BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Nasıl bir Cumhurbaşkanı (olmasın!..)

Nasıl bir Cumhurbaşkanı (olmasın!..)

Şimdi yiğidi öldürün, hakkını yemeyin. Süleyman bey, iyi bir cumhurbaşkanı idi. Yerini dolduruyordu. Tecrübesi, milletini tanıması göz doldurdu. Öte yandan, hiç beklenmedik bir şekilde yurt dışında da saygınlığı vardı. Dış meselelerde takipçi, dış alemde “ağa” idi. Buraya kadar iyi.



Şimdi yiğidi öldürün, hakkını yemeyin. Süleyman bey, iyi bir cumhurbaşkanı idi. Yerini dolduruyordu. Tecrübesi, milletini tanıması göz doldurdu. Öte yandan, hiç beklenmedik bir şekilde yurt dışında da saygınlığı vardı. Dış meselelerde takipçi, dış alemde “ağa” idi. Buraya kadar iyi. Gelelim yarına. Cumhurbaşkanında aranan vasıflar dile getiriliyor. Şöyle olsun, böyle olsun, deniyor. Ne olmasın! Neleri yapmasın! Bence ehven-i şer açısından “eliminasyon” yoluyla seçim yapalım. Bir kere, aman ailesi sorun olmasın. Ne oğlu, ne kızı, ne de yeğeni!.. Maalesef, bu “kanbağı” faktörü, makamı etkiliyor. “Bu benim ailem” dendiği vakit, o fotoğraf önemli oluveriyor. Paparazzilerin, magazincilerin hedefi olacağını bilmeli müstâkbel adaylar. İkincisi, aman yeni Cumhurbaşkanı, bence o kadar halkla “yüzgöz” de olmasın. Bu kasaba politikacılığına özgü bir nevi halkçılık veya popülizm. Her açılışta, düğünde, nişanda, sünnette bulunmayıversin. Makamın ağırlığı olmalı, ama kibri olmamalı. Çankaya’yı “yukarıdan” millete bakmak için fildişi kule gibi görmeyecek; ama, kendi şahsını değil, konumunun onurunu kollayacak birisi olmalı. Saygı beslemelisiniz. Sevmelisiniz. Ancak, laubali olamayacağınız bir kişiliği olmalı. İllâ Samanyolu şarkısını, sanatçılarla söylemesi şart koşulmamalı, bence. Üçüncü olarak, Cumhurbaşkanımız, MGK’da bir “dinleyici” de olmamalı, askerî üyelerle de takışmamalı. Kendisinin o kurula “başkan” olduğu bilincinde olmalı. Uzlaşmacı olmalı. Evet efendimci veya tam aksine tahrikçi olmamalı. Artık, buradan itibaren siz de kendi eklemelerinizi yapabilirsiniz. Veya “çıkarsamalarınızı...” Gelelim, büyükelçilerin düşünülmesi konusuna. Bizde zehir gibi, günün şartlarına uygun diplomasi erbabı var. Kesin! Ama, büyükelçi olsun diye Demirel yaşıtı veya ondan daha emekli birini Çankaya’ya da göndermemeliyiz. Büyükelçiden, elçiye fark var. Monşer diye karalarız; ama doğrusu bazıları Türk kültüründen o kadar kopukturlar ki, bunu hakediverirler. Bizi dışarıdan temsil edecek kişinin temsil, teşrif ve protokol bilgisi olabilir; ancak neyi, kimi temsil ettiğini de bilmeli. Öncelikle “Türk” olmalıdır. Atatürk’ün dediği gibi Türk gibi düşünebilmelidir. Yabancı dili iyi konuşması çok önemli. Hatta bir değil, birkaç dili. Ama, Türkçe düşünüp, yabancı dile çevirmeli. Yabancı dille düşünüp, oradan Türkçe’ye çeviri yapmamalı. Kültürel açıdan, Türk’ün engin maziini, boyutluluğunu yansıtmalı. Dahası, herkesin cumhurbaşkanı olma gibi de bir iddiası olmamalı. Doğrunun yanında olmalı. Varoşlara şirin gözükmek için, herkese mavi boncuk dağıtan biri olmamalı.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT