BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Suriye'yi bekleyen 3 felaket senaryosu

Suriye'yi bekleyen 3 felaket senaryosu

Komşumuz Suriye hakkında önümüzdeki dönemde muhtemel manzaranın hiç de iç açıcı olmadığını söyleyebiliriz. Kısa vadede üç felaket senaryosu söz konusu olabilir...



Suriye'deki durum hızla Türkiye'nin en önemli güvenlik meselelerinden bir haline geliyor. Sınırımızda beliren yeni terör yuvası oluşumu, Irak Bölgesel Kürt Yönetimi'yle daha sıkı ilişkiler geliştirmemizin yolunu açtı. Davutoğlu bu amaçla geçen hafta Erbil'deydi. Fakat bu girişim de, Türkiye'nin bir süredir problemler yaşamakta olduğu Maliki hükümetinin sert tepkisini çekti. İran zaten Esad rejiminin yanında. Türkiye Irak'ın içişlerine müdahil bir ülke görüntüsü sergiledikçe, Maliki de Esad'a olan desteğini artırıyor. Suriye'den sonra bir diğer "sıfır sorunlu" stratejik ortağımız olan Irak'ı da kaybettik. Bölgede var olan karmakarışık ve çok bilinmeyenli denklemlerin nasıl sonuçlar doğuracağını tahmin etmek güç. Ama bazı senaryolar öne çıkıyor. Türkiye'nin en fazla arzu ettiği senaryo, Esad yönetiminin bir an önce devrilmesi, silahların derhal susması, yeni Suriye yönetiminin ülkedeki tüm kesimleri kapsayan geniş katılımlı bir hükümet kurması, ülkede demokrasinin kök salması, Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması ve yeni yönetimin Türkiye ile eskisinden çok daha yakın ilişkiler içine girmesi. Suriye için Davutoğlu ve arkadaşlarının temennisi olan bu Suriye senaryosu için herhalde "bundan iyisi Şam'da kayısı" demeliyiz. Gerçekleşme ihtimali sıfıra yakın olan senaryo budur. Davutoğlu'nun temennilerinden uzaklaşıp, biraz daha gerçekçi olursak önümüzdeki dönemde muhtemel manzaranın hiç de iç açıcı olmadığını söyleyebiliriz. Kısa vadede üç felaket senaryosu söz konusu olabilir: Birincisi, Esad'ın direnmeye devam ederek, kitlesel katliamlara girişmesidir. Binlerce insanın hayatını kaybettiği ülkede, şimdiye kadar tanık olmadığımız oranda büyük bir şiddet yaşanabilir. Devrilmemek için son güçlerini de pervasızca kullanan Baas mensupları ellerindeki tüm güçle muhaliflere saldırabilir. Bu çatışmalarda en büyük zararı da yine siviller görecektir. Çok küçük olmakla birlikte, kimyasal silahların kullanılma ihtimali de vardır. İkinci felaket senaryosu, Suriye muhalefetinin Esad'ın devrilmesinden sonra ülkede girişeceği "rövanş"tır. Ele geçirdikleri Suriye asker ve polislerini nasıl acımasızca dövdüklerini ve kurşuna dizdiklerini gördüğümüz "Özgür Suriye Ordusu" mensupları, Baasçı avına başlayabilir. Bu av kısa sürede Nusayri avına dönüşebilir. Böyle olunca da, bir musibetten tam kurtulmuşken, Suriye yeni bir musibete gark olur. Benzerini 2003'ten sonra Irak'ta gördüğümüz gibi, bu kez eski rejim yanlıları yeraltına inerek silahlı mücadele başlatırlar. Ülke uzun sürecek bir iç savaşa sürüklenir ve Lübnanlaşır. Üçüncü felaket senaryosu Suriye'nin üçe bölünmesidir. İktidardan uzaklaştırılan Baas, Lazkiye-Tartus hattında mezhep temelli bir yeni devlet kurmaya çalışabilir. Bunu yapabilmek için de, söz konusu bölgedeki Sünni nüfusu sindirmeye ve yok etmeye girişebilir. Diğer yandan Kürtler de kendi devletlerini kurma teşebbüsünde bulunabilirler. Esad sonrası sancılı geçiş döneminde, tıpkı Libya ve Mısır gibi ülkelerde olduğu gibi, iç siyasi çekişmelerle boğuşacak olan yeni Suriye yönetimi ülkenin bölünmesini engelleyebilecek tedbirleri almakta aciz kalabilir. Nusayrilere ve Kürtlere karşı şiddet kullanarak bölünmeyi önlemeye kalkışması halinde ise, bölünme daha fazla kan dökülerek gerçekleşir. Felaket senaryolarının gerçekleşmesini önlemenin yolu Suriye rejiminin devrilmesi için -Türkiye dâhil- bazı ülkeler tarafından gösterilen gayretin, Suriye muhalefetinin kontrol altına alınması için de gösterilmesidir. "Suriye Halkının Dostları" adı altında yapılan uluslararası toplantılar kurumsal bir nitelik kazanmalıdır. Yeni Suriye'nin sorunsuz biçimde kurulmasına katkı sağlamak isteyen ülkeler arasında iyi işleyen bir koordinasyon mekanizması kurulmalıdır. Geçtiğimiz Cuma Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen Suriye kararı hukuki referans olarak alınmak suretiyle, Suriye için çok uluslu bir acil eylem planı yürürlüğe sokulmalıdır. Suriye'nin geleceğinde Türkiye'nin etkin bir rol oynayabilmesi için ön şart evvela kendi iç güvenlik meselesini çözmüş olmaktır. Türkiye bunu kısa vadede başaramayacağına göre, Yeni Suriye'nin şekillendirilmesini sınırın öte yanından seyretmekten gayri yapacağı bir şey yoktur. Tabii Davutoğlu'nun yeni Suriye hayalleri kurmasını ve güzel temennilerde bulunmasını engelleyen bir yasak da yoktur.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 107461
    % 0.93
  • 3.662
    % 0.49
  • 4.3021
    % -0.03
  • 4.8237
    % -0.18
  • 151.275
    % -0.37
 
 
 
 
 
KAPAT