BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ‘Çile’li yıllar -11-

‘Çile’li yıllar -11-

Felsefede 'sezgicilik'in kurucucu olan Bergson, Sorbonne Üniversitesi'nde Necip Fazıl'ın hocasıdır. Bergson'a, kendisinden sonra ekolünü devam ettirecek kim ya da kimler var diye sorulunca şu cevabı verir: 'Felsefeyi bilen Necip Fazıl adında bir Türk vardı. O da derbeder bir yaşantı içindeydi!'



Felsefede 'sezgicilik'in kurucucu olan Bergson, Sorbonne Üniversitesi'nde Necip Fazıl'ın hocasıdır. Bergson'a, kendisinden sonra ekolünü devam ettirecek kim ya da kimler var diye sorulunca şu cevabı verir: 'Felsefeyi bilen Necip Fazıl adında bir Türk vardı. O da derbeder bir yaşantı içindeydi!' Yıllar sonra; bir mahkemede yanlışlar üzerine iddiasını kuran savcıya Üstad, yanlışlarını hukuk mantığı açısından birer birer sıralarken kendisinin Sorbonne'da okuduğunu da ilave eder. Meğer, savcı da Sorbonne'da hukuk tahsili yapmamış mı?!. O da bu halini dillendirince; Üstad: 'Belli ki, sen orada yalnızca kanun maddelerini ezberlemişsin.. Bense, hukukun felsefesini yaptım!' der. Manevi kurtarıcısının işaretini aldığında 30 yaşındadır ve 'Nokta.. Nokta..' diye ifadelendirdiği Kafkas kökenli asil bir kadına sırılsıklam âşıktır. Manevi buhranına bir de aşk illeti arız olmuştur. Onca istek, hamle ve mektuplarına rağmen bir türlü ulaşamaz ve hatta yüz bulamaz! Beşeri aşkın zirve hali onu çıldırma noktasına getirdi; buhranını yenerek gerçek aşka kavuştu. Bakın nasıl? Ona yazdığı son mektubunda; 'Artık siz benim için lüzumsuz bir şeysiniz. Size erişememenin inkisarı içinde asıl erişilmesi gerekenin kim olduğunu dehşetle görüyorum. Siz bana ne verseniz neticede verebilmek kudretinde olmadığınızın ihtarcısından başka bir şey olamazsınız. Siz bir hayal, bir gölge, bir benzeyiş, bir remzden ibaretsiniz. Siz, mutlak yokluğunuz içinde, malikiyetin mahrumluğa dönen şekliyle karşıma mutlak varlığı, Allah'ı çıkardınız!' deyip o illetten kurtulur. Ve, işte kendi ifadesiyle; 'yeri geldi': 'Beni kimsecikler okşamaz madem Öp beni alnımdan, sen öp seccadem!' Ve: "Ne hasta bekler sabahı, Ne taze ölüyü mezar. Ne de şeytan bir günahı, Seni beklediğim kadar. Geçti istemem gelmeni, Yokluğunda buldum seni; Bırak vehmimde gölgeni, Gelme, artık neye yarar?" Öleceği yıl (1983) kadını çerçeveleyip, son noktayı koyar: "Dipsiz hasrete tuzak; En yakınken en uzak. Tadı zehrinde erzak; Kadın. Bir işaret, bir misal; Ayrılık remzi visal. Allah'a yol bir timsal; Kadın."
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 105762
    % -1.08
  • 3.5302
    % -0.22
  • 4.128
    % -0.58
  • 4.5356
    % -0.3
  • 144.128
    % -0.26
 
 
 
 
 
KAPAT