BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çiftlik zihniyeti!..

Çiftlik zihniyeti!..

u zihniyettir Fenerbahçe’yi de, Galatasaray’ı da, Beşiktaş’ı da, Trabzonspor’u da, Gençlerbirliği’ni de, Ankaraspor’u ve Ankaragücü’nü de, Gaziantepspor’u da, Bursaspor’u da, kısacası bütün kulüplerimizi ve hatta futbolumuzu yöneten!.. Bu zihniyetin Rüştü gibi bir “büyük sporcuya, dev bir kaleciye yaptığı” muamele ortadadır!.. Bu zihniyetin “Quaresma’nın menajeri ile yapılan görüşmede bir sonuç alınamaması üzerine”, verdiği talimat (İnanmakta zorluk çektiğim bu gazete haberi bugüne kadar yalanlanmadı) şöyledir; “Çözümsüzlük çözüm değildir, Tamer Bey, eğer bir sonuca ulaşamazsanız lütfen Quaresma’nın idmanlarını sabah ezanıyla başlatın. Şöyle saat 05:30’da düz koşularına başlamış olsun ki; ben de Quaresma’mı keyifle seyredeyim. Kulüpteki mesaim 08:00’de başlıyor. Ona yetişmem lâzım.” Kulüplerimizi, “babalarından miras kalan kendi çiftlikleri zanneden” ve ne yazık ki “zannetmekten de öteye yöneten”, ama “sonuçta mâli ve idari büyük cezalarla karşı karşıya bırakan” bu zihniyetteki başkan ve yöneticilerin, “AB standartlarına, insan ve sporcu haklarına, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına, FIFA / UEFA / TFF talimatlarına taban tabana ters uygulamalar” ile sporumuzu ve futbolumuzu ne hâle düşürdükleri ortadadır!.. Ey Fikret Başkan, Türkiye’de futbol oynandıkça “unutulmayacak olan” Rüştü’ye karşı yaptığın hareket ve söylediğin sözler, “kol kırılır, yen içinde” misali Türkiye sınırları içinde kalabilir ama ya “Quaresma için” verdiğin talimat?.. Beşiktaş, “Quaresma’ya o sözleşmeyi kafasına silâh dayayıp” mı imzalatmıştır; zamanın yöneticileri yalvar yakar olmuşlar, nutuklarla, alkışlarla, karşılama törenleriyle, imza törenleriyle karşılamışlar, üstelik “Beşiktaş medyasından” da alkış üstüne alkış almışlardır!.. “Dünyanın tanıdığı” bir futbolcu ile, elinde “kapı gibi sözleşmesi varken” ve “bu sözleşmenin gereğini yerine getirmeden” yolları “böylesine çirkin ve spora, insanlığa yakışmayacak uygulamalar” ile nasıl ayırırsın?.. Burası “hukuk devleti mi, guguk devleti mi?..” “Benzer tabloyu” mesela “Fenerbahçe’den gönderilmek istenen” Daum olayında da yaşamadık mı; Galatasaray’ın “unutulmaz, unutulmayacak Hakan Şükür’lere Bülent Korkmaz’lara yaptığı muameleler” farklı mıydı?.. “Alex kaptanımız, iyi oyuncu, ancak efsane değil. Efsane başka bir şey. Öyle efsane olunmaz. Ben bu ülkede sadece Atatürk heykeli açarım” diyen ve “hiç yoktan” konuya “Şike olayından tamamen aklanmadan” dahası, “askerlik raporu olayı hiç şüpheye meydan bırakmayacak şekilde aydınlanmadan” ağzından düşürmediği “Atatürk’ü de karıştıran” Aziz Yıldırım’ın zihniyetinin ve uygulamalarının Orman zihniyetinden ve uygulamalarından farkı var mı?.. “Futbolcudan beklenen ve istenen” vefa, kulüplerimizde, yöneticilerinde var mı; “olmayan” sadece vefa mı; hukuka, sözleşmelere, sporcuya, teknik adama, onların haklarına saygı var mı?.. İşte, “Kasımpaşa olayı” ve işte Metin Diyadin gibi “başarılı bir teknik adama yapılan” muamele!.. Ne çabuk unuttuk; Milan, “işine son verdiği” Fatih Terim’e karşı, “sözleşmesinde yazan mâli bütün sorumluluklarını” kaç yıl yerine getirmedi mi, hatta “yardımcılarının bile” haklarını vermedi mi?.. “Kulüp olmak”, hele hele “büyük kulüp olmak” budur; hakka, hukuka saygı göstereceksin; göstereceksin ki, “sana da saygı göstersinler”, UEFA’lar da sadece kulübünüzün değil, ülkemizin de “yüzünü kızartan” cezalar vermesinler!..



Bu zihniyettir Fenerbahçe’yi de, Galatasaray’ı da, Beşiktaş’ı da, Trabzonspor’u da, Gençlerbirliği’ni de, Ankaraspor’u ve Ankaragücü’nü de, Gaziantepspor’u da, Bursaspor’u da, kısacası bütün kulüplerimizi ve hatta futbolumuzu yöneten!.. Bu zihniyetin Rüştü gibi bir “büyük sporcuya, dev bir kaleciye yaptığı” muamele ortadadır!.. Bu zihniyetin “Quaresma’nın menajeri ile yapılan görüşmede bir sonuç alınamaması üzerine”, verdiği talimat (İnanmakta zorluk çektiğim bu gazete haberi bugüne kadar yalanlanmadı) şöyledir; “Çözümsüzlük çözüm değildir, Tamer Bey, eğer bir sonuca ulaşamazsanız lütfen Quaresma’nın idmanlarını sabah ezanıyla başlatın. Şöyle saat 05:30’da düz koşularına başlamış olsun ki; ben de Quaresma’mı keyifle seyredeyim. Kulüpteki mesaim 08:00’de başlıyor. Ona yetişmem lâzım.” Kulüplerimizi, “babalarından miras kalan kendi çiftlikleri zanneden” ve ne yazık ki “zannetmekten de öteye yöneten”, ama “sonuçta mâli ve idari büyük cezalarla karşı karşıya bırakan” bu zihniyetteki başkan ve yöneticilerin, “AB standartlarına, insan ve sporcu haklarına, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına, FIFA / UEFA / TFF talimatlarına taban tabana ters uygulamalar” ile sporumuzu ve futbolumuzu ne hâle düşürdükleri ortadadır!.. Ey Fikret Başkan, Türkiye’de futbol oynandıkça “unutulmayacak olan” Rüştü’ye karşı yaptığın hareket ve söylediğin sözler, “kol kırılır, yen içinde” misali Türkiye sınırları içinde kalabilir ama ya “Quaresma için” verdiğin talimat?.. Beşiktaş, “Quaresma’ya o sözleşmeyi kafasına silâh dayayıp” mı imzalatmıştır; zamanın yöneticileri yalvar yakar olmuşlar, nutuklarla, alkışlarla, karşılama törenleriyle, imza törenleriyle karşılamışlar, üstelik “Beşiktaş medyasından” da alkış üstüne alkış almışlardır!.. “Dünyanın tanıdığı” bir futbolcu ile, elinde “kapı gibi sözleşmesi varken” ve “bu sözleşmenin gereğini yerine getirmeden” yolları “böylesine çirkin ve spora, insanlığa yakışmayacak uygulamalar” ile nasıl ayırırsın?.. Burası “hukuk devleti mi, guguk devleti mi?..” “Benzer tabloyu” mesela “Fenerbahçe’den gönderilmek istenen” Daum olayında da yaşamadık mı; Galatasaray’ın “unutulmaz, unutulmayacak Hakan Şükür’lere Bülent Korkmaz’lara yaptığı muameleler” farklı mıydı?.. “Alex kaptanımız, iyi oyuncu, ancak efsane değil. Efsane başka bir şey. Öyle efsane olunmaz. Ben bu ülkede sadece Atatürk heykeli açarım” diyen ve “hiç yoktan” konuya “Şike olayından tamamen aklanmadan” dahası, “askerlik raporu olayı hiç şüpheye meydan bırakmayacak şekilde aydınlanmadan” ağzından düşürmediği “Atatürk’ü de karıştıran” Aziz Yıldırım’ın zihniyetinin ve uygulamalarının Orman zihniyetinden ve uygulamalarından farkı var mı?.. “Futbolcudan beklenen ve istenen” vefa, kulüplerimizde, yöneticilerinde var mı; “olmayan” sadece vefa mı; hukuka, sözleşmelere, sporcuya, teknik adama, onların haklarına saygı var mı?.. İşte, “Kasımpaşa olayı” ve işte Metin Diyadin gibi “başarılı bir teknik adama yapılan” muamele!.. Ne çabuk unuttuk; Milan, “işine son verdiği” Fatih Terim’e karşı, “sözleşmesinde yazan mâli bütün sorumluluklarını” kaç yıl yerine getirmedi mi, hatta “yardımcılarının bile” haklarını vermedi mi?.. “Kulüp olmak”, hele hele “büyük kulüp olmak” budur; hakka, hukuka saygı göstereceksin; göstereceksin ki, “sana da saygı göstersinler”, UEFA’lar da sadece kulübünüzün değil, ülkemizin de “yüzünü kızartan” cezalar vermesinler!..
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT