BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gözü kara çocuklar mücahide kadınlar

Gözü kara çocuklar mücahide kadınlar

Sa’d’ın boyu o kadar ufaktır ki, Medine’ye dönerken kılıcının ucu yere değer ve yürüdükçe iz bırakır ardı sıra. Sahabeler zikzaklanan çizgiye bakar, hislenir duygulanırlar. Ümm-i Ümare kırba ile su dağıtacak, yaraları saracaktır. Lâkin savaş kızışınca dayanamaz, kılıcını kaptığı gibi meydana fırlar. Oğlu ve kocasıyla Efendimize “kalkan” olurlar.



Efendimiz’inizinde-24 M. SAİD ARVAS yazıyor msarvas@ihlas.net.tr Kureyşliler Uhud’a 3 bin savaşçıyla gelirler, iki yüzü atlı, yedi yüzü zırhlıdır. Yanlarında 3 bin de deve vardır. Medineliler ancak bin kişi çıkarabilirler ki bunlardan üç yüzü münafıklık yapar, müminleri yolda bırakırlar. Tam da saflar sıralanırken. Hani hiç katılmasalar bu kadar zararları dokunmaz. Hâlbuki çocuklar seve seve gelirler, büyük bir aşkla, ihlâsla. Usame bin Zeyd, Abdullah İbn-i Ömer, Zeyt bin Sabit, Bera bin Âzib, Amr bin Hazm, Useyd bin Zuheyr, Zeyd bin Erkam, Arabe bin Evs ve Numan bin Beşeri... Bıyıkları terlememiştir daha. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Beni Harise’nin kardeşi Semure bin Cündüb ile Rafi bin Hadic’i kenara ayırırlar. Tanıyanlar “Efendim” derler, “Rafi iyi ok atar!” - Tamam o zaman, kalsın. Semure ağlamaklıdır, babası Mürey bin Sinan, “Ya Resulallah” der, “benim oğlum güreşte Rafi’yi yeniyor ama.” Efendimiz minik Semure’ye bakıp sorarlar, “Sen Rafi’yi yenebilir misin?” - Yenerim. -Güreşin o zaman! Semüre hızla dalar Rafi’yi yıkar. - Tamam sen de kal! Sa’d (Ebu Said Hudrî) dahi safta yerini almıştır. Henüz 12 yaşındadır, gözlerini cenklerde pişmiş cengaverler gibi kısmış, ufukları taramaktadır. Elinde harbeye benzetilmiş yamru yumru bir değnek, belinde eğreti bir kılıç vardır. Titreyen dudaklarına bakılırsa “dön” dendi mi boşanacak, hüngür hüngür ağlayacaktır. Babası onu Resûl-i Ekrem’e takdim ederken büyük görünmek için parmaklarının üzerinde yükselir, derin bir soluk alıp ciğerini şişirir. Merhametlilerin en merhametlisi ona şefkatle bakar, bakar ve mübarek ellerini omuzlarına koyarlar. “Gelmekle ne iyi etmişsin Ya Sa’d” buyururlar, “Ama senin vazifen Medine’de. Hepimiz burada olursak, kadınlarımızı, çocuklarımızı kim koruyacak?” Sa’d disiplinli bir er gibi “başüstüne” der, Medine’ye döner. Boyu o kadar ufaktır ki kılıcının ucu yere değer ve yürüdükçe iz bırakır ardı sıra. Sahabeler zigzaglanan çizgiye bakar, hislenir duygulanırlar. * Amr bin Cemuh’un dört oğlu da Uhud’a katılır. Kendisi hayli yaşlanmıştır. Üstelik ayağı aksamaktadır. Savaşa katılmak istedikçe “sen evde kal” derler, “mükellef değilsin nasıl olsa!” Bakar olacak gibi değil Efendimize çıkar: “Ya Resulallah, ben şehit olmak istiyorum, sakatsın diyorlar. Topallar cennetin yeşilliklerine basamayacaklar mı?” Onu da alırlar aralarına. * Uhud günü Efendimiz yatsıyı kıldırıp sorarlar: Bu gece bizi kim bekler? -Ben! -Kimsin sen? -Zekvan. “Oturabilirsin” buyururlar. Yine sorarlar “Bu gece bizi kim bekler?” -Ben! -Kimsin sen? -Ebû Seb. -Oturabilirsin. Yine sorarlar “Bu gece bizi kim bekler?” -Ben. -Kimsin sen? - İbn-i Kays Tamam üçünüz kalkın. Tek kişi kalkar. -Diğerleri nerede? -Efendim üçüne de ben ses vermiştim. Seb’in babası Zekvan bin Abd-i Kays! Efendimiz duygulanırlar “Git bizi sen bekle ve koru. Allah da seni korusun” buyururlar. * Uhud gazasına bazı hanımlar da katılır. Hesapta Ümm-i Ümare kırba ile su dağıtacak, yaraları saracaktır. Lâkin savaş kızışınca dayanamaz, kılıcını kaptığı gibi meydana fırlar. Allah’ın Habibine saldıran bir müşriği atından düşürüp öldürür. Ancak darbe almaktan kurtulamaz. Örtüsü fistanı al kanlara boyansa da durmaz, kocası ve oğulcuğu ile kavganın odağına koşar. Efendimize adeta “zırh” olurlar. O hengâmede uzun boyu ile dikkat çeken bir silahşör, oğlu Abdullah’ı yaralar. Ümm-i Ümare oğlunun kolunu alelacele sarıp sarmalar ve “haydi kalk” der, “cenk bitmedi daha!” Abdullah’ı yaralayan silahşör, yeni bir hedef arıyordur ki Server-i âlem “İşte, oğluna vuran adam” buyururlar. Ümm-i Ümare yay gibi boşanıp adamı yakalar. Boyu yetişmediği için bacaklarını budar. Kibirli silahşör hurma kütüğü gibi devrilir. Resulullah mübarek dişleri görünecek kadar gülümser ve ona dua buyururlar. Kureyş müşriklerinden İbni Kamia, güçlü bir savaşçıdır. Önüne çıkanı yıkar, nitekim kılıcını Hazret-i Mus’ab’ın mübarek kanıyla boyayıp, Efendimizi aramaya başlar. Ne zaman ki Resulullah’ı görür, hınçla, hırsla hücuma kalkar. Ümm-i Ümare yaralı olmasına rağmen önüne çıkar. Bir yandan İbn-i Kamia’nın atının dizginlerine yapışır, bir yandan kılıcını sokacak boşluk arar. Taşıdığı zırhlarla adeta ayaklı kaleyi andıran bu insan azmanı emeline nail olamaz. İbn-i Kamia, Nesibe Hatun’un boynunu omzuna kadar yaracak ve bu iz kapanmayacaktır hayatı boyunca. / Hamne bint-i Cahş mücahidleri karşılayan kadınlar arasındadır. “Kardeşin Abdullah şehid oldu” derler, sükûnetle karşılar “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn...” - Dayın Hamza şehid oldu. - İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn... Ancak kocası Mus’ab bin Umeyr’in şehadetini duyunca, hıçkırıklarına mani olamaz. Efendimiz “Kadın için kocası bir yana” buyururlar, “diğerleri bir yana!” * Übeyy bin Halef, Efendimizi öldürmek için and içmiştir. Fırsatını bulunca saldırır. Efendimiz “bırakın gelsin” buyururlar, Haris bin Suma’nın harbesini alır, koltuk altından vururlar. Ciddi bir yara almamış, kanı akmamıştır gelgelelim mel’un kâfiri telaş basar. “Muhammed vurduysa helâk olurum” der, “onun Allah’ı beni yaşatmaz!” Dediği gibi de olur, sabaha kadar bağırır, debelenir. Mekke’ye dönerken Serf denilen mevkide canı çıkar. Beni mi çağırdın ya Sıddîyk? Efendimizin güzel gözleri nemlendi, “o şehit oldu” diyemedi. Elleriyle arkayı işaret edip yürüdüler. Efendimiz (Sallallahü aleyhi ve sellem) o gün şehadetten söz açmışlardır: “Şehitler, mahşer meydanına gelirken; Peygamberler ayağa kalkar. Onlar; çocuklarından, akraba ve dostlarından 70 bin kişiye şefaat eder (Cehennemden kurtarırlar)” Hazret-i Nevfel soluk soluğa eve koşar. İki oğlunu ve hanımını alıp, huzura çıkar. “Yâ Resûlallah! Bir duâ etsem âmin der misiniz?” Gül yüzlü Resûl tebessüm buyururlar. “Yâ Rabbi, Nevfel kulunu şehid, yavrularını yetim, hanımını dul bırak!” Bu içli niyaza hanımı ve çocukları da katılırlar. Nitekim Nevfel çıktığı ilk gâzada (Uhud’da) şehid olur. Kâfirler mübarek naaşını paralar, tanınmaz hale sokarlar. Hazret-i Ali Anlatır: “Uhud Gazâsından dönüyorduk, Medine’ye yaklaşınca kadınlar ve çocuklar istikbale (karşılamaya) çıktılar. Allahü teâlânın takdirine razıydılar ama yine de gözlerinde bir ümit, bir merak... Beyleri, oğulları, babaları dönecek mi acaba? Nitekim Nevfel’in hanımı, çocukları ve ihtiyar anası “Gazânız mübârek olsun Yâ Resûlallah” dediler, Nevfel’i sordular. Efendimizin güzel gözleri nemlendi, “o şehit oldu” diyemedi. Elleriyle arkayı işaret edip yürüdüler. Peşlerinden Ammar’la beraber geliyorduk, Bu defa bize yöneldiler. Resulullah’ın vermediği haberi nasıl verebilirdik ki? Aynen onun yaptığı gibi yaptık, elimizle arkayı işaret ettik, geçtik. Hattaboğlu Ömer de, aynı şekilde hareket etmek zorunda kaldı, Osman bin Affan da... En sondan Ebû Bekir Sıddiyk geliyordu, yanında Muaz bin Cebel ve Zübeyr bin Avvam. Gerçekten zor durumdaydı, onun “arkada işareti” yapmak gibi bir şansı kalmamıştı. Izdırabını anlayabiliyordum, hem doğruyu konuşmalı, hem de Resûlullah gibi davranmalıydı. Nevfel’in yakınları onu da çevirip halkaladılar, her biri ayrı tondan sordu: “Nevfel’e nerde? Ona bir şey mi oldu yoksa?” Hazret-i Ebubekir gözlerini yumdu ve inlercesine haykırdı: Yâ Allah! Gel be Nevfel! Sahraya nasıl bir sükût çöktü anlatamam. Birden ovayı nal sesi doldurdu, at hızla yaklaştı. Süvari dizginleri çekti ortalık toz duman. “Lebbeyk ya Sıddiyk. Beni mi çağırdın?” Aaaa Nevfel. Eskisi gibi neşeli sıhhatli, ne kesik var, ne yara... Az evvel elimizle defnetmiştik oysa, kanlı libaslarıyla... Hadisenin ardından Cebrail Aleyhisselâm Efendimize haber getirir: “Hak teâlânın selâmı var. Eğer mağara arkadaşın bir kere daha “Allah” deseydi yüceliğim hakkı için, bütün şehitleri diriltirdim.” Nevfel bundan sonra uzun yıllar yaşar. “Yemame” cenginde umduğuna kavuşur, şehadet şerbetini yudumlar. Fotoğraflar:?İrfan Özfatura YARIN: HENDEK?ÖNLERİNDE
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 107015
    % 0.14
  • 3.5231
    % -0.09
  • 4.1216
    % -0.12
  • 4.5307
    % -0.04
  • 145.58
    % 0.35
 
 
 
 
 
KAPAT