BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gül kokan mektuplar

Gül kokan mektuplar

Resulullah (sallallahü aleyhi ve sellem) melikleri kralları mektuplarla İslama davet ederler. Hepsi hak verir ama hepsi Müslüman olamaz, tahtlarını taclarını riske atamazlar. O gün anladım ki, Muhammed âleme galip gelir, dini her yanı tutar. Eğer Benî Asfar meliki dahi ondan bahsederken titriyorsa bizim işimizde bir yanlışlık var. (Ebu Süfyan)



Efendimiz’inizinde-28 M. SAİD ARVAS yazıyor msarvas@ihlas.net.tr Hicretin 6’ncı senesi. Efendimiz gümüş bir yüzük yaptırır, üzerine “Allah”, “Resul” ve “Muhammed” kazıtırlar. Emrederler, meliklere krallara mektuplar yazılır. Her birini bir elçiye verip uğurlarlar. Zikrolunan sahabeler gittikleri ülkelerin lisanlarını bilmezler, sabah kalksalar ki pürüzsüz konuşmaktadırlar. Bunlardan Dihyetü’l Kelebi mektubu aldığı gibi Busray-ı Şam’a varır. Şehir Hakimi Ebi Şemr Gassani’ye Herakl’a ulaşmak istediğini söyler. O günlerde Herakl, bir rüya görmüştür ki bazı sünnetli insanlar mülküne malik olmaktadırlar. Adamları “tedbiren Yahudileri katledelim gitsin” derler, “öyle ya ne olur n’olmaz!” Bu arada Bilad-i Arap’tan değişik haberler yayılmaktadır, onlar da sünnetli midir acaba? İşte Dıhye Radıyallahu anh böylesi bir hengamenin üzerine çıkagelir, mektubu iletir. Name-i şerif Arabidir. Herakl bir tercüman ister, “hem sorun bakalım” der “Hicaz’dan birileri var mı civarda?” Ebu Süfyan ticaret için Kudüs’tedir, onu bulup huzura çıkarırlar. Herakl sorar: Muhammedi tanır mısın? -Tanırım. -Nesebi nasıldır? -Asil, temiz, şereflidir. -Kavminizde başka peygamberlik iddiasında bulunan oldu mu? -Olmadı. -Âba ve ecdadı hükümet sadrında oturdu mu? -Oturmadı. -Ona tabi olanlar ekabir ve zenginler midir? -Aksine gençler, köleler, muhtaçlar... -Sayıları azalır mı artar mı? -Hergün daha ziyade olurlar. -Aralarında dönen var mı?/-Hayır. -Nebilik iddiasında bulunmadan evvel yalan söyler miydi? -Asla. Biz emin derdik ona. -Cenk yaptığınızda kim galip gelir? -Kâh biz, kâh onlar. -Sizi neye davet ediyor? -Şeriki ve nazırı olmayan vacib-ül vücuda inanmaya. Nemaz kılmaya, oruç tutmaya, sadaka vermeye, sıla-i rahm yapmaya... Herakl, Ebu Süfyan’a “yaklaş” der ve içini açar: “Bir kere nesebi şerefli, kimseyi taklit etmiyor, hükümdarlık istemiyor, fukara ve züefa ile birlikte bulunuyor, savaşıyor, yeniyor, yeniliyor. Bütün peygamberler bu mecradan geçtiler. Ah kavuşmak müyesser olsa da, ayağının tozunu gözüme sürme yapsam.” Ebu Süfyan “yalnız” der, “inanılması zor şeyler de söylüyor, yok gece Beyt-ül Mukaddese gitmiş de filan...” Beyt-ül Mukaddesin patriği meclistedir. “Ben o geceyi hatırlıyorum” der, “her akşam kapıları kapardık o gece kapamaya kadir olamadık. Sabah hayvanın bağlandığı kayayı gördük ve çok şaşırdık. Ki bunları Melik cenâplarına da bildirmiştik, kendileri hatırlar.” Sonra mektup okunur. Görünmemiş bir heybet yaşanır. Herakl’ın alnını ter kaplar. Ebu Süfyan işte o gün anladım ki der, Muhammed âleme galip gelir, dini her yanı tutar. Eğer Benî Asfar meliki dahi ondan bahsederken titriyorsa bizim işimizde bir yanlışlık var. Bakın şu işe ki gönlü İslam’a Mekke’de değil taaa Humus’ta ısınır. Herakl bilahare Hazret-i Dıhye’yi çağırır “biliyorum o ahir zeman peygamberi ama tabi olursam Rumlar beni öldürür, sağ komazlar!” Nitekim bir mecliste mevzuu açacak olur, keşişler, memurlar uğultu ile kalkıp kaçışırlar. Herakl “ben sizi denemek için söylemiştim” der de hava yumuşar. Rumlar aynı şeyleri dile getiren Üsküf’ü (ki fevkalade hürmet ettikleri bir rahiptir) döve döve öldürür, al kanlara boyarlar. FERVE’YE Herakl ne yazık ki kalbinin sesine katılamaz, lâkin Umman Valisi Ferve bin Amr el-Huddâmî kendiliğinden Müslüman olur ve Efendimize hediyeler yollar. Kayser onu valilikten azleder ve hapse atar. Ferve, Ben Vallahi Muhammed aleyhisselâmın dîninden dönecek değilim. Sen de biliyorsun ki o, Îsâ aleyhisselâm geleceğini müjdelediği nebidir. Herakl tenâkuz içindedir, “İncîl hakkı için doğru söylüyor” dese de hapisten çıkarmaz. HÜSREV’E Abdullah İbn-i Huzafe (Radıyallahu anh) ise nurlu mektubu İran şahı Hüsrev’e eriştirir. Hüsrev devlet adamına yakışmayan şeyler yapar, mektubu yırtar atar. Yetmez Yemen Valisi Târân’a emr verir, “Muhammed’i tutukla!” Taran da iki adamını (Bânub ve Cerces) Medine’ye yollar. “Yemen valisi Târân getirilmenizi emrediyor” derler, “eğer itaat ederseniz Kisra’ya çıkar, affınızı sağlar. Yok direnirseniz iş sarpa sarar. Gelir Hicaz’ı istila ederler, taş üstünde taş kalmaz!” Onlar şehinşahın kahredici gazabından bahsededursunlar, Efendimiz “buyurun istirahat edin, yarın icap edeni yaparız” buyururlar. Bânub ve Cercis Habibullah’ın heybetinden etkilenir, nice padişah görmüşlerdir oysa... Sabah Efendimiz Aleyhimüsselam “Kisra Hüsrev bu akşam katledildi, yedi saat sonra taht oğluna verildi. Sahibiniz Târân’a söyleyin İslamiyet yakında yayılacak. İman ederse tasavvurundaki memleketi ona veririm. Seni de Fars vilayetlerinden birine hakim ederim.” İkili Yemen’e döner. Târân sorar. “Yanında muhafızları var mıydı?” - Yoktu, pazarlarda tenhalarda dolaşıyor bir başına. - O, Hüda hakkı içün Nebiy-yi mürseldir. Ve ona inanan ilk melik ben olacağım. O gün Hüsrev’in oğlundan mektup gelir. “Kisra katledildi, artık bana itaat etmelisin. Hicaz’da nübüvvet dava eden sahibi devlete ilişmeyesin asla!” MUKAVKIS’A Hatib ibn-i Beltea (Radıyallahu anh) ise Efendimizin mektubunu İskenderiyye Hakimi Mukavkıs’a ulaştırır. Mukavkıs nameye tazim eder, abanoz ağacından bir kutuda saklar. Efendimizin evsafını sorduktan sonra “Evet” der, “O ahir zeman nebisidir. Zaten İsa Aleyhisselam geleceğini haber vermişti. Eshabı Mısır’ı dahi alsa gerektir.” Mukavkıs, Rum elinden gelen dört cariye hediye eder ki aralarında Mariye annemiz de vardır. Düldül adlı siyah bir katır ile Yafur adlı bir hımar (merkep), bin miskal altın ve 20 kat da elbise yollar. Buna rağmen Müslümanlara katılmaz. HARİS’E Şücâ ibni Veheb Esedi ise Şam valisi Haris ibni Şimr Gassâni’ye gider. Haris saygısız davranır, hatta üstlerine yürümeye kalkar. Gelgelelim Herakl “otur oturduğun yerde” deyince alttan alır. Şüca hazretlerini hediyelerle donatır, geri adım atar. Halbuki veziri beklenilen nebinin kokusunu alır salih bir Müslüman olur oracıkta. Efendimize selamlar yollar yana yakıla. Haris o sene ölecek, saltanatı hasımlarına geçecektir. HEVDE’YE Selit ibni Amr Amiri ise Yemâme’ye gider Efendimizin mektubunu Hevde bin Ali el Hanefi’ye eriştirir. Hevde, Selit hazretlerine izzet ve ikramda bulunur. Şerefine ziyafetler verir. Cevaben “yolunuz iyi bir yoldur ama ben de kavmimin hatibi ve şairiyim. Araplar benden çekinir korkarlar. Eğer bu yerlerin idaresini bana bırakırsanız geleyim, konuşalım” yazar. Tavrı hiç de şık değildir, Efendimiz “eğer yere düşmüş hurma istese vermem” buyururlar ki bir süre sonra mülkü elinden çıkar. Mekke’nin fethedildiği gün ölüm haberi duyulacaktır. MÜNZİR’E Efendimiz yedinci mektubu Ula-i Hazremi vasıtasıyla Bahreyn’e, Münzir’e yollarlar. Münzir mektubu okur ve Mecusi din adamlarının reisi Sibuht’la birlikte iman eder. Etrafındaki mecusilerden bazıları Müslüman olur bazıları olmaz. Münzir Peygamber Efendimize bir mektup gönderir. Mecusilerle Yahudilere nasıl davranması gerektiğini sorar. NECAŞİ’YE Efendimiz Habeş Kralı Necaşi’ye de mektup yollar. “Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla! Allah’ın Resûlü Muhammed’den Habeşistan kralı Necaşi Ashâma’ye! Selâm senin üzerine olsun. Yegâne güç ve kudret sahibi Kuddûs, Mü’min ve Müheymin olan Allah’a hamd ediyorum. Şehâdet ederim ki İsa, Allahın, bakire, iffetli, saf, temiz ve namuslu Meryem’e ilkâ ettiği ruhu ve kelimesidir... Seni bir ve ortaksız olan Allah’a inanmaya davet ediyorum. Selâm hidayete erenlerin üzerine olsun” Ve cevap gelir, ki edep kokmaktadır: “Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla! Necaşi Esham bin Ebcer’den Allah’ın Resûlü Muhammed’e. Ey Allah’ın Peygamberi! Allah’ın selamı, rahmet ve bereketi üzerine olsun. Allah’tan başka ilâh yoktur. O Allah ki beni İslâm’a hidayet etmiştir. Ey Allah’ın Resûlü! Mektubunuzda İsa ile ilgili sözlerinizi okudum. Göklerin ve yerin Rabbine and içerim ki İsa senin söylediğin gibidir, fazlası değildir. Şehâdet ederim ki sen Allah’ın resûlüsün, doğrusun ve Allah tarafından da tasdik edilmişsin. Sana ve amcanın oğluna biat ettim ve onun eliyle âlemlerin rabbine teslim oldum. Ey Allah’ın Rasûlü! Sana oğlum Erîha bin Ashâm’ı gönderiyorum. Gelmemi isterseniz, gelirim. Şehâdet ederim ki senin söylediklerin haktır. DUYMADIK DİYEMEZLER Resul-i ekrem (sallallahü aleyhi ve sellem) Bizans’a, Şam’a, İran’a, Bahreyn’e, Yemame’ye, Habeş imparatoruna ve Mısır Gopt Kralına mektuplar yollar, tebliğde bulunurlar. YARIN: MUTE SAVAŞI
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 107202
    % 0.35
  • 3.5161
    % -0.05
  • 4.128
    % -0.07
  • 4.518
    % -0.41
  • 145.919
    % -0.07
 
 
 
 
 
KAPAT