BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > PKK sansasyon peşinde...

PKK sansasyon peşinde...

Bizler bu yazıyı okurken, belki de CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün, PKK tarafından bırakılmış olacak. Milletvekilinin kaçırılışının duyulmasından itibaren oluşan yaygın kanaat, can güvenliğine zarar gelmeyeceği ve serbest bırakılacağı yönünde... Bölücü örgüt tarafından yapılan açıklamalar da, bu izlenimi veriyor zaten.



Bizler bu yazıyı okurken, belki de CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün, PKK tarafından bırakılmış olacak. Milletvekilinin kaçırılışının duyulmasından itibaren oluşan yaygın kanaat, can güvenliğine zarar gelmeyeceği ve serbest bırakılacağı yönünde... Bölücü örgüt tarafından yapılan açıklamalar da, bu izlenimi veriyor zaten. Neden Hüseyin Aygün, neden Tunceli, sorularının cevabını aşağıda vermeye çalışacağız. Ama en önce bir hususu belirtelim. Bu eylemin temel maksadı sansasyondur. Örgüt, verdiği kayıplara rağmen, hâlâ güçlü olduğunu ve etkili biçimde eylem koyabildiğini ispatlamaya çalışıyor. Şemdinli’deki hezimet, ardından Çukurca’da verilen ağır zayiat ve tüm çabalarına rağmen, Bölgede istediği etkinliği sağlayamayan PKK, Foça saldırısı ve vekil kaçırma gibi, değişik eylemlerle kamuoyunu ajite etmeye çalıştı. Bu yüzdendir ki, Aygün serbest bırakılmak üzere kaçırılmıştır, denilebilir. Hüseyin Aygün, Tunceli ve çevresinde çok tanınan ve sevilen bir isim. Baro başkanlığının yanında, sivil toplum örgütleri içerisindeki aktiviteleri ile öne çıkmış, Dersim Katliamı gibi çok netameli bir konuyu başarılı şekilde gündeme getirmeyi başarmış bir siyasetçidir. PKK, Aygün’ün canına zarar vermekle çok şey kaybedeceğini iyi bildiği için, böyle bir yola başvurmayı düşünmez. Bölge itibariyle, bölücü örgütün farklı hesapları bulunuyor. Açıkçası Tunceli’de Kılıçdaroğlu ve Aygün gibi isimlerden ötürü, PKK ve dolayısıyla BDP, alan kaybına uğramıştır. Son seçimlerde çok asılmasına rağmen, oradan milletvekili çıkaramamıştır. Seçim çalışmaları sırasında Hüseyin Aygün, PKK’dan tehdit ve baskı gördüğünü açıklamıştı. Siyasi güç kazanma ve rekabet konusu olmakla birlikte, tek başına Tunceli özelinde bu olayı irdelemek eksik ve yanlış olur. Öncelikle bölücü örgüt, Tunceli’nin de dahil olduğu bir alanda fiili hakimiyet sağlamaya çalışıyor. Bunu terör eylemleriyle insanları korkutup yıldırma, adam kaçırma, sivil vatandaşları uyduruk mahkemelerde yargılama, vergi adı altında haraç toplama vb. gayrı meşru yöntemlerle yapmaya yelteniyor. Aygün’den önce de, AK Partili birçok siyasetçiye dönük saldırı ve kaçırma eylemleri oldu. Hatta bu şekilde kaçırılan bir muhtar, sonradan BDP’ye katıldı. Bir başkası da siyasi faaliyetlerden vazgeçtiğini açıkladı... Yani bu eylem, esasen o bölgede faal olan diğer Kürt siyasetçilere yönelik bir gözdağıdır. Terör örgütü, bir süreliğine de olsa, bu tür eylemlerle pozisyon elde etme ve pazarlık gücünü yakalama hedefinde. Nitekim, Aygün’ün kaçırılmasından sonra, onun can güvenliği için operasyonlarının durdurulması istenmiştir. Sansasyon noktasında, PKK istediği sonucu bu eylemle almıştır. Ama sadece sansasyon... Bu arada CHP’nin olay karşısındaki tavrı, doğrusu şaşırtıcı olmuştur. Zira CHP, PKK’den çok iktidarı hedef almak gibi bir yanlışa düştü. Dünkü Grup toplantısında, Kemal Kılıçdaroğlu’nun yaptığı konuşma, gerçekten tuhaf ve şaşırtıcı idi. Meclis’i olağanüstü toplamakta başarılı olamadığı için, Hükümeti ve MHP’yi çok ağır ve haksız biçimde eleştirmek, siyaseten CHP’ye bir şey kazandırmaz. CHP o kadar yanlış bir yaklaşım sergiledi ki, mağdur rolünü dahi iyi oynayamadı!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT