BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yıldız: Rapor alan veli oranı yüzde 3

Yıldız: Rapor alan veli oranı yüzde 3

Bu sene 60 aylıklarla birlikte 373 bin çocuğun eğitime başladığını söyleyen İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız, "66 ayın üzerinde 253 bin öğrencimiz var. Velilerin 7 bin 994'ü rapor aldı. Bu oran toplamın yüzde 3’ünü ifade ediyor" dedi.



Gurbet’le Renkler ve Sesler Gurbet KALAY ZORBA gurbet.zorba@tg.com.tr Sunuş Okullar açılıyor açıldı derken ilk haftayı geride bile bıraktık. 4+4+4, 60-72 ay gibi yeni terimlerle ve yeni bir sistemle bu eğitim-öğretim yılına merhaba dedik. Kafası karışanlar oldu, erken diyenler oldu, çocuklarımız en verimli zamanlarını evde geçiriyordu çok iyi oldu, diyenler oldu. Biz de bu söylemlerin altını doldurmak ve yeni sistemi uygulayarak ilk haftayı geçirmiş olan İstanbul’da eğitimin en yetkilisi yani İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız’ın moda deyimle kapısını çaldık. Neler konuştuk? Veli olarak kafamıza takılan her şeyi. Aydınlandık mı? Evet... Muammer Yıldız her yönüyle yeni eğitim sistemini paylaştı bizimle. Ayrıca buraya geliş yolculuğunu da... Güzel ve verimli bir sohbet oldu, umarım size de yansır... İyi pazarlar G.K.Z. DÖNÜŞÜMÜ ANLATTI Dr. Muammer Yıldız, Gurbet Kalay Zorba’nın sorularını cevapladı, İstanbul’u yeni eğitim sistemine nasıl hazırladıklarını anlattı. İstanbul okulları, öğrencilerini nasıl karşıladı? En yetkili ağızdan öğrenelim... İstanbul’da her zaman için eğitim ve öğretimin başlama süreci gerçekten kolay olmuyor. İstanbul’da eğitim ve öğretimi sorunsuz başlatabiliriz diyebilmek için çok zorlu bir çalışma gerekiyor. Aslında her yıl rutin ama bu yıl ayrıca yasa değişikliğinin getirmiş olduğu çok büyük değişiklikler var. Herhangi bir ili bu anlamda düşündüğümüz zaman bu değişimi ve dönüşümü uygulaması, alana yansıtması neredeyse İstanbul’daki bir ilçe kadar. Bağcılar ilçemiz 700 bin nüfuslu, Anadolu’daki birçok ilden büyük. Dolayısıyla bu kadar büyük bir kenti eğitime hazırlamak kesinlikle kolay değil. İşi çalışarak, emek sarf ederek, gece gündüz ekibimizle, ildeki üst düzey yönetimle ve kamu kurumlarının bütün işbirliği ile kolay olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu zorluğu kolay kılmanın sihirli formülü iş birliğidir. Yeni yasanın getirdiği yeniliklerde 2 sonuç var. Birincisi, zorunlu eğitim geçmişte 8 yıl iken yeni yasa ile birlikte 12 yıla çıkarıldı. Yasayı ifade ederken 12 yıllık zorunlu eğitim diyoruz. Bu çok somut bir adımdı ve kamuoyunda hiçbir şekilde tartışılmadı herkes bunun böyle olmasını istiyor ve bekliyordu. Bizim kanun çıkmadan önceki milli eğitim kararlarında, üniversitedeki çalışmaları izlediğimizde, Devlet Planlama Teşkilatı’nın kalkınma planlarında hep bu sürenin uzatılması gerektiği düşünülüyordu. Avrupa Birliği ülkelerinde zorunlu eğitimim toplam süresi neredeyse 12 yıl, bizde tatilleri çıktığımız zaman 8 yıllık zorunlu eğitim 6 yıla düşüyor. Dolayısıyla da bizim çocuklarımız dünyadaki kendi akranlarından daha az eğitim alarak hayata başlıyorlar. Global bir dünya da çocuklarımızın asgari düzeyde alması gereken temel yaşam becerilerini okulda almaları için bu sürenin uzatılması gerekiyordu. Dolayısıyla da bu çok somut ve net bir adımdı ve bu tartışmasızdır. İkincisi, eğitim bu kadar uzun 12 yıllık bir süre, çocuklarımız aynı mekânda başlayıp aynı mekânda bitirmesi hem çocuklarımızın psikolojisi bakımından hem pedagoji ve fiziksel altyapıları bakımından. Geçmişteki 8 yıllık zorunlu eğitim kesintisiz olarak tanımlanırdı. Şimdi bunun tersi yapıldığına göre kesintili demek gerekir. Kesintili eğitim, eğitimsel kavram değil dolaysıyla buna kademelendirme diyoruz. İlkokul, ortaokul, lise kademelere ayrılmış oluyor. Temel eğitim ilkokul olan birinci kademe 4 yıl, ortaokul ikinci kademe 4 yıl ve liseyi ifade eden üçüncü kademe de 4 yıl olacak. İmam Hatip Liseleri ile ilgili ne tür düzenleme oldu? Daha önce İmam Hatip Liselerinin önünde, İmam Hatip Ortaokulları vardı. Bu düzenlemeler yapılırken anne babaların çocuklarını istediği bir okul türüne gönderebilmeleri için alternatifli seçenekler koymak gerekiyordu. O yüzden şimdiki sistemle ilkokulu bitiren çocuklarımız ister ortaokula devam ederler, isterlerse çocukları İmam Hatip Lisesi ardından İlahiyat Fakültesi okuyabilir. Dolayısıyla eğitim, kademelendirilmiş oldu. Seçmeli ve seçenekli eğitim nedir? Eğitim; seçenekli, seçmeli hale getirilmiştir. Bu yeni yapılan sistemle birlikte eğitim süreçlerimiz daha demokratik, esnek ve seçmeli hale getirilmiştir. Vatandaşın, öğretmenin, öğrencinin ve velinin tercihi değerli kılınmıştır. Benim en çok üzerinde durduğum konu eğitim sisteminin esnekleştirilmesidir. Ortaokuldan itibaren seçmeli dersler sisteme konuldu. Çocuklarımız bir okulu seçtiklerinde zorunlu derslerin yanında istekleri dâhilinde mesleki anlamda ileride ne olmak istiyorlarsa ona uygun bir seçmeli ders bloğu oluşturuldu. Siz bu yasayı nasıl yorumlarsınız? Bu yasa, Türkiye’de bir zihniyet devrimidir. Biz bunu ifade ederken, eğitimde bir paradigma değişiyor diyoruz. Daha demokratik, bireye önem veren, öğrenci odaklı, öğrenci merkezli ve vatandaşın taleplerini dikkate alan yeni bir eğitim sistemi kuruluyor. Erzurum’un bir köyünden istanbul’a UZANIŞ HİKÂYESİ... Babam sınamak için okula göndermedi Dr. Muammar Yıldız, Erzurum’un bir köyünde başlayan ve 14 milyonluk bir kentin eğitiminden sorumlu olmaya kadar uzanan hikâyesini şöyle anlattı: “1967 Erzurum Narman’da 150 hanelik bir köyde doğdum. Üniversite kazanıncaya kadar köyümüzde neredeyse üniversite okuyan yoktu, ilklerden biriyim. İlkokulu köyde okudum, ortaokul yoktu. Arkadaşlarım yakın bir köydeki ortaokula gittiler ama babam beni ortaokula yollamadı. Bir ay ağladım. Sonradan öğrendim ki babam bunu bilinçli olarak benim okuma isteğimi sınamak için yapmış. Aile dostumuzun evinde 3 yıl kalarak ortaokulu bitirdim daha sonra Narman lisesinde lise ikiye kadar okuduktan sonra 1982 yılında İstanbul Ümraniye Lisesi’ne devam ettim. Ağabeyim askerden geldikten sonra onunla İstanbul’a geldim. Erzurum Atatürk üniversitesi matematik bölümünü kazandım. Babam tıp okumamı istemişti. 1987 yılında mezun oldum ve atandım. Üniversite ikinci sınıftayken evlendim. Son sınıftayken de bir oğlum vardı ve ilk görev yerim olan Şanlıurfa’da yatılı ilköğretim bölge okuluna 1987 yılında atamam yapıldı. Merkez İmam Hatip Lisesi’nde göreve başladım. Orada 1.5 yıl kadar görev yaptım. Yüksek lisansımı 8 yıl çalıştığım Van 100. Yıl Üniversitesi’nde yaptım. Hacettepe Üniversitesi’nde doktoramı Prof. Dr. Abdürrahim Yılmaz ile yaptım. Kırıkkale Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak uzun yıllar görev yaptım. 2004 yılında Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu’nda matematik branşında kurul üyesi olarak 5 yıl görev yaptım. Dolayısıyla 16 yıllık bir öğretim üyeliği görev sürecim var. 3 yıldır İstanbul İl Mili Eğitim Müdürü olarak görev yapıyorum. Neticede bir eğitim gönüllüsü olarak hizmete devam ediyoruz. Yaptığımız çok iyi yatırımlar göç sebebiyle yansımıyor! “İstanbul, her sene 300 bin göç alıyor. Eğitim alt yapısını kurarken bir kendi nüfusumuzu bir de dışarıdan Anadolu’dan gelen nüfusu hesaplıyoruz.” Muammer Bey 60-66-72 aylık çocuklar derken kafamız karıştı. Çocuklar için erken olduğunu düşünenler oldu. Eğitime yansıması nasıl, rakamlar ve katılım ne yönde? Yasadaki önemli unsurlardan biri budur. Geçmiş kanunda zorunlu eğitim başlama yaşı 72 ay iken 60 ay oldu. Milli Eğitim Bakanlığı çıkarmış olduğu yönetmelik ve genelgelerle, 60- 66 ay arasındaki çocukların okula başlamalarını ebeveynlerinin isteğine bıraktı. En önemli husus 66 ayını dolduran çocuklarımız artık sisteme kabul edilmiş oluyorlar. Geçmişte 72 aydı şimdi 66 ay zorunlu olmuştur. Rapor alma durumu nedir? Kamuoyu şunu merak ediyor, 66 ayını doldurduğu halde çocuklarının fizyolojik psikolojik bir takım gelişmelerini doktor raporu ile belgeleyebilirse çocuklarını zorunlu eğitime göndermeyebilirler. Bu kez okul öncesine alınabilir diye orada da velilerin lehine değerlendirme yapıldı. Şimdi yeni sistemimizde İstanbul’da geçmişte her yıl 220 bine yakın öğrencimiz çağ nüfusundan 1. Sınıfa gelirken, 60 aylık çocuklarımızı da dâhil ettiğimizde 373 bin çocuğumuz okula gelecek gibi görünüyor. Şimdi bizim 66 ayın üzerinde 253 bin öğrencimiz var. 7994’ü rapor alıp, okula teslim etmişler. Toplamın %3 ünü ifade ediyor. İstanbul göç alan bir şehir, eğitime yansıması nasıl oluyor? İstanbul’un kaderi bu, göç alıyor. Her yıl İstanbul’a nüfus ekleniyor. Mesela İstanbul, 2011 yılında 300 bine yakın göç almış. Bunun getirdiği öğrenci sayıları bize her yıl ekleniyor. Biz İstanbul’da eğitim alt yapısını kurarken bir kendi çağ nüfusumuzu bir de dışarıdan Anadolu’dan gelen nüfusu hesaplıyoruz. Düşünsenize bir kent her yıl Anadolu’dan İstanbul’a göç ediyor. İşte bu açıdan İstanbul’a çok iyi yatırım yapılmasına rağmen bunlar bizim eğitim göstergelerimize istediğimiz oranda yansımıyor. Okullarımız bu çocuklarımızı karşılamaya hazır mıydı? Şimdi burada bizim vurgulamamız gereken şey şu; yasa değişti ve bu yasa bizim önümüze bir takım imkânlar sundu bunun kazanımlarını anlattık. Yasa hazırlandı çıktı ve uygulanacak ama acaba iller, okullar, okulların fiziki alt yapıları ve derslikler eğitim öğretime hazır mı? En önemli en kritik soru budur. Bu arada okullarımız dönüşümlerini yaptı. Çocuklarımızı hazır bekledik ve karşıladık. İstanbul’da eğitim-öğretim başlatma zor gibi görünse de, kamu kuruluşlarıyla işbirliği ve bir arada olununca, bu zor iş kolaylaşıyor. Okul yaptıranlar hayırseverlerin vergi muafiyeti var. Oranlar büyük ölçüde değişti mi? Hayırseverlerimizin büyük katkıları var. Geçmişte yapılan katkı payı eğitime yapılan yatırımlardan %5 muafiyet vardı, 2003’te yasa değişti. %100 katkı diyebildiğimiz eğitime bağışladığınız her lirayı vergi muafiyetinden sayabiliyorsunuz. Bundan dolayı her yıl artarak hayırseverlerimizin katkıları devam ediyor. Kamu kurumlarımızın bu manada katkıları var. İstanbul’da bu sorunları kolayca çözebiliyoruz.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 105762
    % -1.08
  • 3.5302
    % -0.22
  • 4.128
    % -0.58
  • 4.5356
    % -0.3
  • 144.128
    % -0.26
 
 
 
 
 
KAPAT