BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Abdullah bin Ahmed

Abdullah bin Ahmed

“Kim Allahü teâlâ ve Peygamberine itaat ederse, işte onlar, Allah’ın kendilerine ni’metler verdiği peygamberlerle, sıddîklarla, şehîdlerle beraberdirler.”



Hazreti Abdullah, Ahmed bin Hanbel hazretlerinin oğlu olup, hadîs hafızlarındandır. 213 (m. 828) senesinde doğup, 290 (m. 903) senesinde vefât etti. Babasının terbiyesinde yetişmiştir. Abdullah bin Ahmed bin Hanbel hazretlerinin bildirdiği hadîs-i şeriflerden bazıları: Babam, Ebû Hüreyre’den şu hadîs-i şerîfi bildirdi. Resûlullah efendimiz buyurdu ki: “Ramazan ayı gelince, rahmet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulur.” Ben bunu duyunca babama; “Fakat, Ramazan olduğu halde insanlar sara hastalığına yakalanmaktadır. Bu nasıl oluyor?” diye sordum. Bunun üzerine, babam bana; “Hadîs-i şerîf böyledir. Bu husûsta artık konuşma” dedi. Sonra yine Ebû Hüreyre’den (radıyallahü anh) şu hadîs-i şerîfi nakletti. Resûlullah efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) “Bir kimse Ramazan-ı şerîf orucunu, inanarak ve sevâbını Allahü teâlâdan umarak tutarsa, geçmiş günahları af ve mağfiret olur” buyurdu. “ÂHİRETTE NE YAPACAĞIM?” Usâme bin Zeyd anlatır: Resûlullah efendimiz Benî Mustalak kabilesi üzerine yapılan seferden döndüğünde, Abdullah bin Übey’in oğlu, münâfıkların başı olan babasına karşı kılıcını çekip “Muhammed insanların en şereflisi, en üstünü, ben ise en adîsi, en alçağıyım demedikçe, vallahi bu kılıcı kınına koymam” dedi. Bunun üzerine Abdullah bin Übey: “Vay Allah’ın belâsı vay! Muhammed insanların en şereflisi, en yükseği, ben ise, en âdisi, en alçağıyım” dedi. Resûlullah efendimiz bu hâdiseyi duyunca tebessüm edip, onun hareketini takdîr buyurdular. Abdullah ibni Abbâs (radıyallahüa anh) anlatır: Peygamber efendimize mübârek Eshâbından biri gelerek “Ya Resûlallah! Seni o kadar çok seviyorum ki, aklıma gelince sizi hemen gelip görmezsem, canım çıkacak gibi oluyor. Gelip seni görüyorum. Fakat ben âhirette ne yapacağım. Eğer Cennete girersem, muhakkak senden aşağı mertebelerde olacağım. Senden ayrılmak ise, bana çok zor gelecek. Ben Cennette de seninle olmak istiyorum” dedi. Resûlullah efendimiz hiçbir cevap vermedi. Daha sonra bu husûsta Allahü teâlâ Nisa sûresi altmışdokuzuncu âyet-i kerîmesini nâzil edip meâlen şöyle buyurdu: “Kim Allahü teâlâ ve Peygamberine itaat ederse, işte onlar, Allah’ın kendilerine ni’metler verdiği peygamberlerle, sıddîklarla, şehîdlerle, iyilerle beraberdirler. Onlar ne iyi arkadaştır...” Resûlullah efendimiz hemen o zâtı çağırarak, bu âyet-i kerîmeyi okuyarak müjdeledi.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT