BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Dünyâda yolcu gibi yaşamalı!”

“Dünyâda yolcu gibi yaşamalı!”

“Dünyâya aldanmaktan çok sakınınız. Burası, yolcu konağı gibi geçicidir. Bugün buradayız. Belki yarın, belki daha önce göç edeceğiz. Burada bir an evvel azığımızı tamamlayalım. O kadar çabuk olalım ki, konuşmaya vaktimiz kalmasın. Konuşmayı âhirete bırakalım”



Hakiki hayât, âhiret hayâtıdır. Dünya hayâtı, hakikat olan âhiret hayâtının aynadaki görüntüsü gibidir. Nasıl ki aynadaki görüntü, bir müddet durur ve karşısındaki hakikat çekilince yok olursa ve bir ipe bağlı taş da, çevrilmeyince daire görüntüsü kaybolursa, dünya da, bir gün kaybolacak görüntüden ibarettir. Vehim ve hayâlin arkasından koşmak, hayâlperestliktir. Hayâlin ise, ideâli olmaz. İnsanın ideâli, gayesi, maksadı, hayâlhane olan bu dünya olmamalıdır. Bu sebeple, hayâl olan dünyanın peşinde koşan bir kimse, ya bunları idrâk edemeyecek, anlayamayacak derecede ahmaktır veya çok gâfildir. Zira Peygamber efendimiz; (Âhiretin sonsuz olduğuna inanan kimsenin, bu dünyâya gönül bağlaması, çok şaşılacak şeydir) buyurmuştur. AYRILIK YERİ Allahü teâlâ insanı, kendisine ibâdet, kulluk etmesi için yaratmıştır. İnsanın saâdete kavuşması için, yaratılış gayesine dikkat etmesi ve dünyaya düşkün olmaması lâzımdır. İnsan, dünyâda bâkî yani kalıcı değildir. Zaten dünyanın kendisi ve nimetleri, sonsuz kalacak şekilde yaratılmamıştır. Dünya, âhirette saâdete kavuşmak için bir binek gibidir. Sevinç yeri değil, ayrılık yeridir. Akıllı kimseler, bu fâni yani geçici olan dünyaya düşkün olmayıp kulluk vazifesini hakkıyla yapanlardır. Bu sebeple insan, kalıcı olmayan dünyâ zevklerine daldıkça, dertleri ve üzüntüleri artar. Dünya için çalışan, rahat edemez. Rahat etmek için ölüme hazırlanmak lâzımdır. Ölümü düşünen ve buna uygun hareket eden bir kimse, rahat eder. Dünya için çalışan yorulur fakat âhiret için çalışan yorulmaz. Çünkü âhiret için çalışanın hedefi, Allahü teâlânın rızâsıdır. Hadis-i şerifte de; (Dünyâ sizin için yaratıldı. Siz de âhiret için yaratıldınız! Âhirette ise, Cennetten ve Cehennem ateşinden başka yer yoktur) buyurulmuştur. Bu dünyâ, bir konaktır. Âhirete göre ise, zindân gibidir. Bu geçici varlık, bir görünüştür. Gölge gibi, yavaş yavaş çekilmekte ve geçip gitmektedir. Hadîs-i şerîfte; (İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar) buyuruldu. Dünyâ hayâtı, rüyâ gibidir. Ölüm uyandırıp, rüyâ bitecek ve hakîkî hayât başlayacaktır. Yahyâ bin Muâz-ı Râzî hazretleri; “Dünyâya aldanmaktan çok sakınınız. Burası, yolcu konağı gibi geçicidir. Bugün buradayız. Belki yarın, belki daha önce göç edeceğiz. Burada bir an evvel azığımızı tamamlayalım. O kadar çabuk olalım ki, konuşmaya vaktimiz kalmasın. Konuşmayı âhirete bırakalım” buyurmuştur. Dâvûd-i Tâî hazretlerine, akrabâlarından birisi; AĞLAMAYA BAŞLAR -Efendim, akrabâyız, bu sebeple bana biraz nasîhat etseniz, vasiyette bulunsanız deyince, Dâvûd-i Tâî hazretleri ağlamaya başlar ve; -Gece ve gündüz, yolculukta bir konak yeri gibidir. Dünyâ ile âhiretin arası, bu kadardır. Dünyâdan, âhirete mutlaka gideceğimize göre oraya hazırlanmak lâzım. Çünkü yolculuğun bitmesi yakın, ecelin gelmesi ise ondan da yakındır. Ben bunları sana söylüyorum, fakat bu nasîhate, senden çok, benim ihtiyâcım vardır, buyurur. İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki: “Dünyâ zirâat yeridir. Tarlayı ekmeyip, tohumları yiyerek zevk ve safâ süren, mahsûl almaktan mahrûm kalacağı gibi, dünyâ hayâtını, geçici zevkleri, nefsin arzûlarını taşkın ve şaşkın olarak yapmakla geçiren de, ebedî nimetlerden, sonsuz zevklerden mahrûm olur. Bu hâl, aklı başında olanın kabûl edeceği bir şey değildir. Dünyâ işleri ile zarûret miktârı uğraşmalı, başka zamânlarda, hep âhireti kazandıracak işleri yapmalıdır. Sözün özü, gönül Allahtan gayrisine tutulmaktan kurtulmalı, beden ve azâları da, İslâmiyete uymakla süslemelidir.” AKILLI İSEN... Ahmed Yesevî hazretleri de bir talebesine hitaben; “Akıllı isen, dünyâya gönül bağlama. Dünyâya meyledersen, şeytan seni emri altına alır ve felâketten felâkete sürüklenirsin de hiç haberin olmaz” buyurmuştur. Cüneyd-i Bağdâdî hazretlerine; -Allahü teâlânın rızâsına nasıl kavuşulur? diye sorulunca; -Dünyâya düşkün olmayı terk et, kavuşursun. Nefsin hevâsına uyma ulaşırsın, buyurur. Netice olarak, hakiki hayât, âhiret hayâtıdır. Dünyâ hayatı ise, bir misafirhâne yani bir han gibidir. Biri konar, diğeri ise gider. Peygamber efendimizin buyurduğu gibi: (Dünyâda, kalıcı değil, yolcu gibi yaşamalı! Öleceğini hiç unutmamalı!)
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT