BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Meğer Türkçeyi bilmiyorlardı

Meğer Türkçeyi bilmiyorlardı

“Hele köylülerden hiç kimsenin beni evine davet etmeyişi beni çok etkilemişti. Ne zamana kadar ağladığımı bilemiyorum, hıçkırıklarımı durduramıyordum.”



Yıl 1987... Aylardan Eylül... Yer Muş’un Demirci Köyü... Elektrik ve telefonun olmadığı, yolun lüks sayıldığı bir dönem. Muş ili merkeze 70 km uzaklıkta olan Demirci köyüne atanmıştım. Görev aşk ve heyecanı ile doluydum. Tek öğretmendim. Göreve başladığımda daha köyü görmeden bizi il merkezinde kursa almışlardı. Bu arada köyün önceki öğretmeni Cengiz Beyden Okulu resmen teslim almıştım. Köy hakkında anlattıkları ise ümit vermiyordu. -Araba yok köye, diyordu. Yaya olarak da bir buçuk saat sürer. İmkânsızlık diz boyu. Bir buçuk saat uzaklıkta bir köyde ineceğim. O köyde eski bir cip kiralayıp görev yapacağım köye gidebileceğim. Karda kışta ise dizlere derman... Hiç unutmuyorum 15 Ekim 1987... Teneke sobamı, bir yıllık yiyecek ekmeklik unu, bir torba patates vb. yiyeceklerle tarif edildiği gibi cip kiralayıp Demirci köyüne yola koyulmuştuk. Şoför diyordu ki: “Hoca buralar zor yerlerdir. Burada görev yapan en fazla bir yıl durur. Torpil arar, tayin aldırır gider.” Gün batımıydı köye geldik. Köylüler cipin sesiyle okula geldiler. Eşyalarımı indirdim. Sobam, yiyeceklerim ve bir kat yatağım vardı eşya olarak. Beni bırakan cip tozu dumana katarak hızla köyden uzaklaştı. Karanlık çökmek üzereydi. Günün yorgunluğu ve şaşkın bakışlarla köylülerle konuşmaya çalışıyordum. -Hoş geldin, deyip susuyorlardı. Sonradan öğrendim ki Türkçe bilen yoktu. Hoş geldin diyen gitti. Hoş geldin diyen gitti. Ve ben tek başıma oracıkta kala kaldım. Lojmanın anahtarını Muş’ta iken önceki öğretmenden almıştım. “Gıcırrttt” diye insana ürperti veren bir sesle kapıyı açtım. Örümcek ağı sardı üstümü başımı. Allah’ım, hava ne tez kararmıştı? Eşyalarımı içeri aldım. Hiçbir şey yapmaya takat ve moralim kalmamıştı. Dürülü haldeki yatağın üzerine yığıldığımı hatırlıyorum. Hıçkırıklara boğuldum. Ağlamaya başladım. İlk kez böyle mahrumiyet içindeydim. İlk kez böyle yapa yalnızdım. Hele köylülerden hiç kimsenin beni evine davet etmeyişi beni çok etkilemişti. Ne zamana kadar ağladığımı bilemiyorum, hıçkırıklarımı durduramıyordum. Gece epeyce ilerlemişti. Kendime geldikten sonra okul lojmanının önünde akan çeşmeyi fark ettim. Çeşme benim için sanki bir arkadaş olmuştu. Suyun sesi gecenin sessizliğinde adeta bir şeyleri hatırlatıyor terennüm ediyordu. Gece yarısı olmuştu ama bende uykudan eser yoktu. Allah’ım ne yapacaktım? Devamı yarın > Yazışma adresi: Türkiye Gazetesi İhlas Medya Plaza 29 Ekim Caddesi, 34197 Yenibosna/İstanbul Faks: (0212) 454 31 00
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 106926
    % -0.06
  • 3.6758
    % -0.01
  • 4.3265
    % 0.16
  • 4.846
    % 0.22
  • 151.398
    % -0.04
 
 
 
 
 
KAPAT