BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hırka-ı Saadet Dairesi bir tarih hazinesi

Hırka-ı Saadet Dairesi bir tarih hazinesi

Başta Peygamber Efendimiz olmak üzere, bazı peygamberlere, din büyüklerine ve mukaddes yerlere ait hatıra eşyalar Topkapı Sarayı Hırka-ı Saadet dairesinde teşhir ediliyor. Bu dairede, dört asır boyu gece gündüz Kur’an-ı kerim okunmuştur.



Ta Bizans devrinden itibaren İstanbul’da toplanan mukaddes eşyanın en kıymetlileri Yavuz Sultan Selim’in Mısır’ı fethinin ardından buraya getirilmiştir. Sonraki yıllarda çeşitli yollardan saraya intikal eden mukaddes eşya da az değildir. Emânât-ı Mukaddese arasındaki en mühim eşya, yazdığı meşhur kaside sebebiyle Kâb bin Züheyr‘e Hazret-i Peygamber’in hediye ettiği Hırka-ı Saadet‘tir ve emanetlerin saklandığı daireye adını vermiştir. Her Kadir gecesi padişah maiyetindekilerle bu hırkayı merasimle ziyaret eder; hırkayı öpmek üzere üzerine konulan destmaller, ziyaretçilere dağıtılırdı. Veysel Karanî‘ye ait olup, Fâtih’te aynı adı taşıyan câmide Ramazan ayında ziyaret edilen Hırka-ı Şerif başkadır. Hırka-ı Saadet dairesinde ayrıca şu eşyalar mevcuttur: Hazret-i Peygamber’e ait olup Osmanlı ordularının sefere beraberinde götürdüğü ve bugün çok yıprandığı için kutuda muhafaza edilen sancak-ı şerif; Mısır Vâlisi Mukavkıs’a, Ahsâ Vâlisi Münzir’e, yalancı peygamber Müseyleme’ye, Gassânî Emiri Hâris’e yazılan mektuplar; mushaflar; Hazret-i Peygamber’in Uhud’da kırılan dişi (murassa mahfazasını Sultan Vahideddin yaptırdı); sakal-ı şerifler; Hazret-i Peygamber’in yayı (gümüş mahfazasını Sultan I. Ahmed yaptırdı), âsâ ve kılıçları; ayakkabısı; ayak izi; üzerinde üç satır hâlinde Muhammed Resul Allah yazan akik mührün kopyası; üzeri gümüşle kaplanmış su tası. Hazret-i Fâtıma‘nın sonradan üzerine tılsım yazılmış olan gömleği, deve tüyü renkli mavi astarlı göğsü örme düğmeli, yakasız, geniş kollu yünlü hırkası; Hazret-i Hüseyn‘in beyaz yakasız kısa kollu gömleği ve üzeri kanlı elbise parçası. Hazret-i Musa’nın 122 cm uzunluğunda âsâsı; bazı padişahların cülûs merasimlerinde giydiği Hazret-i Yusuf’un kahverengi külah üzerine beyaz sarığı; Hazret-i İbrahim’in granit tenceresi; Hazret-i Yahya‘nın altın mahfaza içinde kol ve kafatasına ait kemik parçaları. İkisi Hazret-i Peygamber’e, biri Hazret-i Davud’a, biri Hazret-i Ebû Bekr’e, üçü Hazret-i Ömer’e, beşi Hazret-i Osman’a, biri Hazret-i Ali’ye, dördü Hâlid bin Velîd’e, ikisi Muâz bin Cebel’e, biri Ammâr bin Yâsir’e, biri Ca’fer Tayyar’a, biri Zübeyr bin Avvam’a, biri Sa’d bin Ubâde’ye, biri Dırar bin Ezver’e, ikisi ismi bilinmeyen sahabilere, biri de Zeynelâbidîn’e nisbet edilen kılıçlar (süyûf-i mübareke). Dairede mübarek yerlere ait hatıralar da vardır. Kâbe kilit ve anahtarları; Hacerülesved mahfazaları; bâbüttevbe kanadı; Kâbe olukları; Kâbe kapısı, Ravza-i Mutahhara ve minber örtüleri; Kabr-i Nebevî ile Hazret-i Ebu Bekr, Ömer ve Fâtıma’ya ait kabir örtüleri; Hazret-i Fâtıma’ya nisbet edilen seccade ve duvak; Vey?sel Karanî’nin külâhı ve İmâm-ı Azam’ın cübbesiyle başka birçok eşya. Günümüzde bu eşyanın ekseriyeti (takriben 600 parça) Topkapı Sarayı’nın Mukaddes Emanetler Dairesi‘nde, bir kısmı da hazine, silah, kumaş ve kütüphane kısımlarında teşhir edilmektedir. Önceleri Hazine-i Hümâyun‘da muhafaza olunur; hizmetine Enderun Mektebi’nin bu işle vazifeli hususi talebe ve ağaları tarafından bakılırdı. Sultan II. Mahmud bunları Has Oda‘ya nakletti. Padişahın da içlerinde bulunduğu kırk hasodalı bunların temizlenmesi, muhafazası ve burada buhur yakmakla vazifeliydi. Mukaddes Emanetler bombalanma korkusundan I. Cihan Harbi’nde Konya‘ya, II. Cihan Harbi’nde ise Niğde‘ye götürüldü. Tahta çıkan padişaha biat, irsâl-i lihye denilen yeni padişahın sakal bırakma merasimi ve duası, padişah kızlarının nikâhı bu daire önünde yapılır; sefere buradan çıkılır; ölen padişah ve şehzâdelerin cenazeleri burada yıkanıp, pencere önünde tevessül ve dua edilirdi. Süpürüldüğünde çıkan tozlar hususî kuyuda saklanırdı. Hırka-ı Saadet dairesi anahtarı padişahta durur; Kadir Geceleri merasimle ziyaret olunurdu. Burada Yavuz Sultan Selim’den beri kırk hafız devamlı Kur’an-ı kerim okurdu. Cumhuriyet devrinde ara verilen bu gelenek sonraları tekrar canlandırılmıştır.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT