BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dînimizde zekâtın önemi

Dînimizde zekâtın önemi

Zekât, çalışamayacak kadar hasta, sakat olanlara ve çalışıp da güç geçinenlere verilir. Allahü teâlâ, böyle fakîrleri milletin içinde kırkta bir yaratmıştır.



badetlerin faydaları, sadece fertlerle sınırlı değildir. Namaz kılmanın da, oruç tutmanın da toplum açısından önemi inkâr edilemeyecek derecede bârizdir. Zekât, Kur’ân-ı kerîmde namazla birlikte zikrolunmaktadır. Bazı ibâdetler toplumun âhengini, düzenini önemli ölçüde etkiler. Meselâ oruçta, bu özellik çok bâriz (belirgin) bir şekilde gözlemlenir. Cemâatle kılınan namazların sosyal ilişkiler açısından ne kadar önemli etkisi olduğunu kim inkâr edebilir? Zekâtta bunlara ilâveten sosyo-ekonomik dengeleri olumlu yönde etkileyen çok hikmetli özellikler vardır. Zekâtların, nice bunalmış insanların sıkıntı ve problemlerine çözüm ve rahatlık sağladığı herkesin bildiği bir gerçektir. Zekât, Kur’ân-ı kerîmin birçok yerinde namaz ile beraber zikrediliyor. Meselâ Bakara sûresinin 43. âyetinde: “Namazı kılın, zekâtı verin” buyuruluyor. Zekât çok önemli bir ibâdettir. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: “Allah’a ve Resûlüne inanan zekât versin”, “En fazîletli ibâdet namaz, sonra zekâttır” ve “Zekât vermeyenin namazı kabûl olmaz.” [Taberânî] [Zekât vermemek harâm olduğu için, böyle günâhkârın kıldığı namaz sahîh olup, borcu ödenirse de; namazdan hâsıl olacak sevâba kavuşamaz. Her günâh da böyledir.] VERMEYENLERİN DURUMU!.. Sevgili Peygamberimiz, bazı hadîs-i şerîflerinde de şöyle buyuruyorlar: “Zekât vermeyen, temiz malını kirletir.” [Taberânî] “Zekât vermeyene Allah la’net eder.” [Nesâî] “Zekât vermeyen, kıyâmette ateştedir.”[Taberânî] “Zekât vermeyen, kıtlıklara marûz kalır.” [Taberânî] “Zekât vermeyen toplum, rahmetten mahrûm kalır.” [Taberânî] “Zekâtı verilmeyen mal, kara veya denizde telef olur.” [Taberânî] “Hastayı sadaka ile, malı zekât ile koruyun.” [Deylemî] “Zekât, karıştığı malı ifsâd eder.” [İmam Ahmed bin Hanbel hazretleri, bu son hadîs-i şerîfi, “İhtiyâcı olmadığı hâlde, zekât olarak alınan mal, diğer malları helâk eder” diye açıklamıştır. [Tergîb] “Malın temizlenmesi için zekât farz kılındı.” [Hâkim] “Zekâtını veren, o malın şerrinden korunur.” [Beyhakî] Kur’ân-ı kerîmde, “... Altın ve gümüşü biriktirip de onları Allah yolunda sarf etmeyenler (harcamayanlar) var ya, işte onlara elem verici bir azâbı müjdele! (Bu paralar) Cehennem ateşinde kızdırılıp bunlarla onların alınları, yanları (böğürleri) ve sırtları dağlanacağı gün (onlara denilir ki): “İşte bu, kendiniz için biriktirdiğiniz servettir. Artık yığmakta olduğunuz şeylerin (azâbını) tadın!” buyuruldu. [Tevbe, 34-35] “Allah’ın, kereminden kendilerine verdiklerini (infâkta) cimrilik gösterenler; bunun, kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar; hayır o, kendileri için şerdir. Cimrilik ettikleri şey de kıyâmet gününde boyunlarına dolanacaktır...” [Âl-i İmrân, 180] Bu acı azâplardan kurtulmak için malların zekâtını, tarla mahsûllerinin, sebze ve meyvelerin uşrunu (öşrünü) vermek şarttır. Bilindiği üzere zekât kırkta bir, uşur (öşür) ise onda bir olarak verilir. FAKÎRLERE KÂFÎ GELİR... Zekâtı muhtaçlara vermelidir. Zekât, çalışamayacak kadar hasta, sakat olanlara ve çalışıp da güç geçinenlere verilir. Allahü teâlâ, böyle fakîrleri milletin içinde kırkta bir yaratmıştır. Sevgili Peygamberimiz: “Zenginlerin zekâtı, fakîrlere kâfî gelmeseydi, Allahü teâlâ, fakîrlerin rızkını başka yollardan verirdi. Aç kalan fakîr varsa, zenginlerin zulmü yüzündendir” [El-Askerî] buyurmuştur. Bir günlük yiyeceği olanın, zekât veya sadaka istemesi harâmdır. Eli ayağı tutup da çalışabilenlerin zekât istemeleri harâmdır. Fakat istemeden verilen sadakayı, zekâtı alması câizdir. Yani istemediği hâlde, kendisine zekât verilirse, alması günâh olmaz. Muhtaç olmayan fakîrin, verilen zekât veya sadakayı almaması iyi olur. Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), zekât olarak verilen bir deveyi isteyen bir zâta: “Şişman birinin, sıcakta terleyip vücûdunu yıkadığı kirli su içilir mi? Zekât böyle kir gibidir” (İmâm Mâlik) buyurdu. Birisi zekât toplamak için vazîfe isteyince de: “Seni, insanların yıkayıp attıkları kirleri toplamaya memûr etmek istemem” (İbn-i Huzeyme) buyurdu.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT