BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > F.BAHÇELİYİZ!

F.BAHÇELİYİZ!

Bugün F.Bahçeliyiz... Niçin mi? Marsilya’ya karşı ES ES’lerin tesellisi için. Türk futbolunun Avrupa’da açacağı yeni tertemiz bir sayfa için. Alex için, Aykut için, F.Bahçe’nin güzel geleceği için. Bugün F.Bahçeliyiz...



Bugün F.Bahçeliyiz... Niçin mi? Marsilya’ya karşı ES ES’lerin tesellisi için. Türk futbolunun Avrupa’da açacağı yeni tertemiz bir sayfa için. Alex için, Aykut için, F.Bahçe’nin güzel geleceği için. Bugün F.Bahçeliyiz... >>> Tertemiz sevda için! Yıldırım düşmüştü, sevdalarına! İnanamadılar olanlara; inanmak istemediler, “Olamaz” deyip cesaretle; sahiplendiler. Bedelse bedel ödemeye razı olarak. düşmüş bir insanı başlarına taç edip, düşüncede kahramanlaştırdılar. Çünkü... Gün, vefa; dostluksa dostluk, sevda ise sevda gösterme zamanıydı... Adına “direniş” demediler ama asiller gibi “direndiler” sevdaları için. Hem de tüm iddiaları çöpe atarak: “Güveniyorum!.. İnanıyorum!” deyip, karşı çıktılar dünyaya... Tertemiz sevdaları için! Sokaklara döküldüler “Hürriyet!..”diye haykırarak. Tek düşleri vardı bu insanların; huzurlu, başarılı, güzel bir F.Bahçe... Sonuç mu? Düşünce sahiplendikleri o kahraman, bu aşkın karşılığını; bir cümle ile ödeyiverdi: “Yanlış yapıyorsunuz!” Diren ey benim kalbim! > MIHLAMA Bir Çin Atasözü der ki; “Soğuk çay ve pilavı kabul edebiliriz ama asık suratlılığı asla...” >>> Efsane mi, kestane mi? Soruyorum; Alex haberciler mi yolladı, “Bana efsane” deyin diye hayranlarına, hayır. Soruyorum; birileri “Seni efsane ilan edip, heykel adam”yapacağız diye, kaset, proje vs hazırlayıp, para mı sızdırdılar Brezilyalı yıldızdan, hayır. O halde, bu “efsane-kestane” tartışması da neyin nesi? >>> AKREDİTE! Ne gereksiz bir kavga? Medya akreditasyonu olay oldu. “Yetki bende” diyen güç, “Stada almam da almam” diye diretiyor... Bu sorumluluğu yıllarca yerine getiren TSYD ise “Bu benim en temel hakkım düzenlemeyi sen değil, ben yaparım”diye karşı çıkıyor. Doğrusu da bu, adınız ve gücünüz ne olursa olsun; insanların “Haber alma hakkını” kimse engelleyemez. İşin içinde “gazetecilik”olmasa benim diyeceğim şu; sporun S’sinin kalmadığı; sevgi ve saygının unutulduğu, kurumlar ve kulüplerarası ilişkilerin ayağa düştüğü bir ortamda “yetki sende olsa ne yazar, bende olmasa ne yazar?”. Ne güzel demişler, “İster sinek olsun ister fil senden hoşlanmayanlarla asla görüşme!”. >>> Talimat TSYD diyor! TFF Akreditasyon Talimatı: Madde 9 - Basın mensuplarının akreditasyonunu TSYD yapar. Nasıl mı? 1- Müsabakayı izleyecek basın mensupları, TSYD tarafından TFF’nin hazırlamış olduğu yazılıma isimleri ve sair bilgileri girilerek veya ev sahibi kulübe bildirilerek akredite edilir. Ev sahibi kulüp, kendisine TSYD tarafından bildirilen basın mensuplarını akredite alanlara almakla yükümlüdür. Daha ne densin? >>> KANAAT Siz onu Üsküdar’da tarihi bir lokanta adı sanıyorsunuz... Oysa o zenginliktir. Zira; spora hizmetin biri de bir, bini de bir... On yıl, yirmi yıl... Yetmez derken... 100 eskiyor da, eskidiğini ve hükümden düştüğünü fark edemiyor insan. Ne de olsa obur dağlarda uyurmuş poyraz... Gözü aç olan; karanlıkta gün ağarıncaya kadar o dağlarda beslenirmiş de sabaha yine aç uyanırmış! “Daha yok mu?’’ diye diye...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT