BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Lacivert gülümseyişler

Lacivert gülümseyişler

Dünya teknolojik ve endüstriyel olarak alabildiğine hızla gelişti... Lakin duygular öldürüldü... İnsanlar; şiir, roman, hikâyeden gittikçe uzaklaştı...



Dünya teknolojik ve endüstriyel olarak alabildiğine hızla gelişti... Lakin duygular öldürüldü... İnsanlar; şiir, roman, hikâyeden gittikçe uzaklaştı... Yazan çok da yazar yok... Konuşan çok da, dinlenen yok... Çünkü herkes kendini yazıyor, herkes kendini konuşuyor... Ve herkes sabahtan akşama kadar 'kariyer' adı altında kendini bir yerlere taşımanın telaşını yaşıyor... Victor Hugo 1790'ların Fransa'sını şöyle tarif ediyor; - Zehirli ağaç uğursuz toprakta yetişti. Öylesine alın teri, gözyaşları, insan kanı ile sulanmış, üstünde öylesine mezarlar, çukurlar, mağaralar, pusu ve tuzaklar kazılmış, altında türlü türlü zulümle öldürülmüş insan cesetlerinin çürüdüğü, onca uçurumların, onca suç ve cinayetin gömülü bulunduğu zehirli tohumlarla dolu bu topraktan o gizemli, öc alıcı, acımasız aygıt doğmuştu. Ve 1793 eski dünyaya haykırdı; işte ben geldim! Bugün İslam ülkeleri aynı durumda... İslam ülkelerinde topraklar insan kanı ile sulanıyor... Herkes, lacivert bir gülümseyişle dünyaya haykıracak bir yıl bekliyor... * Bir zamanlar edebiyatın merkezi olan ülkelerden Fransa, İngiltere, Rusya, Almanya, İran, Mısır ve Türkiye gittikçe edebî fukaralık yaşıyor... Altmış yıldan beri bu ülke insanları Necip Fazıl ve Nazım Hikmet şiirleriyle kendini avutuyor... Ama ne gariptir ki, isimlerini taşıyan bir müze hâlâ yok! Soljenitsin, Dosto, Gogol, Pasternak, Puşkin, Çehov, Turgenyev, Tolstoy, Mayakovski, Gorki, Petrov, Ehrenburg ve daha nicelerini çıkartan Rusya'nın son elli yılında dünyayı etkileyen bir yazar ve şairi yok! Victor Hugo, Emile Zola, Balzac, Camus, Dumas, Aragon, Politzer, Lamartine, La Fontaine, Valery gibi dünya edebiyatında yer edinmiş ve yüzyıllardan beri bugüne gelmiş eserleri veren Fransa edebî fukaralığa düşmüş... * Kapitalizm, yani paranın efendileri yeni dünyanın kurallarını koymuş; duygulara yer yok, halk tüketecek ve harcayacak, efendiler ise sadece kazanacak... Ve bilgi çağında yaşadığımızı düşünerek ellerimizdeki teknolojik aletlerle oyalanıp dururken insanlığa ne kazandırdığımızın muhasebesini hiç yapamadık. Ne acıdır ki, insanlığa seslenebilecek, düşüncesiz ve sadece seyirci olmakla yetinen o büyük kalabalıklara isyan edebilecek, sözünü dinletebilecek, kelimeleriyle insanlığı uyandırabilecek bir yazar ve şair dünyanın hiçbir yerinde kalmadı... Çünkü onlar da günlük geçim kaygılarıyla ayakta durmaya çalışıyor... Günlük siyasetin akışında boğulmuş insanlık artık günlük yaşıyor, düşünüyor ve geçim kaygılarıyla gün tüketiyor... Herkes, lacivert bir gülümseyişle anka kuşunun çatılarına konmasını bekliyor...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT