BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Turgay Demirel’in karpuzu!..

Turgay Demirel’in karpuzu!..

En sonda söyleyeceğim sözü, en başta söyleyeyim; eğer Basketbol Genel Kurulu, “Ali Doğan’ı seçmezse”, basketbolumuz Turgay Demirel’in ve “medyadakiler dahil”, etrafında topladığı “adamlarının” elinde “çar çur olmaya devam edecektir!..”



En sonda söyleyeceğim sözü, en başta söyleyeyim; eğer Basketbol Genel Kurulu, “Ali Doğan’ı seçmezse”, basketbolumuz Turgay Demirel’in ve “medyadakiler dahil”, etrafında topladığı “adamlarının” elinde “çar çur olmaya devam edecektir!..” “Adamlarının” sözünün içinde “kimlerin olduğunu” Basketbol Camiamız çok iyi bilmektedir; zaten Turgay Demirel’in “bunca yıl devam eden hükümranlığını” izleyenler, “adamlarının” sözünün içindekileri “yakından tanımak” şansını (!) elde etmişlerdir!.. Türk Basketbolu’nun önüne, “Turgay Demirelli tarihinin içinde” yeni bir şans çıkmıştır; “Bu kadroyu, noktasına, virgülüne kadar değiştirmek!..” Türk Basketbolu’nun kurtuluşu için “yakın bir gelecekte” bugünlerdeki “seçim sandığı” şansından başka bir şans görülmemektedir!.. Turgay Demirel’in kadrosunu birbirine bağlayan bağların “ne olduğunu” da Basketbol Camiamız çok iyi bilmektedir ve mesela “28.5 trilyonluk primin dağıtılış şekli” de, Tanjeviç olayı da, bu konuda insanlara bir fikir verebilir!.. Elbette Turgay Demirel, “bunca yılda” basketbolumuz adına “iyi bazı işler” de yapmıştır; bunu inkâr etmek de mümkün değildir!.. Ne var ki, “elindeki bütün hukuki, mâli, sosyal ve idari yetkileri”, bütünüyle ve “en başta” kendi hükümdarlığını pekiştirmek ve sürdürmek için kullanması, Basketbol Camiasını “yüksek bir yerden yere düşen bir karpuza benzer şekilde” dağıtmış, o ise “kullandığı yetki ve imkânlar” ile, kendi payına düşen “karpuz parçasını” bütünüyle muhafaza ettiğinden, bunca yılın “tek adamı” olmayı başarmıştır!.. Elbette “bunda”, Şike Soruşturması’na kadar Aziz Yıldırım’ın “Büyük Hâmi” olarak arkasında durmasının da çok büyük payı vardır!.. Ama “bugün” artık arkasında “Büyük Hâmi” yoktur; elinde sadece ve sadece “basketbolumuzun özerkliğini pas pas eden” ve tamamen “Turgay Demirel’in yaptığı” ve “seçimde oy vereceklerin belirlendiği” bir “liste oyunu” vardır; “Ben seni seçiyorum, sen de beni seç” oyunu!.. Bütün bunlara rağmen, “Spor Bakanlığı’nın ve Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nün işaretini bekleyen” oyları alamazsa, Turgay Demirel’in “bu seçimi kazanma ihtimali” hemen hemen hiç kalmamıştır!.. Tabii, burada bir “ara şart” da vardır; Ali Doğan’ın “iyi bir liste yapması!..” Eğer “bu liste” Basketbol Camiasını “hayal kırıklığına uğratmazsa”, Türk Basketbolu’nun “bugünkü kadrodan” kurtulacağı günleri yaşıyor olacağız!.. İnşallah!.. >> Teşekkür etmesi lâzım!.. Ünal Aysal, “Furkan’ın transferini kendisine sormadıkları için” Ali Dürüst’e ve Abdürrahim Albayrak’a kızmış!.. Neden kızıyor ki, “Galatasaray’ın futbol takımından hangi yöneticiler sorumlu”; bu iki yönetici değil mi?.. Gazete haberi “doğru” ise, vah Galatasaray’a!.. Anlaşılan gene, yönetim içinden “birileri”, futbola karışamamaları sebebiyle “işleri karıştırmaya devam ediyorlar” ve “kendilerine yakın spor yazarlarının kulaklarına” bir şeyler fısıldıyorlar!.. “Futbol” denilince “ağızlarının suyu akıyor” da, ondan!.. “Furkan transferi”, transferin son günü, “saatler değil, dakikalar sayılı iken” gerçekleştirildi; “birkaç dakika kaybetmek” elinde bonservisiyle “serbest kalan” Furkan’ı “başka bir kulübün kapmasına” sebep olabilirdi. Ünal Aysal aranacak, o, “bir Hoca ile görüşeyim” diyecek, Fatih Hoca ile irtibat kuracak, sonra da Ali Dürüst’e dönecek, tam bir “Ölme eşeğim ölme” misali!.. Bu arada da “kuş elden kaçacaktı”; Dürüst - Albayrak ikilisi “buna fırsat vermedi!..” Onlara “teşekkür edileceğine”, yapılana bakın; Aysal “bazı konularda” artık uyanmayacak mı?.. >> Şekil ve şemail!.. Sercan ile Emre’nin gazetelerdeki resimlerini görünce, tüylerim diken diken oldu; hem de bunca yıldır “böyle” resimleri çok ama çok gördüğüm hâlde!.. Bu resimlerin, “bunca yıldır gördüğüm” benzer resimlerden bir farkı vardı, çünkü; “resimlerin çekildiği mekan ve resimlerde bulunan öteki kişiler” açıkça ifade edeyim ki, “şekil ve şemail olarak” yakışmıyordu, Sercan’a ve Emre’ye!.. İşte bu yüzdendir ki, Sercan “Galatasaray’a geldiği günden beri”, Hocasının verdiği “bütün” şanslarda, “sahaya sağlam basamıyor” ve de Emre, “müthiş başladığı” sezonun daha “resmi olan” ilk haftalarında “müthiş bir düşüş” gösteriyordu!.. Bu iki gence bir “ağabey tavsiyem” var; açsınlar herhangi bir Türk Dil Kurumu Sözlüğü’nü ve “Şekil” ile “Şemail” sözcüklerinin karşılıklarını okusunlar!.. Ne demek istediğimi “anlarlar” ve “ders alırlarsa” sporculuk hayatlarını “birer yıldız olma yolunda” sürdürebileceklerdir!.. Yoksa, onları yarınlarda İkinci / Üçüncü liglerin “kayıp yıldızlar kataloğunda görmemiz” kaçınılmaz olacaktır!.. >> İyimser değilim!.. Bilgisayarımın başındayım; Hollanda maçına 10 saat var!.. İçim sıkılıyor, “bu satırları yazarken” içim daha da sıkılıyor; nedenini yazacağım!.. “Hollanda’dan puan, hatta puanlar alacağımızı” söyleyenlerimiz, yazanlarımız var; ortada da iyimser bir hava var!.. Ama, ben “öyle” düşünemiyorum; inşallah yanılırım!.. Kendi kendime soruyorum; “Hollanda’dan Hollanda’da puan ve puanlar alabilecek bir takıma, ‘form’ itibariyle yakışan kaç oyuncumuz var, şu anda?..” Ve sayıyorum; “bir; Arda, iki; Umut . . .” Hadi “Avrupa’da oynayan ve yakından izleyemediğim 2 futbolcuyu daha, eğer gerçekten Hollanda’dan puan ya da puanlar alabilecek bir takıma yakışan bir ‘form’ yakalamışlarsa onlara ekleyeyim, etti, dört!..” Sonrası; sonrası “aynı rahatlıkta” gelmiyor!.. Eee, “Peki, nasıl puan ve puanlar alabileceğiz?..” Onun da cevabını kendi kendime veriyorum; “Bir; şansımız, puan getirebilir, buna Hollanda’nın kötü oynaması da eklenirse; puanlar alabiliriz!..” Ben iyimserlerden değilim!.. >> Salih nerede?.. “Balık hafızalıyız”; Bucasporlu “gencecik” Salih Uçan’ın, Fenerbahçe’ye “nasıl geldiğini” ve “bu gelişi için” neler yazdığımızı çok çabuk unuttuk!.. Birimiz de çıkıp, “çok genç yaşta, onca para verilen” ve Hocası’nın “Futbol için doğmuş” dediği Salih’in “ne olduğunu, ne olacağını” araştırmıyoruz!.. Salih “böyle” de, Uğur Boral’lar, Özer Hurmacı’lar, Serdar Kesimal’lar ve benzerleri farklı mı?.. Ajda Pekkan’ın “Kimler geldi, kimler geçti” şarkısını hatırlatan “bu acı tablo” sadece Fenerbahçe’de mi; Galatasaray’ın, Beşiktaş’ın farkı var mı?.. Kulüplerimizin “borç batakları” kadar, asıl “yerli futbolcu kalitemizin düşmesinin” asıl sebebi de “bu acı tablo” değil mi?..
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT