BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Maksat spor olsun...

Maksat spor olsun...

Mekteplerin spor salonları olur ama orada spor yapılmaz. Bir kere tüllab (talebeler) içeri sokulmaz. Ya parkeler çizilirse? Ya toz kalkarsa, çöp batarsa, top duvarda iz yaparsa?



Mekteplerin spor salonları olur ama orada spor yapılmaz. Bir kere tüllab (talebeler) içeri sokulmaz. Ya parkeler çizilirse? Ya toz kalkarsa, çöp batarsa, top duvarda iz yaparsa? Salon sadece öğretmenlere açılır, öğlen tatilinde kikirdiyerek girer voleybol oynarlar. Alayı da yeni gelen genç muallimeye pas atar. Garibim alışkın değildir kepçeler, ıskalar. Eski kurtlar babacan tavırlarla omzuna dokunur “sıkma canını” derler “alışırsın zamanla...” Hocanım aşağı, hocanım yukarı... Kızcağızı hoplatıp dururlar. Nerden mi biliyorum? Eh bizim de kendimize göre kaynaklarımız var. Okulda yay, halter, disk, gülle cinsinden spor aletleri bulunur ama talebe dokunamaz. Gizli saklı kullanırsan, kıllanırlar. Niye? Demirbaştır, zimmeti idman mualliminden sorarlar. Beden eğitimi derslerinde beden eğitilmez. Kendini başçavuş sanan “terbiyeci” sizi hizaya sokar, kafa sağlığınızı da bozar. İleriiimarş!.. Rap rap rap. Çalıştıracaksın ki 23 Nisanda dağılmasınlar. Terfi ve tayinler riske girer yoksa... Salona senede bir kere alınırsınız. O gün komşunun oğlundan lacileri (eşofmanı) istemiş ve abinizin ketenlerini uydurmuşsunuzdur ayağınıza. Kesler (bez papuçlar) beyaz olmalıdır. Ama seninki morarmış. Fark etmez gider tebeşirle boyarsın zoru yok ya. Ders zili çalınca mümessil sınıfı sıralar. Mesafeee al! Rahat! Hocayı gördü mü gırtlağını yırtar: “Dikkaaat!” İdmancı havalı havalı gelir dikilir karşınıza. Düdüğün zinciri parmağında, bir o yana sallar bir bu yana. Ayakkabısız eşofmansızlara (mutlaka birkaç tane çıkar) kapıyı gösterir ve imtihan başlar. Dört kasayı üst üste koydurur, yere süngeri çıkmış bir partal yayar. Eşofmanın üstünü çıkarır, en yakın talebeye (muhtemelen kız) tutması için uzatır. Gerinir kasılır, pozularını kabartır. “Bakın böyle yapacaksınız” der ve kasadan atlar. İlk görüşte bellersiniz, numarası okunan çıkar, taklasını atar. Düştüğün yerde heykel gibi kalacaksın ama. Topuklar bitişik, eller havada. Geç mindere bir de köprü kur, amuda da kalkabiliyorsan aliyyûl âlâ. Becerene de beceremeyene de beş verir, başından savar. Sen sağ, ben selamet! Hadi by by. Mektebin bahçesi müsaitir ama müdür ve muavinleri top oynatmaz. Bilmem hangi senenin teşrinievvelinde bi cam kırılmıştır, onu bahane ederler hâlâ. Semtinizde çocuk parkı da vardır. Gelgelelim çocuklar girmesin diye bekçi koyarlar başına. Adamın uyukladığı vakitlerde sessizce sızarsın. Tam salıncağı hızlandırmış bulutlarla kucaklaşmışsındır ki arkadaşın haykırır. “Kaç ula geliyo!” Yakalandın bittin, “oolum git bak” bile demez, şamarı basar. Salıncağı durduracak vaktin yoktur, atlar ve düştüğün yerde koşmaya başlarsın. “Trapez eğitiminde bekçi faktörü!” Böyle bir doktora tezi yok tabii, olmayacak da! Efendim parklar valideleri ile teşrif eden iyi aile çocuklarına mahsustur. Bunların anneleri ameliyat hemşiresini andırır, çocuğun üstüne abanırlar. İkide bir sırtına bez sokar, ellerini kolonya ile siler paklarlar. Çocukcağız ne kaydırakta kayabilir, ne tattıravallide hoplar. Habire ağzına uzatılan sütü yudumlar, hımbıl hantal bir şey olacaktır sonunda. Okulda yasak, parkta yasak sen de mecburen yayılırsın arsalara. Bu sefer mahalleliye batar, külliyen muhalif takılırlar. Hele topunuz birinin balkonuna kaçsın, büyük bir keyifle bıçağa davranırlar. “Kesiym mi len kesimmi ha?” “Kesersen kes be” diye diklenirsin, “senden mi korkcaz!” Beşer onar kuruş karıştırıp yenisini alırsın icabında... Bakkal topu tabii, ince plastik, serttir dengesizdir akıl almaz zigzaglar yapar... Zaten ayağının altında çakıllar çukurlar. Bizim neslin top kontrolü bu yüzden mi yükseldi acaba? Her Türk asker doğar ve her Türk güreş tutar. El kadar yeşillik gören boğuşur. Elense, tırpan. kıran kırana! Akşama yırtılan mintanın, delinen poturun hesabını vereceksindir anana! “Sen sürt bakalım” diyecektir “böööle sahalarda. Filancanın oğlu müdür olsun, belki acır da aldırır yanına!” Altın madalya kazansan neye yarar? Devlete kapılanamadıktan, bordro imzalayamadıktan sonra! Yine mevzuyu dağıttık, lâfı Olimpiyatlara getirecektim güyâ...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT