BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Olimpiyat Faciası!..

Olimpiyat Faciası!..

Resmen ve alenen kandırıldık, milletçe, ülkece kandırıldık!.. “En kalabalık kafile” göz boyamaları, “sporcu sayımız bakımından bütün olimpiyatların rekor kafilesi” pompalamaları ile gittiğimiz Londra’daki durumumuz tamı tamına “içler acısı” bir facia!.. “Kötü” olur da, “bu kadar” mı kötü olur?..



Resmen ve alenen kandırıldık, milletçe, ülkece kandırıldık!.. “En kalabalık kafile” göz boyamaları, “sporcu sayımız bakımından bütün olimpiyatların rekor kafilesi” pompalamaları ile gittiğimiz Londra’daki durumumuz tamı tamına “içler acısı” bir facia!.. “Kötü” olur da, “bu kadar” mı kötü olur?.. “Başarısız” olunur da , bu kadar mı “başarısız” olunur?.. “Bir avucu hariç”, öve öve bitiremediğimiz kadın voleybolcularımız dahil, “ne yapacaklarını anlamamış, ne yaptıklarını bilmeyen”, ama içlerinden bazılarının ağzına yapışan “had sınırını çok aşmış, küstahlık sınırına ayak basmış” açıklamalarla hedef saptırmaya çalışan bir “hezimet kadrosu” ile karşı karşıyayız; yöneticisinden, hocasından, sporcusuna kadar!.. Yüzleri kızaracağına, özür dileyip susacaklarına, “modern olimpiyatların kurucusu” Baron Pierre de Coubertin’in “ünlü” sözünün arkasına sığındılar; “Olimpiyatlarda en önemli unsur kazanmak değil, katılmaktır!..” Çok iyi bilinmelidir ki, Baron de Coubertin bu sözüyle “Önemli olan kazanmak değil, Londra’ya gitmektir” demek istememiştir. Bakınız, Modern Olimpiyat Oyunları’nın kurucusunun “bu sözünün devamı vardır” ve “o” devam, “katılmaktan ne kastettiğini” anlatır: “Olimpiyatlarda en önemli unsur kazanmak değil, katılmaktır. Hayattaki en önemli unsur zafer değil, mücadeledir. Önemli olan birinci gelmek değil, mücadele etmektir!..” İşte bu sebeple, “sakatlanmadığı hâlde mücadele etmeden”, bir gün sonra yarışacağı 1500 metre finalini düşünüp, 800 metrede “başladığı eleme yarışını yarıda bırakan” Cezayirli orta mesafe koşucusu Makhloufi, Olimpiyat Oyunları’ndan diskalifiye edilmiştir. Modern Olimpiyatlar’ın bir de sloganı vardır; “Daha hızlı / daha yüksek / daha güçlü!..” Ve bir yemini vardır; “Olimpiyat Oyunlarında ülkemin şerefi ve sporun zaferi için kurallara uyarak dürüst yarışacağımıza ve gerçek sportmenlik ruhu içinde mücadele edeceğimize and içeriz.” Bütün bunlar gösteriyor ki; “İş, Londra’ya gitmekle ve Olimpiyat katılım belgesi almak ile bitmiyor” ve bitmez elbette!.. Havuzda boğulmak, halterin altında kalmak, minderi utandırmak, “katılmak” değildir; “ülkenin şerefi, sporun zaferi için yarışmak, gerçek sportmenlik ruhu içinde mücadele etmek” hiç değildir!.. Londra’da olanları görüyoruz ve yaşıyoruz ve hâlâ diyoruz ki; “Biz de olimpiyat yaparız, hem daha iyisini yaparız!..” Evet, belki “milyar dolarları, TL’leri, euroları dökersek”, stadını, salonunu, havuzunu, pistini, olimpiyat köyünü yaparız; ama “ya olimpiyat sporunu ve sporcusunu?..” Spor tarihimizin “en büyük başarısızlığına imza atan” bu yöneticilerle, bu ehliyetteki hocalarla, “olimpiyat ruhunun zerresini içine sindiremediği” belli olan bu zihniyetteki sporcular (Elbette istisnaları hariç tutuyorum) ile “olimpiyat yapmak”; öyle mi?.. Önce “spor terbiye ve disiplini, sonra olimpiyat ruhu ve mücadele arzusu ile dolu” sporcular yetiştirmedikçe, bu sporcuları yetiştirebilecek hocaları bulmadıkça, iş başına “bu hocaları ve sporcuları bulup, onlara her türlü imkânı sağlayacak” yöneticileri getirmediğimiz sürece, “Olimpiyat yapsak” ne olur, “yapmasak” ne olur?.. Dahası, “gözü Alex’ten, Quaresma’dan, Melo’dan başka bir şey göremeyen” ve “Olimpiyatlardaki büyük kandırılışımızın sinyallerini verebilecek” bir “olimpiyat öncesi araştırmayı bile yapamayan” ve böyle bir araştırmayı, hiç olmazsa olimpiyat öncesi, Aziz Yıldırım’ların, Ünal Aysal’ların, Yıldırım Demirören’lerin manşetlerinin “önüne hiç değil, yanına dahi değil, altına bile koyamayan” spor medyamızla mı, “olimpiyat yapacağız?..” Güldürmeyin beni!..
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 108499
    % 1.21
  • 3.4971
    % -0.54
  • 4.1189
    % -0.3
  • 4.5075
    % -0.35
  • 144.824
    % -0.3
 
 
 
 
 
KAPAT