BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sakin olmalıyız

Sakin olmalıyız

Bizim nesil epey kül yutmuşuz zamanında. Tarih bilgini değilim ama 31 Mart, Babıali Baskını, Abdülaziz, Abdülhamid ve Vahideddin Hanlara reva görülenler, 1. Dünya Savaşına sürüklenişimiz, Menemen Hadisesi, 6-7 Eylül Olayları, 27 Mayıs, 12 Eylül darbeleri ve benzerleri öncesindeki kargaşa ve kaos dönemlerinin hemen hepsinin bazı planların parçaları olduğunu herkes gibi bendeniz de anlamış bulunuyorum.



Bizim nesil epey kül yutmuşuz zamanında. Tarih bilgini değilim ama 31 Mart, Babıali Baskını, Abdülaziz, Abdülhamid ve Vahideddin Hanlara reva görülenler, 1. Dünya Savaşına sürüklenişimiz, Menemen Hadisesi, 6-7 Eylül Olayları, 27 Mayıs, 12 Eylül darbeleri ve benzerleri öncesindeki kargaşa ve kaos dönemlerinin hemen hepsinin bazı planların parçaları olduğunu herkes gibi bendeniz de anlamış bulunuyorum. Son elli yılda olan bitenlerin içinde yaşamış biri olarak olayların vuku bulduğu günlerde bunun idraki içinde değildim ve değildik. Son zamanlarda memlekette ve dünyada özellikle de Orta Doğu’da olan bitenlere baktıkça bu olayların da belli bir gayeye matuf olarak körüklendiğini hissediyorum. Artık haberleşmenin saliseler seviyesinde hız kazandığı bu devirde benim gibi böyle konuların uzmanı olmayanların bile mevzulara aşina olmaları mümkün olmuştur. Şimdi bakınız, ABD’nin kimin düzenlediği tam olarak kestirilemeyen meşhur 11 Eylül olayının yıl dönümü öncesinde bir ‘film’ ortaya çıkıyor, tam da 11 Eylül günü dünyanın gözüne sokuluyor, ABD’nin Büyükelçisi ve üç elçilik görevlisi, ‘Elçiye zeval olmaz’ özdeyişinin yaygın olduğu bir coğrafyada bulunmasına rağmen, kışkırtılması çok kolay bir kültüre ve psikolojiye sahip Libya’da alçakça katlediliyor ve de müteveffa Büyükelçinin cesedi ‘Kör gözüm parmağına’ bir tarzda medyaya servis ediliyor. Şimdi ben bile anlamaz mıyım bunun provokasyon olduğunu?.. Tamam da biz ne yapacağız? Sevgili Peygamberimize yapılan saldırılar karşısında, susup oturacak mıyız? Elbette ‘Hayır!’ Biz hepimiz en alttan en üste kadar her kademede ne iş yapıyorsak en iyi şekilde yaparak, ekonomik açıdan kendimizi geliştirmeye bu arada da bütün insanlığın özlediği huzuru onlara sunacak tek kaynak olan ‘İslamiyeti’ en iyi şekilde tanıtmak için her türlü çalışmayı yapacağız. Zira araştırmacı bir göz bütün dünyada İslamiyet’in yükselen değer olduğunu görecektir. Belki de bütün bu kötü olaylar bu gidişi tersine çevirmeye matuftur. Bize düşen İslamiyet’in bize sunduğu en güzel örnek olan Sevgili Peygamberinizin güzel ahlakı ile insanlara yaklaşmaktır. Uhud Harbinin en sıkıntılı anlarında, İslamiyet’in yok olmasının söz konusu olduğu anlarda, “Ya Rabbi! Bilmiyorlar, bilseler böyle yapmazlardı” diyerek, düşmanlarına bile beddua etmeyen O şerefli Peygambere dil uzatan zavallılarla ne işimiz olur...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT