BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “En büyük fetih” Hudeybiye

“En büyük fetih” Hudeybiye

Eğer bir mümin Mekke'den Medine'ye sığınırsa iade edilecek ama biri irtidat edip Mekke'ye dönerse geri verilmeyecektir. Zahiren bakılırsa anlaşmanın bütün maddeleri Müslümanların aleyhinedir. Server-i Kâinat Mekke'de 13, Medine'de 6 yıl tebliğde bulunur, inananların sayısı 19 yılda ancak 2 bin olur. Lâkin Hudeybiye anlaşması ile sağlanan sükûnet yıllarında nasipliler fevc fevc İslâma koşar.



Efendimiz’inizinde-27 M. SAİD ARVAS yazıyor msarvas@ihlas.net.tr Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) ve arkadaşları umre niyeti ile yola çıkmış ama Mekkelilerin gereksiz tavrı yüzünden Hudeybiye'de kalakalmışlardır. Kureyş elçisi Süheyl "ya Muhammed" der "eğer bu yıl Mekke'ye girmeden dönmeyi ve umrenizi seneye yapmayı kabul ederseniz anlaşabiliriz." Efendimiz bu barıştan hasıl olacak hayrın farkındadır. Gelgelelim genç sahabeler zahire bakar, aleyhteki maddelere dayanamazlar. "Niye dönüyoruz" diye sorarlar, "Ya Resulallah yola çıkarken bize Mekke'ye gireceğiz demediniz mi?" - Evet dedim ama bu yıl demedim. Sabırlı olun eninde sonunda gireceğiz. Maddeler yazılır. Katip Hazreti Ali. Besmele ile başlar. Süheyl "Biz bu kelimeyi tanımayız" der, "bismike Allahümme" şeklinde yazılsın!" Efendimiz "O da güzeldir" buyururlar, "öyle yaz!" "Bu anlaşma Allahın Resulü Muhammed ve Mekkeli Süheyl bin Amr arasında yapılmıştır!" Süheyl yine itiraz eder. "Ya Muhammed seni Resul olarak tanısak, savaşmaz, önünde durmazdık. Resulullah ibaresi de silinsin!" Hazreti Ali hassas, "ben bunu nasıl silerim, elim gider mi ona?" Efendimiz mübarek parmakları ile silerler. Yaz Muhammed İbn-i Abdullah. Sahabeler sorar "Niye siliyoruz Ya Resulallah sen Allahın resulü değil misin?" -Muhammed yazmakla Allahın resulü olmaktan çıkmış değilim ki. Sabredin bu anlaşmanın neticesinde hayırlar var. Ve ellerine kamışı alıp kendileri yazarlar. Süheyl peş peşe maddeler sıralar. Bu yıl umre yapılmadan dönülecek. 10 yıl sulh olacak, savaş edilmeyecek. Eğer bir kimse Mekke'den Medine'ye sığınırsa iade edilecek. Ama bir Müslüman irtidat edip Mekke'ye dönerse geri verilmeyecek. AH EBU CENDEL İmzadan evvel bir istirahat anı... Yıllardır Kureyş zindanlarda çile çeken Ebu Cendel çıkıp gelmesin mi ? Bileklerinde zincirler... Ayağında bukağılar. Bakın şu işe ki Ebu Cendel "Süheyl'in oğlu" olur aynı zamanda. Süheyl fırlar, elindeki çalıyı oğlunun yüzüne çarpar. "İşte anlaşma gereği bize iade edilecek ilk kişi budur!" -İyi ama anlaşma henüz imzalanmadı ki. Hem şu anda çıkan bir mesele, istisna sayılabilir pekâlâ. -Hayır olmaz! Şimdi bir Müslüman size sığınmış, nasıl verirsiniz düşmana. -Biz seninle hısımız. Akrabalığımızın hatırına... -Asla! Kureyş heyetinden Huvaytıb ile Mikrez onu korumayı taahhüd edince Efendimiz Ebu Cendel'e döner: "Biraz daha sabret! Ve Allahtan ecrini dile. Biz onlara Allahın adıyla söz verdik. Ahde vefasızlık edemeyiz. Yüce Allah senin ve senin gibi zayıf Müslümanlar için mutlaka bir ferahlık yaratacak." Eshabı kiramın yüreği dağlanır ama ses çıkaramazlar. Sabır. İşte imtihan burada... Ebu Cendel de bile bile zindana gider, gözünü kırpmaz. MEN SABERE Muhammed bin Mesleme bir nüsha daha yazar, biri Efendimizde kalır birini Süheyl'e uzatırlar. Anlaşma imzalanmış, Kureyş heyeti dönmüştür ama sahabeler ortadadırlar hâlâ. Öylece bekleşirler. Sahi Mekke için bir ümit belirir mi acaba? Resul-i Ekrem çadırlarına girer. Ümmü Seleme annemiz, "ya Resulallah" der "onlar sana itaatsizlik yapmazlar, geri dönmek ağır geldi, mahzun oldular. İhtimal vahiy bekliyorlar. Eğer siz kurbanınızı keserseniz, onlar da kesecek size uyacaktırlar." Dediği gibi olur, Efendimiz kurbanını kesince diğerleri de boğazlar. Saçlarını da kısaltır kazıtırlar, rüzgar alır götürür Mekke semalarına... Efendimiz kurbanlık develerden 20’sini Mekke'ye yollar, kestirip fukaraya dağıttırırlar. Ki içinde Ebu Cehil'in cins devesi de vardır. Hayvan alıştığı yoldan gider, yapışır mı evin kapısına. Hane halkı onu görünce tanır heyecanlanırlar. O deveye karşı 100 deve teklifinde bulunurlar. Efendimiz "Eğer kurbanlık olarak ayırmasaydım, verirdim" der, reddeder kibarca. Hudeybiye büyük bir fethdir. Nitekim Feth sure-i celilesi nazil olur ki Efendimiz "bu gece bana bir sure indirildi. O benim için güneşin üzerine doğduğu herşeyden sevimlidir" buyururlar. Kureyş heyetindekiler Efendimizle bulundukları kısa süre içinde kanaatlerini değiştirir. Artık onlar da Müslümanların zafere ulaşacağından emindir. Server-i Kâinat Mekke'de 13, Medine'de 6 yıl tebliğde bulunur, inananların sayısı 19 yılda 2 bin olur ancak. Lâkin Hudeybiye anlaşması inananlara yarar, sükunet yıllarında tebliğe çıkarlar, nasipliler fevc fevc İslâma koşar. Anlaşmayı bozan yine müşrikler olur ve bedeline katlanmak zorunda kalırlar. Müminler sadece iki yıl sonra on bin mücahidle gelir, Mekke kapılarına dayanırlar. HAREM HUDUTLARI Harem dahilinde sevaplara misli misli ecr verildiği gibi hatalara da kat kat yazılır. Bir günaha karar veren işlemese de mesul olur. Nitekim Nebiyyi Muhterem dahi çadırlarını hududun dışında kurar, namazları hududun içinde kıldırırlar. BEKLEDİLER GÖRDÜLER Sabrın sonu selamet Bakın şu işe ki Kureyşliler, Ebu Busayr ve Ebu Cendel'in Medine'ye alınması için yalvar yakar olurlar. Ebu Cendel'in iadesi şüphesiz müminleri çok üzmüştür. Ellerinden bir şey gelmez, yutkunur kalırlar. Göz göre göre götürmüşlerdir, içleri kan ağlar... Henüz onun acısını sindiremeden Mekkeli Ebu Busayr Müslüman olup Medine'ye gelmesin mi? Sulh muktezasınca onu da talep ederler. Efendimiz muahedeyi bozmaz, Ebu Busayr'a "Sen de biliyorsun ki biz onlarla ahd ettik. Bizden hilaf-ı ahd vaki olmaz. İnşallah yakın zamanda Rabbül-izzet sana ve oradaki Müslümanlara halâs müyesser eder" buyururlar. Huneys ve Kevser adlı iki müşrik onu alıp Mekke'ye doğru yola çıkarlar. Zulhalife'de mola verirler. Ebu Busayr çıkısını açar onları yemeğe davet eder. Katılmazlar. Ama siz çağırsanız ben gelirdim deyince utanırlar. Adın ne? Kimlerdensin derken söz sözü açar. Huneys kılıcını meth edip Ebu Busayr'a gösterir. "İstersen bak" der "nasıl keskin, nasıl parlak!" Eh bu kadar gaflet fazladır ama. Ebu Busayr bir hamlede Huneys'in kafasını uçurur, Kevser zor kaçar. Busayr Huneys'in devesine biner, silahlarını kuşanır, gider Kızıldeniz yakınlarındaki İs beldesini mekân tutar. Huneys'in akrabaları diyet için diretirlerse de Ebu Süfyan "Muhammed Ebu Busayr'ı iki silahlı adama teslim etti" der, "yani ne yapacaktı başka?" Mekke'deki müminler birer ikişer kaçıp Busayr'ın emrine girerler. Ki Ebu Cendel de vardır aralarında. Kısa zamanda sayıları 70'e ulaşır, Gıfar, Eşlem ve Cüheyne kabileleri de katılınca üçyüzü bulurlar. Medine'den bağımsız bir grupturlar, bir süre sonra yolları ele geçirir, Kureyş için ciddi bir tehdit olurlar. Mekkeliler çaresizdir. Kervanlar yerinden kıpırdayamaz. Ebu Süfyan, Efendimize bir mektup yazar. Yana yakıla bu maddenin iptalini ister, "Allahü teâla hakkı için" "akrabalık hatırına" gibi ifadeler kullanır hatta. Mekke'deki Müslümanlara da eza edilmeyeceğine dair söz verirler ayrıca. Efendimiz Ebu Busayr'a yâranı ile Medine'ye gelmesi için mektup yollar. Busayr Serveri âlemin mektubunu yüzüne gözünü sürer, firak ile inler ancak vuslat vaki olmaz. Son nefesini verir oracıkta... Gelelim Hudeybiye anlaşmasında imzası bulunan Süheyl bin Amr'a. O da iman edecektir. Veda haccında kurbanlığını bizzat Resulullah Efendimiz kesecektir. Efendimizin saçlarını tıraş edecek, yüzüne gözüne sürecektir hatta. YARIN: DAVET MEKTUPLARI
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103422
    % 1.13
  • 3.5453
    % -0.09
  • 4.1763
    % -0.64
  • 4.7611
    % -0.37
  • 148.365
    % -0.8
 
 
 
 
 
KAPAT