BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıbrıs ve Yunanistan

Kıbrıs ve Yunanistan

1960 yılında kurulan “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin varlığını garanti altına alan 1960 Londra ve Zürih Antlaşmalarıdır. Bu anlaşmalara garantör olarak üç ülke imza atmıştır. Bu ülkeler Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’dir.



1960 yılında kurulan “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin varlığını garanti altına alan 1960 Londra ve Zürih Antlaşmalarıdır. Bu anlaşmalara garantör olarak üç ülke imza atmıştır. Bu ülkeler Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’dir. Kıbrıs Meselesinin öncelikle bu üç ülke tarafından çözüme kavuşturulması gerekir. Ancak çözüm olmadığı taktirde diğer alternatifler gündeme gelmelidir. Yunan Hükümetinin itiraf ettiği gibi “Kıbrıs Meselesini, bir Avrupa Meselesi haline getirmeyi başardık.” sözleri gerçektir. Kıbrıs Meselesi Türkiye, Yunanistan, Kıbrıslı Türk ve Rumların meselesi olmaktan çıkmıştır. Türkiye’nin Avrupa Birliğine girmesini önleyen Kıbrıs ve İnsan Hakları barajı, kasten önümüze konmuştur. Kosova’da azınlık Sırplar için kentleri bölen ABD ve AB, maalesef Kıbrıs’ta aynı itinayı göstermemiş ve Kıbrıslı Türke, Rum’un insafında yaşama hakkı vermek istemektedir. Son aylarda Türkiye ile Yunanistan arasında ve bilhassa Dışişleri Bakanları arasında başlayan diyaloğun iki ülke arasındaki meselelerin çözümü için iyi bir fırsat meydana getirdiği ve bu çerçevede Kıbrıs konusunun öncelikle iki ülke arasında ele alınması gerektiği düşünülmektedir. Fakat bu konuda Türk tarafındaki iyimserlik havası, Yunanistan’da görülmemektedir. Son aylarda Atina Üniversitesi ve Yunan Savunma ve Dış politika Enstitüsü tarafından düzenlenen “Türk-Yunan Münasebetleri” konulu toplantıda konuşan Yunan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu: “Kıbrıs’ın AB’ye üyelik başvurusunun, adanın son 26 yıllık geçmişinde Türkiye’nin Kıbrıs’ı 1974’te istilası ve halen adanın %37’sini işgal etmesine devam etmesine karşı, muhtemel bir siyasi anlaşmanın detaylarının hazırlanması için bir anahtar olacağı konusunda iyimseriz. AB üyeliğinin Kıbrıs Türklerinin ekonomik imkanlarının artması ve insan haklarının garantisi için büyük bir şans olduğuna inanıyorum. Ayrıca Türkçe AB’nin resmi dilleri arasına girecektir.” açıklamasında bulunmuştur. Papandreu, Kıbrıslı Türklere AB garantisi altında etnik varlığını sürdürme garantisi vaad ederken, Avrupa Birliği üyesi olmasına rağmen Lozan Antlaşması gereği varlığı ve hakları garanti alınmış olan Batı Trakya Türkleri azınlığı, Türk ismini kullanamaz. Toprağını satar ama toprak alamaz. Camisini, evini, dükkanını tamir edemez. Ehliyet alamaz ve yüksek tahsil yapamaz. Tedavi, iş, ziyaret maksadıyla Türkiye’ye gidenin vatandaşlık hakkı elinden alınır. Batı Trakya’da insan ve vatandaşlık hakkından istifade edemeyen var iken; Kıbrıs’ta Rumlar Türk kini ile yok edilmeye mahkumdur. Kıbrıs Rum Başpiskoposu Hrisostomos’un “Eskiden olduğu gibi dost yaşayalım. Bizi yabancılar (Türkiye) ayırdı” beyanatına Rauf Denktaş haklı olarak şu cevabı vermiştir: “EOKA’yı kuran, Rum gençliğini silahlandıran, Rum gençliğine Türkler aleyhine zehir akıtan, Rumları Türklere düşman yapan, Kıbrıs’ı Yunan toprağı yapmak için yıllarca uğraşan en sonunda vur emrini veren kilisedir.” demiştir. Kıbrıs’ta Girit politikası icra edilmektedir. Avrupa, Girit’i Türkiye’den koparıp Yunan’a hediye ettiği gibi Kıbrıs’ı da Yunan’a hediye etme peşindedir. Rauf Denktaş bu oyunu bozduğu için istenmeyen adamdır.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT