BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Öğün arası yağsız toner!

Öğün arası yağsız toner!

Aldığım zaman çok kıymetliydi. Faks çekiyordu, görüntü tarayarak bilgisayar ortamına alıyordu, bilgisayardan kâğıda baskı yapıyor ve gayet kaliteli fotokopi çekiyordu...



Aldığım zaman çok kıymetliydi. Faks çekiyordu, görüntü tarayarak bilgisayar ortamına alıyordu, bilgisayardan kâğıda baskı yapıyor ve gayet kaliteli fotokopi çekiyordu... Başka ne ister ki insan; telefonum da yanımdaysa. Biz Cağaloğlu’na (yani Babıali dünyasına) çıktığımızda, bütün bu işlerin aynı anda görüldüğü yere “gazete” diyorlardı! Hatta elinde bir gazete olan kişi hükümetler devirebilecek gücü damarlarında hissediyordu. Üstelik o zamanlar bilgisayar bile yoktu; yazı dâhil her şeyi önce zihninden tasarlıyor sonra sıcak kurşundan dökülen harflerle yazdırıyor sonra kalıbını çıkartıyor sonra da kâğıda bastırıyordun. İş zordu ama çok kıymetliydi... Bugünlerde bilgisayar ve internet üzerinden hız yapan bu meslek, o zamanlar insan koşuşturmalarıyla yol alıyordu. * Konumuz bu muydu? Değildi... Üzerinde “Lazer Multifunction” yazan, son teknolojinin eseri o çok özellikli yazıcımı anlatıyordum. Kendimi nasıl bir gazete binası sahibi gibi hissedişimi... İstediğim muhteva ve şekilde bir kitap veya tek nüsha da olsa dergi basabileceğimi filan... * Aslanları bile havaya fırlatabilen koskoca filleri yenebilecek, öldürebilecek, parçalayabilecek tek hayvan nedir, biliyor musunuz? Evet... Birkaç yıl geçmeden, bana da, işte o hayvanlar musallat oldu: Karıncalar!.. * Bir gün baktım ki; o şahane makinemde bastığım her kâğıdın üzerinde tuhaf, acayip, anlamsız lekeler var. Gezinen birkaç karıncayı üfleyip kapağı açtım, içeride de karıncalar vardı ve ansızın bir mutfağa dadanan karınca sürüsü gibi makineme musallat olmuşlardı. Kartuşta bir delik mi bulmuşlardı bilmiyorum ama ya toneri taşıyor veya ‘drum silindiri’ üzerinde yürürken toz toneri ayaklarıyla bulaştırıyorlardı. Özet: Makinemden çıkan her kâğıt lekeliydi... İkinci özet: Temiz çıkış verebilmeniz için içinizde “karıncalar” olmamalıydı!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT