BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Suna Dumankaya: Zencefil varsa kanseri unutun

Suna Dumankaya: Zencefil varsa kanseri unutun

Bitkisel tedavi uzmanı Suna Dumankaya'ya göre her rahatsızlığın çözümü için bitkisel bir ürün var. Yeter ki bilinçli kullanılsın.



Sunuş Sağlık ve güzellik doğada, bize sadece doğrusunu bulup kullanmak düşüyor. Artık bir farkındalık başladı toplumumuzda sağlıklı ve doğal yaşam adına. Her şeyin doğalını arıyoruz, yapaylardan uzak durmaya çalışıyoruz. Doğaya dönüyoruz, doğalımıza da döneceğiz umarım. Bu konular ön plandayken hem öğrenelim hem aktaralım diye Suna Dumankaya ile buluştuk. Kadın, erkek, çocuk, sağlık, güzellik kısacası her şeyi sormaya çalıştım. Bu sayfadaki bilgiler sürekli göz önünde olacak türden, okuyalım, uygulayalım, sonuçları ben de merak ediyorum. Paylaşırsanız sevinirim... İyi pazarlar. G.K.Z. AİLENİN TAMAMI UZMAN Dumankaya Ailesinin tamamı bitkisel ilaçlar konusunda uzman... Anneannesi Türkiye’nin “İlk halk hekimi” olan Suna Dumankaya’nın ismi sağlık alanında artık bir marka... Sağlıklı ciltlerden beslenmeye kadar hemen her alanda bir çözüm formülü var. Ünü yurtdışına taşmış durumda, Araplar’dan sipariş patlaması yaşıyor. İnsan en zor kendisini tarif edermiş, siz anneanneden el almışsınız. Onun yolunda devam ediyorsunuz ama ekleyerek. O zaman ilk anneanne ile başlayalım tarife; Bu işi ilk anneannemden öğrendim ben. İlk öğretmenim oydu ve Türkiye’nin ilk halk hekimi idi. Bundan yetmiş sene evvel Türkiye de hastaneler yokken, seferberlik zamanında anneannemin babaannesi, Ermeni hastanelerinde hekimlik yaparmış, o zamanlar ilaç yokmuş. Kinin diye bir şey varmış ve o kininle insanlara ilaç yaparlarmış. Teknoloji ilerlemediği için ayağından vurulan askerlerin ayaklarını keserlermiş, benim anneannemin babaannesi de doğadan otları toplayıp, aman kesmeyin ben iyileştireceğim dermiş. Askerlere bitkilerden bir lapa yapıp tedavi edermiş ve ayağın kesilmesine gerek kalmazmış. Ermeni Hastanesi hekimleri demişler ki; ‘Fatma Hanım, bunlar çok güzel şeyler ileride inşallah ilaç haline gelir.’ Daha sonra torunu olan anneanneme bildiklerini öğretmeye başlıyor. Yani yedi sekiz kuşaktan gelen bir bilgi birikimi var. Anneanneniz kendi içinde vakıf gibi olmuş. Aynen öyle, yaptığı hiçbir ilacın ve tedavinin bedelini asla almazmış. Dermiş ki, ‘Bu, bana Allah vergisidir, bunun karşılığı alınmaz.’ O yüzden dikkat ederseniz bu ilimle, ben de yıllarca hiçbir televizyondan para almadan beklentisiz ve gelir elde etmeden çalışıyorum. Hatta kitaplarımı bile Genç Hayat Vakfı’na bağışlıyorum. Bilginin paylaştıkça değer kazandığına inanıyorum. Çünkü bu Türk örf ve âdetlerinde, geleneklerimizde vardır. Gerçi şimdi biraz kaybettik ama ne olur kaybetmeyelim, paylaşmayı hep bilelim çünkü bu dünya hiç kimseye kalmayacak. Ürünleriniz Suna Dumankaya markasıyla satışa çıktı. Marka ile ilgili hedefiniz nedir? Hedefim, doğada hepimize, her şeye uygun bitkisel ürün var. Bunları doğru yerde ve doğru olarak kullanılmasına vesile olmak. Türkiye’nin Estee Lauder’ı olmak istiyorum. Birçok gazetede yazılar yazdım. Yeditepe Eczacılık, kozmetik alanında ısrarla çalışmak istediğini belirtince ürünlerimiz ortaya çıktı. Bu ürünler, yapmış olduğumuz anlaşma çerçevesinde tamamen bana ait olan doğal kremler, şampuanlar yani saçınızdan tırnağınıza kadar her şey bitkisel ağırlıklı ürünlerdir. Hollanda da ödül aldık. Türkler doğru iş yapmış dediler. Dünyada ilk defa alkolsüz toniği ben yaptım, Şimdi Arap ülkelerinde kozmetik firmaları, alkolsüz tonik ve ürünlerle ilgili taleplerini ilettiler. Oraya da ürünlerimizi gönderiyoruz. Neden bitkisel? 7 yıl önce istatistik yapılmış ve Türkiye’nin yılda 2 milyar dolar kozmetik harcaması olduğu söylenmişti. Yani Türkiye maddi açıdan bu kadar zorluklar yaşarken, herkes işsizken nasıl 2 milyar dolar direkt Avrupa’ya gider. Bende dedim ki madem öyle ben de bu işe giriyorum. Hani ‘yerli malı yurdun malı herkes onu kullanmalı’ diyerekten böyle bir girişimde bulundum. Kozmetiğe çok ciddi para harcanıyor. 4. dünya ülkesi gibi deneniyoruz. Çünkü Türkler ırk olarak bilhassa bayanları bol saçlı, sağlam tenli ve fizikleri incecik. Kadınlar incecikti, bebekler sağlıklıydı, toprağa basarlardı, karda yürürlerdi ama şimdi ne yazık ki onlar kalmadı. Şimdi çocuk daha doğar doğmaz kalp hastası, şeker hastası oluyor. Beslenmeyle ilgili tavsiyeleriniz nelerdir? Benim yıllardır yaptığım eski bilgileri günümüze uyarlayarak getirmektir. Bir kere her şey düşüncede başlıyor. Sevgisizce büyüyen insanlarımız, çocuklarımız var. Bir insan kendini sever ve saygı duyarsa yediğinden içtiğinden, saçına sürdüğüne kadar kendine çok dikkat eder. Eğer dikkat etmezse, kendini değersiz hisseder. Sağlıklı olmak için, hormonlu sentetik maddeler içermeyen gıdalar tüketeceğiz. Anneannem vefat ettiğinde yaşı yüzü aşkındı. Anneannem zencefili ince ince dilimler, üzerine bal döker ve biraz da çörek otu koyardı. Hiç hasta olmazdı ve derdi ki; zencefil giren eve kanser girmez, zencefil yiyen insanın bağışıklık sistemi her zaman güçlü kalır. Kadınlarda omega 3 azlığı olduğu için ceviz, erkeklerde çinko ve selenyum eksikliği var diye kabak çekirdeğini söylerdi. Kabak çekirdeği erkeklerde prostatı, karaciğer yağlanmasını engeller. Anneannem ramazanda, 67 hastalığa iyi gelen demir hindi şurubu yapardı. Kırıp, geceden suyun içine koyar, sabah içine taze kök olarak çubuk, tarçın, zencefil, zerdeçal ve karanfili 2-3 litre suda kaynatıp onun suyunu bize şimdi içtiğimiz kola gibi içirirdi. Ama kolanın zararlarına bakın asitli ve içindeki kafein insan vücudunda tıpkı eroin gibi alışkanlık yapıyor ve zarar veriyor. Demir hindi şurubu ise kansızlığa, demir eksikliğine iyi geliyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor, damarları güçlendiriyor. Gençlik iksiri diyebiliriz. Her sabah yarım demet maydanozu mikserden geçirip suyunu içmek, vücuttaki ödemi atmaya yardımcı oluyor. Aynı zamanda maydanozda yüzlerce mineral vardır. Kışın 2-3 tane kırmızı pancarı soyup içine biraz taze zencefil, yeşil elma ve bazen de havuç koyup mikserden geçirerek sabahları içtiğimiz zaman karaciğere, akciğere ve tüm vücuda inanılmaz derecede faydalı oluyor. Yani doğal ilaçlar bunlar. Allah’ın hiçbir şeyi sebepsiz yaratmadığını bilmemiz gerekiyor. Gençlik iksiri maydanoz suyunu ihmal etmeyin! Gün içerisinde vazgeçilmezleriniz nelerdir? Kendimi bırakmamak için gayret göstermeye çalışıyorum. Mutlaka her sabah uyandığımda bir bardak ılık suyun içine bir çorba kaşığı bal ve yarım limon sıkıp içerim bu vücuda serum gibi geliyor. Sabah uyanır uyanmaz ya da gece yatarken asla soğuk su içmeyin çünkü vücut onu tanımıyor. Sabahları mutlaka dil temizliği yaparım, ağız temizliği çok önemlidir. Yarım saat sonra mutlaka maydanoz suyu içerim. Çünkü maydanoz aslında gençlik iksiridir. Birer tatlı kaşığı ile yapacağınız kahve, bal ve kaymak muhteşem bir şeydir. Bir de kakao, yulaf unu, bal ve yoğurt karışımını macun olarak sürüyorsunuz cildi mutlu ediyorsunuz. Hatta bunu Gülben Ergen’e, Seda Sayan’a yapmıştık programında, çok ilgi görmüştü, Bu karışımı uygularsanız cildin sıkılaşmasını, beslenmesini sağlarsınız, kırışmasını engellersiniz. Cilt yağlıysa onunla ilgili bir şey daha var şöyle ki; maden suyunu buz kabına döküyorsunuz üzerine yarım limon sıkıyorsunuz. Donduktan sonra onu her gün cildinize dolaştıracaksınız. Bu da cildin sarkmasını engeller. Cilt kuruysa sıcak sütün içinde papatyayı önce demleyeceksiniz. Ondan sonra onu süzüp buz kabına dökeceksiniz. Dondurduktan sonra her gün yüzünde bir kapsülünü dolaştıracaksınız. Cildin sarkmasını engeller. Çünkü kuru cildin süte ihtiyacı vardır. Gözenekler için tonik çok önemli mesela ben çok güzel bir tonik yaptım suda çözünebilen içinde zeytinyağı, avokado yağı, süt proteini, ginseng, ıhlamur ve papatya var. Çocuklar için en güzel tedavi dokunmaktır Yakında okullar açılacak, çocukların bağışıklığı güçlenmesi adına ne vermemizi tavsiye edersiniz? Çocuklara asla şekerli şeyler vermeyelim. Bir kere ben torunuma bile müdahale edemiyorum. Oğlumun kızı var mesela ateşi çıkıyor. Hemen gidiyorlar hastaneye antibiyotik veriyorlar bilmem ne veriyorlar. Çocuğun bedeni bu ilacı tanımıyor ki neden veriyorsun bu ilacı ona, bizim eskiden ateşimiz yükselirdi anneannem aspirini döverdi, kolonya, sirke, su ile havluyu ıslatırdı sarardı başımıza ateşimiz düşerdi. Biraz da enerji vermek lazım çocuğa, çocuğa en güzel tedavi dokunmaktır. ÖKSÜRÜK İÇİN: Ben çocuklarıma hiç kimyasal içirmedim. Kendi çocuklarıma öksürdükleri zaman verdiğim şeyler; toz halinde bir kahve fincanı kestane balı, bir çay kaşığı zerdeçal, zencefil ve poleni karıştırıp verirdim. Asla göz damlası yapmaz, elmalı ballı bir damla yapıp gözlerine damlatırdım. Ayrıca öksürük için, geceden kara turpu oyun, içine bal koyup biraz da limon sıkın. Sabaha kadar serinde bekletin biriken suyu alın. Çocuğunuza sabahları şurup gibi kullanın. Kadınlar için günlük pratik bakım formülleri Kadınlar için neler önerirsiniz? Bir kere Türk kadını imkanı varsa kendine bakmayı seviyor. Bu güzel imkân olsa da olmasa da kendine bakmaya gayret ediyor. Nasıl ki bir elbiseyi bir kere giyiyorsunuz kirleniyor. Yıkayıp, ütüleyip öyle giyiyorsunuz. Cilt de her şeye maruz kalıyor ve sadece suyla temizlenmiyor. Bir kere ayda bir kere doğru bir kişiye gidip cilt bakımı yaptırmanız gerekiyor. CİLT GERGİNLİĞİ İÇİN: Cildiniz esnekse yani sarkmaya müsaitse bir tatlı kaşığı yaş maya, bir çay kaşığı sütü karıştırıp, yüzünüze kas yönünde masaj yaparak göz etrafı dâhil yedirin. Yüzünüz gerilince sıcak suyla ıslatılmış bir havluyla yüzünüze kompres yapın. GÖZALTI İÇİN: Bir çorba kaşığı haşlanmış pirinç suyuna, bir çay kaşığı arı sütü, bir çay kaşığı zeytin yağı karıştırıp tüm göz altına masaj yapın. Cilt emdikçe bu defa ters yöne doğru masajı tekrarlayın. Böyle yaptığınızda gözaltı kremi iyice emer ve çizgileri onarmış olur. BOYUN İÇİN: Kadında boyun çok önemlidir. Haftada bir gün cildiniz çok kuruysa, zeytinyağını ısıtın. Ilık zeytinyağından asit uçar, bir çorba kaşığı bal koyup, yarım limon sıkın ve bir tülbenti daldırıp, boynunuza dolayın. Kuruyana kadar boyunda kalacak. Ayna karşısında tülbenti açtığınızda bana teşekkür edeceksiniz. SAÇLAR İÇİN: Bir kere kesinlikle sağlık olmadan güzellik olmuyor. Demir eksikliği, kansızlık, çinko eksikliği varsa bir insan ne yaparsa yapsın mutlaka saçı dökülür. Önce sağlığına bakacak tahlilini yaptıracak, doktoruna danışacak, bu varsa vitaminlerini alsın dışarıdan yapacağı her şey hemen karşılığını verir. Tabii ani kayıplar stres sıkıntı, bunlar tabii ki her şeye neden oluyor. Saçınızdan tutun tırnağınıza kadar etkiler. Bir tutam kuru veya ıslak ısırgan otunu cam kavanoza koyup içine bir çorba kaşığı çörek otu, 500 gr zeytinyağı koyun, benmari usulü kaynatın yani ocağa su koyup dibine havlu kavanozu ortasına yerleştirdikten sonra 40 dk. kaynatıp cam kavanozu alın. Sabaha kadar demlendikten sonra kavanozu süzün, haftada iki kez saç dibine masaj yapın. Havluya sarıp 2 saat bekledikten sonra saçınıza uygun bir şampuanla yıkıyorsunuz. KEPEK YA DA YARA İÇİN: Benmari usulü 500 gr zeytinyağı ile birlikte bir kase pul biber ile cam kavanozda kaynattıktan sonra bir gün bekleterek ertesi gün süzün, içine bir çorba kaşığı elma sirkesi karıştırıp, saçımıza masaj yaparak sürüyoruz. Bir çorba kaşığı elma sirkesi ile birlikte biberiye yağı karıştırıp saç dibine boya sürer gibi sürüp friksiyon yapıp yarım saat bekledikten sonra yıkayın.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT