BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Şüphesiz kaybetmeye mahkûmlar!..

Şüphesiz kaybetmeye mahkûmlar!..

Bölücü hainler, halkı birbirine düşürmek için; tam da bir bayram gününde, Gaziantep’te halk katliamı yaptı. Ama başarılı olamadılar ve olamayacaklar. Bakınız katliamın ertesi günü, Şırnak Uludere’de meydana gelen trafik kazasında, yaralı askerleri sırtında taşıyan insanlar, bir can kurtarmak için cansiperane gayret içinde...



Bölücü hainler, halkı birbirine düşürmek için; tam da bir bayram gününde, Gaziantep’te halk katliamı yaptı. Ama başarılı olamadılar ve olamayacaklar. Bakınız katliamın ertesi günü, Şırnak Uludere’de meydana gelen trafik kazasında, yaralı askerleri sırtında taşıyan insanlar, bir can kurtarmak için cansiperane gayret içinde... İşte bölücü hainleri, teröristleri yıkan bu tablodur. “Halkların kardeşliği” denilen gerçek budur. Bu Türkiye tablosunun özetidir. Ve biliyoruz ki, hakiki kardeşlik, din kardeşliğidir. Sarsılmayan, bozulmayan, kaybolmayan kardeşlik... Gerisi aslında teferruat! Gaziantep’te yapılan vahşete bakınız... Hiçbir suçu, kabahati olmayan, masum ve kendi hâlinde, bayram ziyaretlerine giden veya evine dönen vatandaşlar, teröristin kalleşçe planladığı bombalı saldırıya maruz kalıyor. Ebeveyninin elini tutmuş, çocukça hülyalar içinde neşeyle yürüyen bir yaşındaki Melisa, henüz 21 yaşlarındaki annesi Duygu ve askerden bayram iznine gelmiş olan babası Onur Fikret ile birlikte, hunharca katlediliyor. Onların yanında, kısacık hayatı bu kalleş saldırı ile sönen diğer bir yavrucak: Üç yaşındaki Süleyman! Ve yine hayatının ilkbaharında dalından koparılan bir çiçek: 11 yaşındaki Gülperi... Bu insafsızlık, bu vicdansızlık; bu acımasızlık, bu vahşet, bu canavarlık nasıl ve hangi kelimelerle anlatılabilir. Gaziantep’teki insanlık dışı saldırıda hayatlarını kaybeden, en küçüğü bir yaşında; en büyüğü 48 yaşında, tam dokuz insan. Ve altmış dokuz da yaralı. Üç yaşındaki oğlu Süleyman’ı kaybeden anne ve baba da yaralı... Annenin durumu ağır! Evet, bayramı bize zehir etmek için yırtınıp duran hainler, ne yazık ki bu kadarını başardı. Bayram günü yüreklerimizi dağladı. Ama daha fazlasını başaramayacaklar. Bu milletin birlik ve bütünlüğünü bozamayacaklar. Otuz yıldır bütün çabalarına rağmen, bozamadılar. Başbakanın dediği gibi onlar, eninde sonunda kaybetmeye mahkûmdur. Çünkü onların evrensel lakabı, “DESPERADOS”; yani, ‘UMUTSUZLAR’dır. Desperados aynı zamanda gözü dönmüş demektir. Umutsuz olduğu, geleceğini göremediği için, bu zavallılar her şeye düşman olurlar. İnsana, eşyaya, her şeye ama her şeye düşman olurlar. Barbar duygularla insana ve eşyaya karşı katliama, tahribata girişirler. Karakolda nöbet tutan askeri, canavarca öldürür, insanlara hizmet için yol inşa eden iş makinelerini, Vandallar gibi tahrip ederler. Ha bir de bunları yüceltmeye çalışan zavallı yaratıklar var. Bunlara terörist diyemeyen, “gerilla” kelimesinin evrensel hukuktaki karşılığını bile bile, bunlara gerilla demekte ısrar eden ruhsuz ve beyinsiz tipler!.. İşte, canilerle sarmaş-dolaş olan; yol kesen eşkıya ile karşılaşmaktan mutluluk duyan, ruhu ve vicdanı kararmış insancıklar, şimdi oturup kına yaksınlar... Bir yaşındaki Melisa, üç yaşındaki Süleyman, on bir yaşındaki Gülperi’nin; bayram sevinci kursaklarında bırakıldı, en masum çağlarında vahşice öldürüldüler. Peki, niçin? Hangi sebep ve maksat ile böylesine bir vahşet sergilenebilir?.. Bölücü örgüt, her zamanki gibi halkın tepkisi karşısında inkâr yoluna sapıyor. Ama bu vahşetin altından PKK’nın o korkunç yüzü sırıtıyor. Evet, ben yaptım diyor! Şüphesiz ki, halk düşmanları kaybedecek!..
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT