BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Virgül gibi eğilmek!

Virgül gibi eğilmek!

Çaresizlikte, çare üretmek adına her yolu deneyen Beşiktaş Yönetimi, şimdi bir büyük yanlışa daha imza atmak üzere... Başkan Fikret Orman’ın, kulübün mali yapısı konusunda büyük çabalar sarf ederken, futbol takımının gidişatı ile ilgili konuları başkalarına bırakması, işin içinden çıkılmaz sıkıntıları da beraberinde getirdi... Kimse, Beşiktaş’ta gerekli transferlerin yapıldığını söyleyemez...



Çaresizlikte, çare üretmek adına her yolu deneyen Beşiktaş Yönetimi, şimdi bir büyük yanlışa daha imza atmak üzere... Başkan Fikret Orman’ın, kulübün mali yapısı konusunda büyük çabalar sarf ederken, futbol takımının gidişatı ile ilgili konuları başkalarına bırakması, işin içinden çıkılmaz sıkıntıları da beraberinde getirdi... Kimse, Beşiktaş’ta gerekli transferlerin yapıldığını söyleyemez... Bırakın gerekli transferleri, eldekilerin bile bozuk para gibi harcandığı bir ortamda, siyah-beyaz renklere gönül verenlerin suratlarından düşen bin parça: “Galiba, bu sezon her kulvarda nal toplayacağız!” Samet Aybaba’nın “Gençlere güveniyorum” tezi, bir yerde Türk futbolu açısından değişik bir yaklaşım... Eğer sabredilirse, kazanılacak bir-iki genç Beşiktaş’ın geleceğinde iyi bir yer edinebilir... Ama burası Türkiye... Hele teknik direktörlerin kulüplerdeki devamlılığı, tamamen skora endeksli... Alınacak kötü sonuçların çokluğu, hiçbir teknik direktör için “Olsun, sen yoluna devam et” anlamı taşımaz... Hele, ezeli rakiplerle yapılan yarışta geri kalınacak olması, zirveden uzaklaşılması Beşiktaş’ta, hem yönetimin, hem de teknik direktör açısından kötü not anlamına geleceğinden, sabırlarından taşması anlamını taşıyacaktır... Samet Aybaba’nın daha göreve gelir gelmez “Quaresma’yı istemiyorum” deme yanlışlığı, Portekizli futbolcuya davranış bozukluğu, şimdi yerini “Quaresma sana ihtiyacımız var” anlayışına bırakacak gibi... İyi güzel de, dün “Tu kaka” dediğin adam, bugün “can simidi” oluyorsa o teknik adamın Beşiktaş’taki duruşu ne anlama gelecek peki? Ya sözünün arkasında duracaksın, ya da şartlar el vermeyince virgül gibi Quaresma’nın önünde eğilmeyeceksin... O zaman bunun adı, eyyamcılık ve tutarsızlıktan başka bir şey olabilir mi? >> Demirören değişmiş! F.Bahçe’nin 5 maçlık cezası için: “Bizim federasyonumuz hiçbir şiddet olayını affetmeyecek.” Türkiye’nin UEFA sıraması için: “UEFA’da Fair Play sıralamasında 43.yüz... Bu ayıptan Türkiye’yi kurtaracağız.” Federasyonda olmayan G.Saraylı üyelik için: “Ben G.Saray’ın hakkını yedirmem...” Daha önce söylediği “F.Bahçemiz” sözü için: “Asla pişman değilim... F.Bahçe’nin Avrupa Kupalarına katılacağını, başkan olduğum gün anladım.” Beşiktaş’ın yeni yönetimi için: “Fikret Orman iyi başkanlık yapıyor.” Eee... Fazla konuşmuyor denilen bir federasyon başkanı, daha ne desin? >> Asmak mı, alkışlamak mı? Olimpiyatlar, bir ülkenin katılmaktan mutluluk duyduğu, hele madalyaların gelmesi ile de en büyük havayı atacağı bir en büyük spor organizasyonu... 181 sporcu ile gitmenin gururunu, ne yazık ki, şu güne kadar bir madalya ile taçlandıramayışımız, bizleri ne kadar üzse de, bir yerde bu üzüntünün boşuna olduğunu düşünüyoruz... Tamam; sporcularımız belli ki iyi hazırlanmamış bu oyunlara... Hocalar, bu işin baş suçlusu... Ama biz suçlu arayacağımıza, olimpiyata katılmanın gururunu yaşamalıyız... Dünyanın en önemli yıldızlarıyla yan yana koşmak; mücadele etmek, onlardan bir şeyler kapmak da bizim açımızdan önemli olmalı... Yoksa idam sehpalarını hazırlayalım, dönüşte kim başarısız onları asalım, öyle mi? Ya da mutlaka bir suçlu aramak adına, federasyon başkanlarının kellelerini koparalım... Çare bu mu? Biz başta basketbolcularımız olmak üzere, voleybolcu bayanlarımızla gurur duymalıyız önce... Muhtemelen gelecek bir iki madalya ile dövünmek yerine övünmeyi bilmeliyiz... Eğer Türkiye 181 sporcu ile gidip, tös tös geri dönse bile sebep olarak adam harcamak yerine, gelecek olimpiyatlar için, daha bilimsel çalışmaların programlarını, daha kalifiye elemanlarla, hatır-gönülü bir kenara bırakıp hazırlanırsak, o zaman bu olimpiyatlardan bir şey kapmış anlamı çıkar... Yoksa Derya Büyükuncu gibi madalyasız rekortmenlerle hava atacaksak, güreşte, boksta dünya standartlarındaki çalışmayı yakalayamazsak, işin ayıbı işte o zaman karşımıza çıkar... Ders, nerede alınırsa alınsın derstir... Yeter ki, o derslerden hissemize bir şeyler düşsün...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 107202
    % 0.35
  • 3.5161
    % -0.05
  • 4.128
    % -0.07
  • 4.518
    % -0.41
  • 145.919
    % -0.07
 
 
 
 
 
KAPAT