BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yer döşeği

Yer döşeği

Bayramda ezilen, darbe alan, uykusuz kalan tüm yatılı misafirlere... Eskiden her evde yer döşeği vardı.



Bayramda ezilen, darbe alan, uykusuz kalan tüm yatılı misafirlere... Eskiden her evde yer döşeği vardı. Çeyizlikti, dürülüp yüklükte beklerdi. Yatılı misafir istilası, düğün dernek durumlarında serilirdi. Yumuşacık, pofuduk pofuduk, hele de yünleri yeni dövülmüşse rahatı en ortopediğinde bile yok... Yer yatağı, çocukluğumuzun ekstra renklerindendi. Yer yatağı demek; kuzenle, misafir kardeşle, nineyle buğulama balık misali istif istif uyumak demekti. Üstünde zıplamak, takla atmak, “güleşeliim miğ?” diyebilmekti. Eğlen çoş... Ama ya büyüyünce?.. Göçebe bir kavimden geldiğimizden, Türkler asırlardır bir yere misafirliğe gruplar halinde gider. Yine geçenlerde bir düğünevi, yüklükten çıkmış yer döşekleri. Konu salağı olarak atladım hemen; “ben, ben yatayım, birinçç” diye. İki çocuk bir büyük enine, tek çocuk bir büyük boyuna sıralandık. Işıklar söndü. Ohh, ne rahat, yumuşacık... Tavan daha bir yüksek, zemin daha bir yakın. Elini uzattığında dokunabiliyorsun yere, güven veriyor. Yataktan düşmek korkun da olmaz. Yuvarlanabilirsin, istediğin rüyaları görebilirsin... de... Ay, ya böcek gelirse?! Neeoğ? Ateş bastı... Ya fare? Ay, fare var mıdır ki bu evde?! O değil de anam bacım, ya yer yatağında yatarken kafasına basılan misafir olursam?!! İşte bu, en büyük tehlike! Devletimiz buna el uzatsın! Her eve bir ilkyardım seti dağıtılsın. Ha yanında bir de jilet tabii. Yerden kazımak için... Yer döşeğinde uyurken çiğnenme riski, gece susayan-ihtiyaç molasına kalkan kişinin ayaklanmasıyla başlar. Zanlı uyku sersemidir ve yerde yatanlar aklına gelmez. Gelse bile, mahmurlukla görüş alanı kısıtlı zihni bulanıktır; atlarken basar. Yerdekinin kafaya! Ayağa, bele, baldıra, aşil tendonuna... Yerdeki uykudan ‘ahiyeeek’ tarzı Zagor narasıyla kalkacaktır. Olay yeri inceleme ekiplerine göre; mağdurun saç baş dağınık, ağız haklı olarak bozuk, basan şahıs ise dayaklıktır. Basılan yere göre değişik sesler gelir; “hımms”dan “aağhh, noooluyo hayvağn mısın?!”a kadar çeşitlilik gösterebilir... Ama en fenası, tökezlemektir. Zanlının ayağı, ilk takıldığı uzuv marifetiyle yerdeki güruhun üzerine düşer! Tek seferde dört beş kişiden ses gelir, (kafayı gömdüğü kişi apayrı bir âlemde zaten) Toplu bonus elde edilir, kalan sağlar bizimdir. Yer yatağında çiğnenen misafir, (ki benim kaval kemiği artık dikdörtgen) en bir zavallı misafirdir. Ezilmiştir... Eziktir... Ses çıkarsa olmaaz, bağırsa ayıııp, içine atsa canı yanmış o da olmaz... Çok yazık yaf... Özetle neymiş, yer döşeğinde uyumak çocukluktaki gibi keyifli değilmiş. Sabaha kadar “yavv, biri basar mı acaba suratıma?” diye düşünmekmiş. E, peki ne yapıyoruz? Tez elden bir yavru kedi alıyoruz. Evde bir yavru kedi olunca, uyku mahmurluğunda bile öööyle lap lap yürünmeyeceğini, bir bilemedin ikinci ciyaklamada öğrenirsiniz!.. >>> Ninem diyor ki... Hastaya döşek sorulmaz.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 104123
    % 0.12
  • 3.4906
    % -0.5
  • 4.1771
    % -0.29
  • 4.7234
    % -0.71
  • 145.551
    % 0.08
 
 
 
 
 
KAPAT