BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Kâtiller korunamaz!

Kâtiller korunamaz!

Taksim’de işlenen ve “Türkiye üzerine oynanan oyunlara yenilerini ekleyecek olan” cinayete her kim ki “mazeret aramaya” ya da “uydurmaya” kalkar; “bundan böyle işlenecek benzer cinayetlerden de sorumlu olacaktır!”



Taksim’de işlenen ve “Türkiye üzerine oynanan oyunlara yenilerini ekleyecek olan” cinayete her kim ki “mazeret aramaya” ya da “uydurmaya” kalkar; “bundan böyle işlenecek benzer cinayetlerden de sorumlu olacaktır!” Elbette, 10-15 “sarhoş ingiliz serserinin” yaptıkları rezalete göz yummak mümkün değildir! Türk ve G.Saray bayraklarına, genç kızlarımıza, iş yerlerimize, sokaklarımıza, caddelerimize yaptıkları saygısızlıkların hatta “fiili tacizlerin” cezasız kalmasını da isteyen yoktur! Ama bu ceza, “bile bile, düşünüle düşünüle, planlar kura kura işlenecek” cinayetler olamaz! Sen “polise gidip şikâyet edeceğine”, sen hadi “öfkeden kızgınlıktan deliye dönüp” sokak tabiri ile “biraz okşayarak, hadlerini bildireceğine” gidip “6 tane bıçak alıyor, onları dağıtıyor” sonra da “bir kişiyi 17 yerinden” ötekini “6 yerinden” bıçaklıyorsun! Arkadaşına “sun’i teneffüs yaptırmak isteyen, nefes veren” bir başka ingiliz’in de kafasına kafasına “kalın sopaları indiriyorsun!” Bunun “insanlıkla”, bunun “müslümanlıkla”, bunun “Türklükle” ilgisi var mı? Evet yazılarımda açık açık yazdım: “Hiçbir neden, hiçbir tahrik böyle bir cinayetin sebebi, bahanesi olamaz!” Zira “Allah’ın verdiği canı, ancak Allah geri alır!” “Eğer yasalarında varsa ve onun karşıtı olan suçu işlemişse” bir de “devletin idam etme yetkisi” olabilir! Üstelik “ortada” meşru müdafaa da yoktur! Meşrû müdafaada “silâh eşitliği ve cana kastın mevcudiyeti” şarttır! Öyleyse; gerisi “cinayettir!” Savunulamaz! Mazeretlerin arkasına konulamaz! Üstelik “Taksim’de o gece, o saatlerde olayları” binlerce ve binlerce kişi gördü; yaşadı! Neden “olaylara karışanlar”, cinayetleri işleyenler “birkaç sabıkalı?” Uyuşturcu bilmem nesinden, yaralanmalara, “maçlara döner bıçakları, saldırmalarla gelmelerden”, adam dövmelere kadar “bir yığın sabıkası olan” serseriler? Türk bayrağının, Galatasaray bayrağının, bacımın, karımın namusunu korumak “bunlara mı kalmış?” Sevgili Ali Sami Alkış “böyle düşünen ve yazanlar için” demeye getiriyor ki: “Entel liboşlar!” Yooo! Ben “entel liboş değilim!” Hiç bir zaman da olmadım! Ama “işte böyle düşünüyorum” ve düşünmeye de devam edeceğim! Türk hükümeti atlamıştır! içişleri Bakanı atlamıştır! O saatlerde “Taksim’de ve civarında bulunan” onlarca “emniyet amiri” ve “yüzlerce polis” atlamıştır! “Affedilmez, affedilmez” bir “görev ihmâli vardır!” Gaflet vardır! Ama “bunların karşılığı” iki kişiye “23 defa saplanan bıçaklar” ve “alınan iki can” olmamalıydı, olamazdı! Japonya’da olsa, kimbilir “şu ana kadar” kaç yetkili “istifa ederdi!” Bizde “üzerine alınan” yok! ingiltere’de kıyamet kopuyor; “Türkler gelirse kurşunlarız” yaygaraları arasında , “güvenlik konusunda tam bir garanti verilemeyeceği” yönünde hem de “resmi açıklamalar yapılıyor!” Bizim “anlı-şanlı” Spor Bakanımız “Bu iki kulübü ilgilendirir” diyerek “olaya hükümetçe müdâhale etmeyeceklerini” söyleyebiliyor! “Geçen yıl” Juventus’un Türkiye’ye gelişinde “italyan Hükümeti” ne yapmış, neler yapmış bir dönüp baksa, “neleri yapması gerektiğini” çok iyi görecek ama “nerede o zihniyet?” Futbolun “kendi üzerine düşmeyen” her şeyine “karışmayı” adeta görev bilen bir Bakan’ın, “böyle bir olayda seyirci kalması”, Taksim’de neden “insanlar öldürülürken” yetkililerin “adeta seyrettiğini” ortaya koymuyor mu? Türk Bayrağının, Galatasaray Bayrağının, bacımın, karımın “namusunu” Taksim Meydanı’nda ve Beyoğlu Sokakları’nda “devlet değil” sokak serserileri “bu yüzden” hem de “cinayet işleyerek” korumaya kalkmıyor mu? Yarın da ingiltere’de “herhalde” Leeds serserileri koruyacaklar!.. Bu nasıl iştir? Yooo beyler, hiç kimse “bu cinayetlere mazeret aramasın!” “Bu cinayetlere bulunacak mazeretler”, yarınlarda “akacak yeni yeni kanların da mazeretleri olacaktır!” Konya tribünlerindeki “PKK’lılar” tezahüratlarına müdahale etmeyen, Diyarbakır tribünlerindeki “şeriatçılar” temposunu seyreden “sorumlular” ve “bunların üzerine gidemeyen” medya akan kanlardan da, akacak olan kanlardan da sorumludur! Türkiye’nin ve Galatasaray’ın “güzel imajına” çok büyük bir darbe vurulmuştur! “ingiltere’de herkesin şikâyetçi olduğu” Bulvar basının “tek taraflı ve haysiyetsiz” yayınlarına öfkelenerek, “aynı frekansta yayınlar yaparsak” davayı baştan kaybederiz! Fatih Terim “herkese, ama herkese” insanlık dersi vermiştir; “Keşke bu maçı kaybetseydik de o iki insan ölmeseydi!” Evet, “hiç bir maç, hiç bir galibiyet bir insanın canına karşılık olacak kadar” değerli değildir! O insan “bir holigan olsa bile!”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT