BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Türkiye-Fransa ilişkilerinin geleceği

Türkiye-Fransa ilişkilerinin geleceği

Yeni Fransa yönetiminin Türkiye’nin beklentilerini karşılayacak politikalar izlemeye başladığını söylemek için çok erken. Ancak, Ermeni ve AB müzakere süreci meseleleri, hızlı ve etkili politikalarla ortadan kaldırılabilir...



Fransa Dışişleri Bakanı Laurent Fabius’un Türkiye’ye gerçekleştirdiği resmî ziyaret, iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir sayfanın açılmakta olduğu şeklinde yorumlandı. İktidarı boyunca Türkiye’ye ön yargılı yaklaşan Sarkozy’nin cumhurbaşkanlığı seçimini kaybetmesinden sonra da, François Hollande’la beraber Türkiye-Fransa ilişkilerinde parlak bir dönemin başladığı şeklindeki açıklamalar çoğunluktaydı. Yeni Fransa yönetiminin Türkiye’nin beklentilerini karşılayacak politikalar izlemeye başladığını söylemek için çok erken. Önceki döneme nazaran Fransa’nın Türkiye’ye karşı daha olumlu bir tutum içinde olacağıyla ilgili somut bir adım henüz atılmadı. Türkiye, bu tür tarihî konuların tartışılmasının mutlaka tarihçilere bırakılması gerektiğini savunurken, Hollande’ın Fransa Meclisi’ni bir defa daha Ermeni meselesiyle meşgul edeceği değerlendirmesini yapmak mümkün. Üstelik bu defa, eski Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin de üyesi olduğu Anayasa Konseyi’nin, bir önceki gibi müstakbel “inkâr yasasını” iptal etmeyeceği şeklinde ciddi analizler var. Hal böyle olunca, Türkiye’nin Ermeni meselesiyle ilgili teyakkuz durumunu devam ettirmesi bir zorunluluk olarak ortaya çıkıyor. Kaldı ki, 2015’i kendilerine çok önemli bir hedef olarak tespit etmiş olan Ermeni lobilerinin önümüzdeki sonbahardan itibaren Türkiye’ye karşı şimdiye kadar olmadığı kadar yoğun bir kampanya içine girecekleri haberleri geliyor. Dolayısıyla, Türkiye hem Fransa’da hem de bu konuda hassas olan diğer ülkelerde ön alıcı açılımlar yapmalı. Bu açılımları iki ana başlık halinde ele almak mümkündür. Birincisi kamuoyu oluşturmaya dönük, “kamu diplomasisi” olarak nitelendirilebilecek olanlardır. Bu çerçevede Türkiye; Fransa ve ABD’nin önde gelen üniversitelerinde Ermeni meselesiyle ilgili gerçeklerin, objektif olarak ele alınacağı bilimsel toplantılar yapılmasını temin etmelidir. Buna paralel olarak, her iki ülkenin iş dünyalarının önde gelen temsilcileri, TOBB başta olmak üzere Türkiye’nin etkili ekonomi çevreleri tarafından markaja alınmalıdır. Fransa’daki inkâr yasasının iptalinde TOBB heyetinin yaptığı çalışmaların ne kadar büyük bir rol oynamış olduğu akıldan çıkarılmamalıdır. Bu defa, yumurta kapıya dayanmadan harekete geçilmelidir. İlgili ülkelerin medya kuruluşlarına dönük, iyi planlanmış faaliyetlere de ağırlık verilmelidir. Bu türden faaliyetler Başbakanlık Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü bünyesinde oluşturulan bir “görev gücü” eliyle yürütülebilir. İkinci grup açılım ise siyasi alanda olmalıdır. 2013 yılı içinde Fransa’ya Cumhurbaşkanı ve Başbakan düzeyinde üst düzey resmî ziyaretler yapılabilir. Bu ziyaretler sırasında Fransa Meclisi’ne hitap edilmesi ve mesajların muhataplarına doğrudan iletilmesi “inkâr yasası”nın geleceği konusunda bir yarar sağlayabilir. Türkiye-Fransa ilişkilerinde bir diğer önemli konu başlığı ise Türkiye’nin AB ile müzakere sürecinin geleceğidir. Halen GKRY’nin dönem başkanlığı sebebiyle dondurulmuş olan siyasi ilişkiler, 2013 başından itibaren yeniden ivme kazanacaktır. İşte bu noktada, Fransa’nın Türkiye’nin AB üyeliğine olan desteğinin açık olarak ortaya konulması temin edilmelidir. Eğer 2013 başına kadarki zaman iyi değerlendirilirse, 2013 müzakerelerde en çok faslın açıldığı yıl olabilir. Fransa’nın bloke ettiği fasılların açılması, diğer AB üyelerinin davranışlarına da olumlu olarak yansıyacaktır. Orta Doğu’da yaşanmakta olan gelişmeler, iki ülke ilişkilerinin diğer bir konusudur. Bilhassa Suriye ve Lübnan konularında kendine has sebeplerle aktif olmaya çalışan Fransa’nın politikasının Türkiye’ninkiyle örtüşmesi beklenmemelidir. III. Napoleon’dan bu yana bölgede Hıristiyanların hamisi olmaya çalışan bir devlet olarak Fransa, daha ziyade bu kesimin meseleleriyle ilgilenmektedir. Yine de, bölgeye barış, huzur ve istikrarın gelmesi için Suriye’nin komşusu Türkiye ile BM Güvenlik Konseyi üyesi Fransa eş başkanlıklarında bir iş birliği platformu oluşturulabilir. Suriye’nin Dostları girişiminin kurumsallaşması bu çatı altında sağlanabilir. Görüldüğü gibi, Türkiye-Fransa ilişkilerinde bazı eski problemler devam etmekte ama iş birliği fırsatları da oluşmaktadır. Hızlı ve etkili politikalarla meseleleri ortadan kaldırmamız ve fırsatları yakalamamız mümkün olabilir. Ramazan Bayramı’nın bu son gününde, bütün İslam âleminin bir an önce huzura kavuşmasını temenni ediyor, bayramınızı tebrik ediyorum.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 105324
    % 0.39
  • 3.472
    % -0.6
  • 4.1656
    % -0.39
  • 4.7068
    % -0.13
  • 146.472
    % -0.39
 
 
 
 
 
KAPAT