BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gemi ve yıldızlar...

Gemi ve yıldızlar...

Birisi bir iyilik yapınca, ona teşekkür etmek insanlık icabıdır. Bu iyilik ne kadar fazla olursa ne kadar kıymetli olursa teşekkür de o oranda artar. Bize en büyük iyiliği, Ehli Beyt ve Eshab-ı kiram yapmıştır.



Birisi bir iyilik yapınca, ona teşekkür etmek insanlık icabıdır. Bu iyilik ne kadar fazla olursa ne kadar kıymetli olursa teşekkür de o oranda artar. Bize en büyük iyiliği, Ehli Beyt ve Eshab-ı kiram yapmıştır. Çünkü dünya ve ahıret saadetinin yolunu gösteren İslamiyet, onlar vasıtası ile bizlere gelmiştir. Bunun için bunlara ne kadar teşekkür etsek, dua etsek yine de azdır. Ayrıca bunları sevmek, saygıda, hürmette kusur etmemek Peygamber efendimizin emridir. Çünkü, Efendimiz, “Eshabımı, zevcelerimi ve Ehl-i beytimi seven ve onlara dil uzatmayan, Cennette benimle beraber olur.”, “Ehl-i beytim, Nuh aleyhisselamın gemisi gibidir. Binen kurtulur, binmeyen boğulur” buyuruyor. Peygamberimiz, Eshab-ı kiramı yıldızlara benzetti. Yıldıza uyan, yolu bulur. Ehl-i beyti de, gemiye benzetti. Çünki gemide olanın, yıldıza göre yol alması lazımdır. Yıldızlara göre yürümezse, gemi sahile kavuşamaz. Görülüyor ki, boğulmamak için, hem gemi, hem yıldız lazım olduğu gibi, Eshab-ı kiramın hepsini ve Ehl-i beytin hepsini sevmek, saymak lazımdır. Birini sevmemek, hepsini sevmemek olur. Çünkü, insanların en iyisinin sohbeti ile şereflenmek fazileti, hepsinde vardır. Sohbetin fazileti ise, bütün faziletlerin üstündedir. Peygamber efendimizi sevenin, O’nun Ehl-i beytini (Aile efradını, torunlarını) ve Eshabını, yani arkadaşlarını da sevmesi lazımdır. Efendimiz, “Onları sevenler, beni sevdikleri için severler. Onlara düşmanlık edenler, bana düşman oldukları için ederler” buyurdu. Allahü teâlâ, Eshab-ı kiramdan razı olduğunu, onları sevdiğini Kur’an-ı kerimde bildiriyor. Allahü teâlânın sıfatları ebedidir, sonsuzdur. Bu bakımdan Eshab-ı kiramdan razı olması da sonsuzdur. Münafıklardan birkaçının, imansızlıklarını sonradan açıklamaları, Eshab-ı kiramın sonradan mürted olması demek değildir. Peygamberimiz, kendisini sevmekle Eshabını sevmeyi bir tutmaktadır: “Eshabıma dil uzatmakta, Allahü teâlâdan korkunuz! Benden sonra onları kötü niyetlerinize hedef tutmayınız! Nefsinize uyup, kin bağlamayınız! Onları sevenler, beni sevdikleri için severler. Onları sevmeyenler, beni sevmedikleri için sevmezler. Onlara el ile, dil ile eziyet edenler, onları gücendirenler, Allahü teâlâya eziyet etmiş olurlar ki, bunun da muahezesi, ibret cezası gecikmez, verilir.” buyurmuştur. Efendimiz lanet etmeyi sevmezdi, çok az kimseyi lanetlemiştir. Bunlardan biri de Eshabına kötü söz söyleyenlerdir: “Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti, Eshabıma kötü söz söyleyenin üzerine olsun!” buyurdu. Eshab-ı kiramın hepsi adil, salih, evliya, alim, müctehid, seçilmiş insanlardı. Bunların üstünlüğünü Resulullah efendimiz şu sözleri ile ifade etmektedir: “Allahü teâlâ bütün insanlar arasından beni seçti. Bütün üstünlükleri ve iyilikleri ihsan eyledi ve benim için eshab ayırdı, seçti. Eshabım arasından benim için akraba ve yardımcılar seçip ayırdı. Bir kimse, benim için, benim Peygamberliğim için, bunları sever ve sayarsa, Allahü teâlâ da, onu Cehennemden muhafaza eder. Bir kimse, benim hatırımı düşünmiyerek, Eshabımı sevmez, onlara dil uzatır, incitirse, Allahü teâlâ da, onu Cehennem azabı ile yakar, sızlatır”. İstisnasız, bütün Eshab-ı kiramı ve ehli Beyti sevmek ahırette kurtuluş vesilesidir. Nitekim Efendimiz, “Kıyamette, insanların hepsinin kurtulma ümidi vardır. Eshabıma söğenler bunlardan müstesnadır. Sırat köprüsünden ayakları kaymadan geçenler, Ehl-i beytimi ve Eshabımı çok sevenlerdir.” buyurdu. Cenab-ı Hak bizleri bu sevgiden mahrum bırakmasın!..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT