BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ve Ankara İran’a tavrını koydu

Ve Ankara İran’a tavrını koydu

Siz böyle bir başlığın altında nasıl bir haber ararsınız? Boru değil bu, bir komşu ülkeye tavır koyuyorsun.



Siz böyle bir başlığın altında nasıl bir haber ararsınız? Boru değil bu, bir komşu ülkeye tavır koyuyorsun. Ben de normal her insan gibi başlığı görünce heyecanla altına baktım. Tavrı şöyle koymuşuz: İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Başkanı Said Celili’nin resmi görüşme için geldiği Başbakanlık’ta karşılanmaması ve yarım saat bekletilmesi İran’a bir mesaj olmuş. Biraz daha detay var.. Gelen heyet, karşılayan olmayınca sık sık saatine ve şaşkın gözlerle çevreye bakmış.. Sonra anlamışlar tabii bunun bir mesaj olduğunu. Ama bizimkiler bu da size kapak olsun, mesaj olsun dememişler. Gecikmeyi ve karşılayanın olmamasını teknik sebeblerle açıklamışlar. Böyle haberler kimin için yapılır, kime ne kazandırır, ne kaybettirir, muhataba zararı ne olur, bize faydası ne olur bilmiyoruz. Emekli bir büyükelçiye sorsak dış politikanın bu tarz inceliklerini peri masalı gibi anlatır. Haberi yapanlar diyor ki İran da böyle şeyler yapıyordu. Bizim Başbakanımız İran’a gittiği zaman Cumhurbaşkanları hastalığını mazeret göstererek heyeti bir gün bekletti. Aslında hasta değildi. Bizim düz mantığımız şöyle diyor: Madem hasta olmadığı halde hastalığı bahane ederek heyeti bir gün bekletti.. O zaman beklemek yerine, “kusura bakmayın yarın için programımız var” deyip kalkıp gelirsiniz. Demek ki, doğu kültüründe dış politika seremonilerinde düz mantık geçerli değil. İsrail de büyükelçimizi alçak bir koltuğa oturtmuştu. Büyükelçiyi alçak koltuğa oturtmanın, sıradan sayılabilecek bir bürokratı kapıda bekletmenin.. Yahut karşılamamanın nesi mesaj.. Amerika’ya gidersin, saniye hesabı yaparlar.. Bizimkiler yapar.. Programda görüşmenin 40 dakika süreceği belirtilmişti ama başkan bize o kadar önem verdi ki, 48 dakika sürdü.. Görevliler ikide bir zamanın dolduğunu hatırlatmak için başkanın kulağına eğildi.. Orada itibar dakika ile..alçak koltuk takıntısı yok. İngiltere’ye gidersin.. Adetler farklı.. Kraliçe, müstemlekesi sayılabilecek (daha doğrusu kurucusu olduğu) bir ülkenin kralını bile reveransla karşılar.. Gocunma yok.. Almanya’ya gidersin böyle çıtı pıtı işlerle ilgilenmezler.. Buralarda usul esastan önce gelir. Orada esasa bakarlar. ..... Saddam da baba Bush’un portresini otel kapısına yerleştirmişti.. Giren çıkan çiğnesin diye.. Ezilenlerin hoşuna gidiyordu.. Sonrası malum.. Düşünsenize aynı Saddam, bizim ulu önderlerden birinin portresini otel kapısına yerleştirseydi ne olurdu? Nota verirdik. Haddini bil, derdik. Küserdik. Nümayişler yapardık. Bir de “dizini döver” misali o zamanki hükümet kimse ona yüklenirdik. Hatta madem o alçağa koydu, biz daha yükseltelim diyerek dağa tepeye portre yerleştirirdik. .... Dış politikada kapris sıradan ülkelerin işi olmalı.. Güçlü olan niye böyle şeyleri dert etsin ki?
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109219
    % 0.56
  • 3.4973
    % 0.05
  • 4.1135
    % -0.45
  • 4.4849
    % -0.56
  • 144.693
    % -0.36
 
 
 
 
 
KAPAT