BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bayramdan...

Bayramdan...

iğde’den Bor’a hareket ettiğimizde halk arasında sıkça kullanılan bu özdeyiş sürekli belleğimizi kurcaladı. “Geçti Bor’un pazarı, sür eşeğini Niğde’ye...” Niçin söylenmişti bu özdeyiş; yüzyıllar boyu kulaktan kulağa günümüze ulaşmıştı ya, biz de bunun nedenini bu bayram Bor’da araştırarak, ipuçları bulmaya çalıştık. Bor’a girdiğimizde, “şanslı gününüzdesiniz; yarın Bor’un pazarı...” sözünü duyunca doğrusu epeyce sevindik.



iğde’den Bor’a hareket ettiğimizde halk arasında sıkça kullanılan bu özdeyiş sürekli belleğimizi kurcaladı. “Geçti Bor’un pazarı, sür eşeğini Niğde’ye...” Niçin söylenmişti bu özdeyiş; yüzyıllar boyu kulaktan kulağa günümüze ulaşmıştı ya, biz de bunun nedenini bu bayram Bor’da araştırarak, ipuçları bulmaya çalıştık. Bor’a girdiğimizde, “şanslı gününüzdesiniz; yarın Bor’un pazarı...” sözünü duyunca doğrusu epeyce sevindik. Sabahın ilk saatleri... Gün ışığı henüz cılız; Bor çoktan uyanmış. Araç gürültüleri, satıcıların bağırtısıyla uyanıyoruz. Evet burası “Bor Pazarı; erken kurulur, erken kalkar...” Çabucak toparlanıp iniyoruz sokağa; artık meşhur Bor Pazarı’ndayız. Bor Pazarı iki ayrı yerde kurulmuş. Birincisi Belediye binasının hemen karşısındaki geniş alanda köylülerin kendi süt ürünleri vb. mallarını pazarladığı “Peynir Pazarı” var. Bu pazar oldukça ilginç. Tamamına yakınını kadınların oluşturduğu “Peynir Pazarı’nda süt ürünleri doğrudan tüketiciye satılıyor. Hem taze, hem de mütevazı fiyatlarla... Bor’un köylerinden gelmiş kadınlar meydanın bir köşesinde süt ürünlerini yerlere sermiş müşteri bekliyorlar. Çok erken kurulup, çok erken dağılan bir pazar “Peynir Pazarı”. Nedeni de öğle sıcağına kalmadan süt ürünlerini satma zorunluluğunun olması. Mallar bozulmadan elden çıkarılmalı ve de zamanında diğer pazarlardan alışveriş yapılıp köye dönülmeli. Bor’daki ikinci pazar yeri ilçe hamamının hemen altındaki meydanda kuruluyor. Bu pazarda ise sebze, meyve, mutfak eşyaları ve giysiler satılıyor. Pazar oldukça canlı; alıcıların çoğu Bor’un yakın yerleşim alanlarından gelmiş köylüler. Saat 11.00’e doğru “Peynir Pazarı” dağılıyor. Oradaki satıcıların çoğu şimdi meyve-sebze pazarında. Köylü kadınlar sattıklarından kazandıkları paralarla yörelerinde yetişmeyen ya da geç yetişen sebze, meyve, plastik kap kacak ve giysi alıyorlar. Bir yerde süt ürünleriyle bu mallar Bor Pazarı’nda takas edilmiş oluyor. (Hani bizim iletişim sektöründe sıkça kullanılan “barter” misali.) Saatlerimizin 12.00’yi göstermesiyle büyük pazar yeri de ağır ağır boşalıyor. Bugün doğal olarak Bor Pazarı’na geç kalanlar bir eşek bulup artık Niğde’nin yolunu tutmuyor. Çünkü artık altlarında eşeklerden daha güçlü ve hız yapan motosikletleri var pazara geç kalanların. İşte sözünü ettiğimiz özdeyiş Bor Pazarı’na geç kalanlar için söylenmiş; pazarın erken saatlerde dağıldığını bilmeyenler için... Pazara geç kalmış köylü, o tarihte eşeğini hızla sürmüş ve eşek yürüyüşüyle de 2-2.5 saatte ulaşmıştır Niğde’ye. İşte Bor, bu renkli pazarı ve özdeyişiyle belleklerimizde yer etmiştir. İki günlük Bor gezimizi Roma Havuzu’nda noktaladık. Havuz başına yapılmış restoranda, hemen Roma Havuzu içinde yetiştirilen alabalıklardan isterseniz kendinize bir öğle ya da akşam yemeği ziyafeti çekebilirsiniz. Geçmiş yüzyıllardan günümüze değin işlevi değişmemiş bu su kaynağı başında doğrusu onca yorgunluktan sonra zaman tüneline dalıp günümüzden geçmişe düşler dünyasında yolculuk yapmak unutulacak gibi değil. Ne diyelim, darısı sizin başınıza...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT