BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Böyle mi olmalıydı?

Böyle mi olmalıydı?

Taksim Meydanı, oldum olası çatışmalı olayların beşiğidir. Yıllar önceki kanlı 1 Mayıs’ı hatırlayın. İşçi yürüyüş ve gösterilerinin kana bulandığı günü... Kazancı Yokuşu’nun ağzına yığılı insan gövdelerinin iç burkan manzarası 1 Mayıs dendi mi gözümün önüne gelir.



Taksim Meydanı, oldum olası çatışmalı olayların beşiğidir. Yıllar önceki kanlı 1 Mayıs’ı hatırlayın. İşçi yürüyüş ve gösterilerinin kana bulandığı günü... Kazancı Yokuşu’nun ağzına yığılı insan gövdelerinin iç burkan manzarası 1 Mayıs dendi mi gözümün önüne gelir. İngiliz holiganlarla birtakım gençlerin arbedesi de yine Taksim’de cereyan etti. Holigan denen dejenere varlıklar ne denli haydut ve bıçkın olursa olsunlar, onları öldürmek mi lâzımdı? Sanki olay Türkiye’yi dünya gözünde küçültmek için hazırlanmış gibi... Türklüğü “vahşi, barbar” imajından kurtarmaya çabalarken bu ne affedilmez hatadır? Bu dayak cinneti ve gözü dönmüşlük başladıktan sonra olay genişlemeden niye hemen bastırılamadı? Dövüş devam ederken çatır çatır çekim yapılmış; bıçaklanan bir İngiliz yerde yatarken arkadaşı suni teneffüs yaptırıyor, derken karşı güç sandalyeyi arkadaşını hayata döndürmeye çalışanın sırtına indiriyor. Bu ne vahşettir? Bakın, Birinci Dünya Savaşı’nda Çanakkale cephesinde bile böylesi bir acımasızlık yaşanmamıştır. Anzaklarla Türkler çok yakın siperlerden birbirlerine zaman zaman ikramlarda bulunmuşlardır. Bunu tarih yazıyor. Tütün, bisküvi ve çikolata atmışlardır birbirlerine. Oysa ki hasımdılar. Biri vatanını savunuyor, öbürü Boğazlara sahip olmaya çalışıyordu. Ama durun, bu yapıdaki insanlar üç beş kişi değil! Topluca şiddet cinneti yaşanmakta bu ülkede. Arabalarda sustalı, tornavida, gürgen sopa boşuna mı taşınıyor? Bütünüyle kavgaya hazır, hatta kavga aranan bir millet olmadık mı? Önümüze kim mi geldi, yan mı baktı hemen girişiveriyoruz. “Vay bana mı? Sen mi?” celâllenmesi erkek olmanın icaplarından sayılıyor neredeyse. Caddelerimizde, sokaklarımızda, kahvelerde, gazinolarda bu tür olaylar hemen her gün yaşanmıyor mu? Evlâtlarımızı sokağa salarken her annenin yüreğinde “Kavgaya karışır mı?” kaygısı yok mu? Bu konuda yürek yakan bir olayı daima hatırlarım. Bir komşumun oğlu içkili gazinolardan birine gitmiş. Orada yaşlı bir adama birtakım gençlerin sataştıklarını görmüş ve terbiye, mertlik adına o serkeşlere “Ayıp değil mi yaptığınız? Yaşlı bir insandan ne istiyorsunuz?” diye soruvermiş. Vay sen misin bunları söyleyen? Gencecik çocuğu hemen bıçaklayıvermişler. Evlat gitti. Annenin acısını varın nelerle ölçerseniz ölçün şimdi. İki holiganın öldürülmesinden sonra İngiltere’deki Türkler de zarar görmeye başladılar. Belki de olaylar daha da büyüyerek istenilmez boyutlara varacak ve iki ülkenin zaten öteden beri pek sıcak olmayan ilişkilerine iyiden iyiye zarar verecek. Sporun centilmenlikle bağdaşmayan fanatik yanı nelere nelere yol açıyor..
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 91237
    % 1.66
  • 4.8152
    % -0.41
  • 5.627
    % -0.58
  • 6.3333
    % -1.27
  • 190.781
    % -1.35
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT