BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Suriye ah Suriye: -2-

Suriye ah Suriye: -2-

Suriye’ye iki defa gittim ve orada 15 gün kaldım. O münasebetle devlet televizyonumuza yedi program hazırladım ve sundum. Doğrusu o programların hazırlanmasında eski Urfa milletvekillerinden, Mehmet Yalçınkaya arkadaşımın büyük gayreti oldu.



Suriye’ye iki defa gittim ve orada 15 gün kaldım. O münasebetle devlet televizyonumuza yedi program hazırladım ve sundum. Doğrusu o programların hazırlanmasında eski Urfa milletvekillerinden, Mehmet Yalçınkaya arkadaşımın büyük gayreti oldu. Mehmet Yalçınkaya, eğer hem TRT yetkilileriyle, hem de Suriye devlet adamlarıyla -Bakanlarıyla- görüşmeseydi, gereken imkânları sağlamasaydı, o yedi TV programının meydana getirdiği bazı faydalardan, güzelliklerden, iki ülke de mahrum kalacaktı. Şam Radyosunda söylediklerimi burada da özetlemek istiyorum: “Suriye’yi, umduğumdan çok daha güzel gördüm. Doğrusu önceleri, Suriye denilince aklıma fesli, şalvarlı, peçeli insanlar kalabalığı geliyordu. Halbuki burada, bir tek fesli adama rastlamadım ve 15 gün içinde, Şam’dan Beyrut’tan uzak bir kasabada sadece iki peçeli kadınla karşılaştım. Gördüm ki, Suriyeli kadınlar, eşarpları, mantoları, entarileriyle zarif ve güzel giyiniyorlar. Suriye’de, kadınlar ve erkekler aynı imamın arkasında namaz kılıyorlar. Cuma ve teravih namazlarında bizde de böyle. Fakat bizde kadınlarla erkekler arasında ya sık örgülü tahta kafesler veya perdeler vardır. Suriye’de böyle bir uygulama yok. Kadınlar camilerin en arka taraflarında, erkeklerden ayrı olarak kendi aralarında saf tutuyorlar. Doğrusu, Suriye’deki bu geleneği daha çok sevdim ve duygulandım... Suriye’de çok önemli bir tesbitim daha oldu. Bizim Türk milleti olarak, Balkanlar’da beş yüz yıllık bir geçmişimiz var. Arab coğrafyasında da, dört yüz yıllık bir beraberliğimiz oldu. Sözüm ona medenî Avrupalılar, o topraklarda Mimar Sinan eliyle yükselttiğimiz eserlerin yüzde doksan beşini yıkıp yok etmişler. Suudi Arabistan da, Irak da Türk eserlerini silip süpürüyorlar. Fakat Suriye’de bizim eserlerimize büyük bir dikkatle sahib çıkıldığını gördüm. Sahib olmak bir yana, bizim vakt-i zamanında inşa ettiğimiz güzelim yapılarda resmî dairelerin çalıştıklarını gördüm. Suriye ile Türkiye arasında, yeniden dostane münasebetlerin başlamasında, her iki ülke için büyük faydalar var. Dünün yanlış uygulamalarını, tamamen bir tarafa itmeliyiz. Yeniden siyasi, iktisadi ve kültür münasebetleriyle dostane yaşamalıyız. 1516-1918 yılları arasında beraber yaşadık. Suriye Osmanlı devletinden ne zarar gördü? Herkesin düşünmesi lâzım Suriye-Türkiye beraberliği devam etseydi, acaba Fransızlar tam 20 sene bu toprakların kanını iliğini emebilir miydi? İsrail, bugün Suriye’nin en verimli tepelerinde silah çatabilir miydi? Yeniden Suriye-Türkiye dostluğu için, işte biz Türkiye Radyo Televizyon ekibi olarak buradayız. Suriye’yi çeşitli güzellikleriyle milletimize gösterebilmek için çalışıyoruz. Temenni ederim ki Suriye’den de bir TV ekibi, belirli bir zaman sonra Türkiye’ye gelerek bizim ülkemizle ilgili programlar hazırlar...” Şam Radyosunda özet olarak böyle konuştum. Bir süre sonra Türkiye-Suriye arasında güzel gelişmelerin başladığını sevgili arkadaşım Mehmet Yalçınkaya’dan dinledim. Ticaret alanında ciddi adımların atıldığını öğrendim. Hazırladığımız 7 TV programı, iki ülke arasında yavaş yavaş bazı güzelliklerin doğmasında küçücük bir adım oldu. Sonra her iki ülke arasında vizeler kalktı. Sınırlarımız daha emniyetli hale geldi. Fakat ne kadar yazık bugün Türkiye ile Suriye bir savaşın eşiğinde gibiler. Bu, bana göre çok yanlış bir haldir. Türkiye, Suriye ile katiyyen bir savaş içinde olmamalıdır. Kuzey Suriye’nin PKK benzeri bir kuvvetin eline geçmesi, yeni felâketlerin doğmasına yol açabilir. Suriye’de iç çatışmaların bitmesi Türkiye’nin bugünü ve yarını için de çok önemli. Suriye ah Suriye nedir bu başımıza gelenler?
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT