BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çiller’in ısrarı

Çiller’in ısrarı

DYP lideri Tansu Çiller, seçilecek Cumhurbaşkanının Meclis’ten olmasında ısrarlı. DYP liderinin bu ısrarına biz de katılıyoruz. Dışarıdan Demirel’i reddeden TBMM başka bir isme olur veremez. Verirse liyakat kavramına aykırı davranarak baskı altına alındığını tescillemiş olur.



DYP lideri Tansu Çiller, seçilecek Cumhurbaşkanı’nın TBMM’den olmasında ısrarlı. Çiller hem önceki gün partisinin GİK toplantısında, hem de dün yine partisinin grup toplantısında bu hususun altını çizdi. Peki Tansu Hanım’ın ısrarla dillendirdiği bu talep, taktik bir manevra mı? Hayır değil. Cumhurbaşkanı’nın Meclis’in içinden ya da dışından olmasının DYP lideri açısından somut bir getirisi ya da götürüsü yok. Çiller’in kendisi aday değildir ve bunu önceki gün açıklamıştır. Şu halde talep şahsi ve nefsi değil, ilkeler bazındadır. DYP lideri misyonunun gereğini yapmış ve Parlamento’nun üstünlüğünü zerre bir çıkar hesabı olmaksızın gür bir tonla ortaya koymuştur. “Bu meclisin içinden kimse çıkamaz demek milletin iradesini ve milli egemenliği en üst biçimde temsil eden bir kurumdan hiç kimse buna layık değildir demekle eş anlamlıdır” diyen Tansu Çiller bu tutumuyla bize göre milli iradenin de avukatlığına soyunmuş oldu. Açıklıkla söylemeliyiz ki DYP lideri bu tutumuyla kendinden bekleneni yapmaktadır ve de ilkelere bağlılık ya da tutarlılık anlamında da puan toplamaktadır. Kaynağı halk olan bir kurumun yani meclisin kendini inkar etmesi, ancak üçüncü dünyacı ya da diğer bir ifadeyle Baasçı rejimlerde görülebilir. Tansu Hanım’ın tavrı, o tür anlayışlara meydan okumadır. Demirel örneği Evet Tansu Hanım haklıdır. Süleyman Demirel gibi bir dahiyi ya da bilgeyi dışarıdan görerek seçmeyen bu Meclisin başka birini seçme hakkı yoktur. Demirel’i reddiye aslında dışarıdan adaylığa reddiyedir. Oylama sonucu ya da tablosu ortada iken koalisyon ortağı olan liderlerin dışarıdan birini işaretlemeleri anlaşılır değildir. Eğer Meclis’in malum tutumuna rağmen liderler dışarıdan bir isme ısrar eder ve dayatmaya giderlerse, yapılacak oylamaya hukuken olmasa da fiilen gölge düşürmüş olacaklar... Bu aşamadan sonra dışarıdan adaylık için artık gemiler yakılmıştır. Dahası, eğer Meclis yönlendirmelerle böyle bir rotaya girerse de güdümlü olduğunu ispatlamış olacaktır. Dolayısı ile liderler görüş bildirmekten veya empozeden kaçınmalı ve 89’da rahmetli Özal’la başlayan Meclis’in içinden geleneği devam etmelidir. DSP ile MHP anlaşamaz TBMM’de Cumhurbaşkanlığı yapacak liyakatta ya da kalitede isimler hiç kuşku edilmesin vardır. Ayrıca bir diğer husus da dışarıdan adaylık için DSP ile MHP’nin zannedildiği gibi anlaşmaları çok kolay değildir. MHP bu süreçten itibaren artık sadece Milliyetçi cenahın değil, aynı zamanda merkez sağ’ın da adresidir. Dolayısı ile bu partinin DSP’nin güdümünde bir seyir takip etmesi kendini inkar olacaktır. Mutedil bir isimde uzlaşamazlar mı dediniz? Çok zor. Gerek DSP’nin MHP tandanslı birine boyun eğmesi, gerekse de MHP’nin DSP paralelinde birine yeşil ışık yakması siyasette eşyanın tabiatına uygun değildir. İsim dışarıdan bile olsa sol bir parti ile sağ’ın iddialı bir partisinin bir isimde buluşmaları kolay değildir. Bu muhtemel ayrılığı da dikkate alırsanız ideal çözüm dışarıdan birine değil, içeriden bir isme yönelmekle mümkündür. Ha Meclisten olacak isim şu olur bu olur, o ayrı konu. Olması gereken mutlaka ama mutlaka Parlamentodan seçimdir. Yukarıda da söyledik, Parlamento dışından bir seçim baştan güdümlü yaftasını yiyecektir. Hem dışarıdaki adaylar neden asker değil de diplomat kökenliler? Askerler deneyimleri ve kaliteleri ile hiçbir kesimden asla eksik değiller, tersine fazlalıkları bile var. Demirel’i reddeden bu Meclis asker adaya zor vize mi verir dediniz. O zaman sormak lazım; askere vize vermeyen diplomata niye versin. Biz Sayın Çiller’e katılıyoruz. Cumhurbaşkanı ya Meclis’ten olmalı, ya Meclis’ten...
Reklamı Geç
KAPAT