BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Yeşil sermaye deyip şirketleri tasfiye ettiler

Yeşil sermaye deyip şirketleri tasfiye ettiler

28 Şubat sürecinde haklarında soruşturma yapılıp davalar açılan şirketler, yaşadıklarını ve çeşitli suçlamalarla maruz kaldıkları durumu anlattı



> Mustafa SEZER / Uğur Küçük Türkiye, 12 Eylül darbesinin ardından 28 Şubat 1988’de ‘post modern’ adı verilen yeni bir ‘darbe’ türüyle karşılaştı. Bu darbe ile geçmişte olduğu gibi ordu yönetime el koymasa da Necmettin Erbakan’ın iktidarı Tansu Çiller’le paylaştığı Refah-Yol hükümeti, istifa etmek zorunda kaldı. O dönem siyasi anlamda olduğu kadar ekonomik anlamda da birçok insanın hayatını değiştirdi. O dönemde birçok şirket ‘yeşil sermaye’ adı altında gruplandırıldı ve faaliyetlerinin mutlaka ‘bir yerlere hizmet‘ olduğu iddia edildi. Bu süreçten etkilenen şirketler ise o dönem yaşadıklarını anlattı. Bunlardan birisi Dost Sigorta şirketinin kurucularından Mustafa Tekelli. Çeşitli zorlamalarla işten el çektirildiklerini anlatan Tekelli, “Sonunda 1.5 milyon lira zararla şirketi kapattık” diyor. 1991’de ‘elbirliği’ adı verilen sistemle insanları ev ve otomobil sahibi yapmak üzere kurulan Emin Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Emin Üstün de cezalardan çok çekmiş. Kendilerinin epey uzun olan ‘yeşil sermaye’ listesinin başlarında olduğunu anlatan Emin Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Emin Üstün, bugün geldiği noktada o dönemde şirketleri eş-dostun üzerine yapma çaresizliğine götüren süreci de şöyle anlatıyor: “Biz ve birçok şirkete irticacı baskısı yapıldı. Bu baskının bir yolu da maliyenin yakın takibi idi. Basın kanalının baskısının yanı sıra maliye tarafından da sıkı takip başlatıldı. Maliyeciler şirkete el konulacağını söylüyordu. Yasalara uygun olmayan şekilde, o dönemin kuruyla 3 milyon dolara tekabül eden ceza kestiler. Vergi mahkemesine dava açtık ve kazandık. Ceza iptal edildi. Baskılar durmayınca şirket varlıklarımızı eşin-dostun üzerine geçirdik.” 28 Şubat sürecinde yaşananları Afrika kabilelerindeki savaşlara benzeten emin Üstün, “Orada iki kabile arasında savaş vardı. Daha fazla malı olmasına rağmen ezilen taraf olan Hutu Kabilesi, daha fazla dayanamayarak savaş açtı ve diğerlerini öldürdü. Bizdeki azınlık grup ise hapse girdi. Dünyanın her yerinde bu tür küçük gruplar önce kullanılıp diğer çoğunluğu baskı altında kontrol eder. Sonra da ölür ya da hapse girer. Yani Afrika’dan hiç farkı yoktu o sürecin” diye anlatıyor o günleri. 1991 yılında ‘elbirliği’ adlı sistemle 40-50 bin kişinin otomobil, 3-4 bin kişinin ev sahibi olmasına vesile olan, 43 şubede 500 çalışanı bulunan bünyeyi yöneten şu Emin Üstün uyarıyı da yapıyor: “28 Şubat’ta nasıl laik-dindar ayırımı yapıldıysa bugün de aynı tehdit var. Bugün de Alevi-Sünni, Türk-Kürt gibi bazı kutuplaşmalar var. Yanı başımızda Suriye’deki olayları görürken insanların hâlâ böyle kutuplaşmalara gitmesi çok vahim. Fakat bunların ötesinde Türkiye’de insanlar 2 büyük futbol kulübü için bile bölünebilecek düzeyde maalesef. Emperyalist ülkeler tabii ki 28 Şubat döneminde ve daha önceki süreçlerde nasıl yaptıysa bundan sonrada bu ayrımcılığı körükleyeceklerdir.”
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 87143
    % -3.46
  • 5.7875
    % -2.96
  • 6.5899
    % -2.46
  • 7.3507
    % -2.54
  • 219.169
    % -2.33
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT