BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bakü Nâme

Bakü Nâme

Gittiğim her yeni ülkede Türk aramak âdetim olmuştur. Bir Türk çehresi değilse bile, bir Türk izi... Evvelallah, bugüne kadar buldum da! En bulunmaz sanılan yerlerde bile! Bu defa aramıyorum. İlk defa aramıyorum. Çünkü zaten bir Türk ülkesindeyim. Azerbaycan'da! Bakü'de! Mahalli söyleyişle Bakı'da! Veya ismin geldiği kelime: Bâd-ı Küba.... Rüzgârlar Şehri!



Gittiğim her yeni ülkede Türk aramak âdetim olmuştur. Bir Türk çehresi değilse bile, bir Türk izi... Evvelallah, bugüne kadar buldum da! En bulunmaz sanılan yerlerde bile! Bu defa aramıyorum. İlk defa aramıyorum. Çünkü zaten bir Türk ülkesindeyim. Azerbaycan'da! Bakü'de! Mahalli söyleyişle Bakı'da! Veya ismin geldiği kelime: Bâd-ı Küba.... Rüzgârlar Şehri! Azerbaycan toprağına ayak bastığımdan beri dilimde "Şehriyâr'ın şeherinden size selâm göndermişem" türküsü dolanıyor. Şehriyâr'ın doğum yeri bugünkü Azerbaycan topraklarında değil gerçi. Onun "şeheri" Tebriz Güney Azerbaycan'da ve bugün malum İran sınırları içinde. Ama canım güneyi, kuzeyi hepsi aynı Türk ülkesi değil mi aslında? Bu sınırlar masa başlarında kalemle çizilmiş değil mi? Tebriz bugünkü Azerbaycan sınırının az ötesinde. Daha uçaktan indiğimiz gün Tebriz'den gezmeye gelmiş iki Şehriyâr hemşehrisi ile tanıştık, Hazar Denizi kıyısında uzun uzun Türkçe konuştuk. Ben en iyisi "Şehriyâr'ın şeherinde" demeye devam edeyim. Kuzeyi, güneyi, hepsinin aynı Türk ülkesi olduğunu her adımda anlıyorsunuz. Pasaport gösterip girdiğimiz -hatta vize de aldığımız- bir ülke ilk defa yabancı bir ülke değil! Henüz geldiğiniz bir ülkede anadilinizle konuşup anlaşmak ne büyük devletmiş?! Azerbaycan Türkleri ne kadar iyi, ne kadar hoş insanlar! Sadece otel rezervasyonu yaptırıp geldik; ne karşılayanımız oldu, ne tanıdığımız var, ne planımız, programımız var, ne de bildiğimiz bir adres... Ama şehre ayak bastığımızdan beri kime selâm versek, kime birşey sorsak yardımcı olmak için canla başla önümüze düşüyorlar. Kendi kendime sormadan edemedim: Biz Türkiye Türkleri de bu kadar iyi miyiz, hoş muyuz acaba? Yoksa buradaki insanlarda Kafkas dağlarının suyundan gelen bir başka letâfet mi var?! Ve bir soru daha: Acaba birbirlerine karşı da böyle iyiler mi, yoksa Türkiye'den gelen kardeşlerine misafirperverlik göstermek mi istiyorlar? Her ne hal ise, bütün müşküllerimizi hallediyorlar. İçeri Şeher'de elektrikli arabayla bizi gezdiren delikanlı demez mi inerken, "Abi konağım olun!" Yani "misafirim olun, benden olsun!" Halbuki kendisi de ücretle bir çalışan eleman orada. Evet, ilk defa Türkiye'nin dışında bir Türk ülkesindeyim. Serin sulu bulaklardan,/ Yeşil yaprak budaklardan,/ Lale renkli yanaklardan,/ Bal süzülen dudaklardan,/ Katar katar turnalardan,/ Yeşil başlı sunalardan,/ Azerbaycan diyârından.... selâm göndermeye devam edeceğim.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT