BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Vefat eden bir başkomutanımız; Altan Deliorman

Vefat eden bir başkomutanımız; Altan Deliorman

Altan Deliorman’ın vefatını duyunca, birdenbire kolum-kanadım yanlarıma düştü. O bizim başkomutanlarımızdan biriydi ve benim 57 yıllık kardeşim, dostum, ülküdaşımdı.



Altan Deliorman’ın vefatını duyunca, birdenbire kolum-kanadım yanlarıma düştü. O bizim başkomutanlarımızdan biriydi ve benim 57 yıllık kardeşim, dostum, ülküdaşımdı. İnanıyorum ki onu tanımadınızsa, onu dinlemedinizse, onun o zarif, o aydınlık, o ürpertili bir Türkçe ile yazdığı kitaplardan birini olsun okumadınızsa yazımın başlığı karşısında şaşırmışsınızdır ve kendi kendinize: “Bizim Altan Deliorman isimli bir başkomutanımız var mıydı? diye sormuşsunuzdur. Vardı tabii! Vardı elbette! Önce size, onun başkomutanlığını, Milli Mücadele tarihimizin kayıtsız şartsız Başkomutanı olan Mareşal Mustafa Kemal’in yüzde yüz doğru bir tesbitiyle hatırlatmaya çalışayım. Atatürk diyor ki “Bir milletin iki ordusu vardır: Asker ordusu-Kültür ordusu. Asker ordusu, vatanın hayatını kurtaran ordudur. Kültür ordusu ise vatanın geleceğini kuran ordudur. Bu iki ordu çok mühimdir. Ama bana sorarsanız, size derim ki, bir milletin kültür ordusu, asker ordusundan çok daha önemlidir. Çünkü kültür ordusu, asker ordusuna, neden bu vatan toprakları için canını-kanını vermek mecburiyetinde olduğunu anlatan ordudur. Eğer bir milletin kültür ordusu yeteri kadar kuvvetli olmuzsa, asker ordumuzun savaş meydanlarında kazandıklarını, barış masalarında kaybederiz” Bu yüzde yüz çok doğru bir tesbit. İşte ben sevgili kardeşim aziz dostum Altan Deliorman’ın vefatına bu açıdan bakarak, onun kültür ordumuzun başkomutanlarından biri olduğunu özellikle belirtmek istiyorum. Altan Deliorman’la aynı yılda doğduk! İkimiz de aynı hocanın talebeleri olduk. O İstanbul’da lise tahsilini yaparken Nihal Atsız’ın karşısında oturmuştu. Ben de Sivas’ta 1950 yılından itibaren, Atsaz’ın o güzelim ORKUN dergisini okuyarak kendimi bulmaya çalışmıştım. ORKUN galiba 54 sayı çıkabilmişti. Daha sonra ben 1964’lü yıllarda kayınpederim İsmail Hakkı Yılanlıoğlu’nun Ankara’da yeniden yayımladığı ORKUN dergisinin bir süre yazıişleri müdürü olmuştum. Altan Deliorman da İstanbul’da ORKUN dergisini Atsız’ın bıraktığı yerden alarak yaşatmış 100’den fazla sayısıyla, gençlerimizi Milli duygularımızın ve düşüncelerimizin etrafında birleştirmeye çalışmıştı. Sadece ORKUN dergisinde değil, İstanbul Edebiyat Fakültesinin Tarih bölümünden mezun olduktan sonra, o güzel kalemini: Akşam, Ocak, Tercüman, Ortadoğu, Milli Yol, Milli Işık, Boğaziçi, Bayrak gibi gazetelerde ve dergilerde de eline almıştı. Beri yanda: Komünizmle Mücadele Derneğinin, Türkçüler Derneğinin, Aydınlar Ocağının, Türk Edebiyat Vakfının ve Orkun Vakfının kurucuları, mensupları arasında çalışmıştı. Liselerimizin birinci ve ikinci sınıflarında okutulan tarih kitapları yanında: Türklere Karşı Ermeni Komitaları - Yugoslavya’da Müslüman Türklere Büyük Darbe - Mustafa Kemal Balkanlarda - Osmanlı Padişahları - Üç Makale -Kırık Kanatlı Jön Türk - Bozkurt Tanıdığım Atsız - Işıklı Hayatlar... isimli kitaplarını okuyanlar, ORKUN fikriyatı etrafında toplananlar, milletimizi, devletimizi, vatanımızı, bayrağımızı...hep aşk derecesinde sevenlerden olacaklardır. Altan Deliorman’ın da sevap defteri hiç kapanmayacaktır.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT