BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ebül-Bekâ

Ebül-Bekâ

“Haydutlar koyun çalmışlardı. İmâm-ı Azam, bu çalınan koyunlar şehre getirilip satılır düşüncesiyle yedi sene koyun eti yemedi!”



Ebül-Bekâ, Şeyhülislâm idi. 1387 (h.789)’de doğdu, 1450 (h. 854) senesinde vefât etti. Çok kitap yazdı. “Menâkıb-ül-İmâm-il-a’zam” kitabında buyuruyor ki: İmâm-ı Azam, kırk sene yatsı namazının abdesti ile sabah namazını kıldı. Elli beş defa hac yaptı. Son haccında Kâbe-i muazzama içine girip burada iki rekat namaz kıldı. Namazda bütün Kur’ân-ı kerîmi okudu. Sonra ağlayarak, “Yâ Rabbi! Sana lâyık ibâdet yapamadım. Fakat senin akıl ile anlaşılmayacağını iyi anladım. Hizmetimdeki kusurumu bu anlayışıma bağışla!” diyerek duâ etti. O anda bir ses işitildi ki; “Ey Ebû Hanîfe, sen beni iyi tanıdın ve bana güzel hizmet ettin! Seni ve kıyâmete kadar senin mezhebinde olup, yolunda gidenleri af ve mağfiret ettim” buyuruldu... Küfe şehrinin köylerini haydutlar basıp koyunları çalmışlardı. İmâm-ı Azam, bu çalınan koyunlar şehre getirilip satılır düşüncesiyle (koyunun yedi sene yaşadığını bildiği için), yedi sene koyun eti yemedi. Geceleri namaz kılar, ağlamasını ve inlemesini yakınları işitirdi... Komşusu bir genç vardı. Her gece içki içer, eve sarhoş gelir, bağırır çağırırdı. Bir gün zaptiyeler onu yakalayıp hapse attılar. Ertesi gün İmâm-ı Azam, “Komşumuzun sesi kulağımıza gelmez oldu” deyince bir talebesi onun hapse atıldığını söyledi. Bunun üzerine İmâm-ı Azam vâliye gitti. Vâli, onu görünce ayağa kalkıp hürmetle karşıladı. Buraya teşrîfinizin sebebi nedir? dedi. O da hâdiseyi anlatınca, vâli: “Böyle ehemmiyetsiz bir iş için zât-ı âliniz buraya kadar niçin zahmet ettiniz, bir haber gönderseydiniz kâfi idi” dedi ve o genci serbest bıraktı. İmâm-ı Azam o gence, “Bak biz seni unutmuyoruz” diyerek ona bir kese de akçe (para) verdi. Bunun üzerine o genç, yaptığı kötü işlerden tövbe edip, İmâm-ı Azam’ın derslerine devam etmeye başladı ve fıkıh ilminde âlim olarak yetişti... O KADAR DERİN İDİ Kİ!.. İmâm-ı Azamın Kur’ân-ı kerîme vukûfiyyeti (onu anlaması, bilmesi) o kadar derin idi ki, bir defasında bir iş için evinden çıkıp atına binmek üzere iken, bir kadın gelip suâl sordu. Bir an düşünüp kadına, “Kur’ân-ı kerîmi baştan sona kadar düşündüm. Senin suâlinin cevâbı Kur’ân-ı kerîmde açıkça yok. İstersen biraz bekle, ben hemen geleceğim senin suâlinin cevâbını veririm” dedi. Sonra gelip gerekli cevâbı verdi. Ebül-Bekâ hazretleri, vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki: Hadis-i şerifte buyuruldu ki: “Her gün yirmi kere ölümü düşünen kimse, şehîdlerin derecesini bulur.”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT