu ki: Bir kimse, kendisine farz yaptığım ibâdetleri yapmakla bana yaklaştığı gibi, hiçbir şeyle yaklaşamaz.” [Beyhekî] Ahmed Nâmık-ı Câmî hazretlerinin zikrettiği hadîs-i şerîfte de buyuruldu ki: “Yâ Alî, insanlar nâfile ile meşgûl iken, sen farzları tamamla.” [Miftâhu’n-necât] İmâm Muhammed Gazâlî hazretlerinin “ed-Dürretü’l-fâhire” isimli kitabındaki hadîs-i şerîfte ise, “Allahü teâlâ, kazâya kalmış namaz borcu bulunan kimsenin nâfile namazını kabûl etmez” buyuruldu. ALLAHÜ TEALA SÖZ VERDİ! Sevgili Peygamberimiz, namazın önemi hakkında buyurmuşlardır ki: “Allah, beş vakit namazı farz kıldı. Eksiksiz edâ edeni, Cennet’e koyacağına dâir söz verdi. Namaz kılmayana, bu şekilde verilmiş bir sözü yoktur; böyle kimseye dilerse azâb eder, dilerse onu Cennet’e koyar.” [Ebû Dâvûd] “Namaz kılan, kıyâmette kurtulur, kılmayan perişân olur.” [Taberânî] “Bir kimse, namazını kasten, mazeretsiz kılmazsa, Allahü teâlâ, onun diğer ibâdetlerini de faydasız kılar.” “Kasten [mazeretsiz] namaz kılmayanın diğer amellerini Allah kabûl etmez. O kimse, tevbe edinceye kadar da Allahın himâyesinden uzak olur.” [İsfehânî] “Namaz kılmayanlar, kıyâmet günü, Allahü teâlâyı kızgın olarak bulacaklardır.” [Bezzâr] “Bir kimse namazı bile bile terk ederse, Allahü teâlâ onun ibâdetlerini faydasız kılar ve namaza başlayıncaya kadar Cenâb-ı Hakk’ın himâyesinden uzak olur.” [Ebû Nuaym] “Beş vakit namazı terk eden, Allahü teâlânın hıfz ve emânından mahrûm olur...” [İbn-i Mâce] Resûlullah aleyhisselâm buyurdu ki: “Mü’min, Allah rızâsı için namaz kılınca, ağaçtan yaprakların döküldüğü gibi, günâhları dökülür.” [İmâm Ahmed] “Müslümân, namaz kılarken günâhları başı üzerine konur. Her secde ettiğinde başından dökülür. Namazı bitirince hiçbir günâhı kalmaz.” [Taberânî] “Her namaz vakti gelince, melekler, ‘Ey insanlar, günâhlarınız sebebiyle hâsıl olan ateşi namaz kılarak söndürün’ derler.” [Taberânî] KAZÂYA BIRAKMAK!.. Namaz, hangi özürle kazâya bırakılabilir? Kazâsı olan nâfile kılabilir mi? konusu son derece önemli bir konudur. Farz namazı kazâ etmek de farzdır. Farz veya vâcib olan bir namaz, ancak iki özürle kazâya bırakılabilir: 1- Düşmân karşısında. 2- Seferde iken, sel, yırtıcı hayvân gibi bir tehlike varsa, namazı oturarak veya hayvân üzerinde îmâ ile de kılmak mümkün değilse, kazâya bırakmak ve uyku, unutmak gibi bir özürle namazı fevt etmek [geçirmek] günâh olmaz. (ed-Dürrü’l-Muhtâr) Bütün fıkıh kitaplarında “metrûkât=terk edilmiş namâz” denmemekte, “fâite yani kaçırılmış namâz” denmektedir. Çünkü, bir Müslümân, namazlarını kasten, bile bile terk etmez. Ancak yukarıda bildirilen özürlerden biriyle kaçırabilir. Bu bakımdan kaçırılan namaz sayısı az olur. Zamanımızda, terk edilmiş namaz sayısı ise pek çoktur. “Kaçırılmış namaz” ile “terk edilmiş namazın” kazâ edilmelerinin hükmü aynı değildir. Tertîp sâhibi kişilerin, fâitesi bulunanların ve metrûkâtı olanların kazâ kılmaları farklı farklıdır. Tertîp sâhibi kişiler, üzerlerindeki kazaları kılmadan, vakit namazlarını dahî kılamazlar. Fâitesi olanlar, sünnetleri ve nâfileleri kılabilirler. Ama metrûkâtı olanlar, kazâları ödemedikçe nâfile namaz kılamazlar. Bunlar nâfile namaz kılarlarsa, [Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre günâh işlemiş olurlar], fakat Hanefî mezhebine görte günâh işlemiş olmazsa da, kıldığı namazlar makbûl olmaz, yani üzerindeki borç sâkıt olsa da sevâp verilmez, ecir alamazlar.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT