BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Emeklinin çilesi

Emeklinin çilesi

Hasta ve yaşlı adam Sigorta Hastanesinin bahçesinde uzayıp giden muayene kuyruğunda yorulmuş, olduğu yere çökmüş; kendisine mikrofon uzatan TV muhabirine yakınıyor: “Bizim bu çektiklerimizi Ankara’dakiler görmüyor mu? Hiçbirinde din, iman yok mu?”



Hasta ve yaşlı adam Sigorta Hastanesinin bahçesinde uzayıp giden muayene kuyruğunda yorulmuş, olduğu yere çökmüş; kendisine mikrofon uzatan TV muhabirine yakınıyor: “Bizim bu çektiklerimizi Ankara’dakiler görmüyor mu? Hiçbirinde din, iman yok mu?” Kendilerine sorarsanız, dinleri de, imanları da tamam. Ama şefkat, ama merhamet, ama anlayış? Şüpheli. Onlar, siyasi entrikalardan, çıkar hesaplarından ne zaman başlarını kaldırdılar da yaşlısıyla, genciyle halkın sorunlarına canla başla çözümler aradılar? Yıllarca emeklilerin maaş kuyruklarında çektikleri eziyetlere duyarsız kalınmadı mı? Levent Kırca-Oya Başar topluluğu “Olacak O Kadar” programlarında onların dramını az mı işledi? Şimdi denilecek ki, “Biz emeklileri düşünüyoruz. Emekli Sandığı ile Posta İşletmeleri arasında yapılan anlaşma gereği artık 60 yaşın üstünde isteyen emekliye maaşı evde ödenmeğe başladı.” Efendim, yeterli mi? Sakın bu uygulama: “Artık ayak altında dolaşmasınlar, ortalıkta gezinmesinler!” anlayışının bir tezahürü olmasın? Önce zihniyetler ve yaklaşımlar değişmeli. Toplum içinde “emekli” dendiğinde posası çıkarılıp bir köşeye atılan, kendi kaderine ve yalnızlığa terkedilen insan akla geliyor. Bu yüzden emeklilik genelde trajik bir dönem olarak kabul ediliyor. Üstelik maaşlar az, sağlık hizmetleri yetersiz. Muameleler aşağılayıcı. Emeklilerin yıpratıcı bir çalışma döneminden sonra kendilerini birdenbire sağlık sorunları içinde bulmalarının ana sebeplerinden biri bu durum. Yani psikolojik durum, haliyle biyolojik yapıyı da bozuyor. Yöneticiler yeni düzenlemelere kalkıştıklarında bu kesim için onları hayata bağlayıcı projeler üretmiyorlar. Emeklilik, bir köşeye çekilip fakr u zaruret içinde ölümü bekleyiş süresi olarak kabul ediliyor. Kimi boynunu bükerek bu yazgıyı kabulleniyor, kimi (pek azı) üç beş kuruş kazanacak bir iş buluyor, kimi hastalıkların pençesine teslim olup hırçınlaşıyor. Hal böyleyken, Maliye Bakanlığı 1 Mayıs’tan itibaren Emekli Sandığı emeklilerine Kızılay Dispanserlerinde tedavi yasağı getiriyor. 5434 Sayılı Emekli Sandığı Kanunu’nda yapılan değişikliğe göre, Emekli Sandığı’na bağlı olan bir emekli, hastalandığında önce devlet hastanesine gidecek. Bir ay içinde kendisine müdahale edilmezse bir vakıf hastanesine gidip tedavi edilebilecek. Bu, bir bakıma işleri zora sokmak, emekliyi süründürmek demek. “Bu maaşlarla özel doktorlara gidemeyeceğimize göre bizi bilerek hastane kuyruklarında can vermeğe itiyorlar.” diye feryat eden emekliler haklı olarak isyanlarda. Ayıptır, günahtır beyler! Onlar bizim büyüklerimiz, atalarımız... Atalara saygı böyle mi olur?
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT