BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ne olacak bu altının hâli?

Ne olacak bu altının hâli?

Yakın geçmişte fiyatının “hatırı sayılır” derecede yükselmesi ve yatırımcısını üzmemesi, “güvenli liman” olarak nam salan altını en çok konuşulanlar arasında tuttu... Bugünkü ekonomik ortamda merkez bankaları “para basmaya” ve “faizi sıfırda tutmaya” devam ettikçe, altın fiyatlarının yükseliş trendini koruyacağı söylenebilir...



>>> 3 YILLIK GRAFİĞİN SÖYLEDİKLERİ Uluslararası piyasada altının onsunun 3 yıllık grafiğine baktığımız zaman, 1000 dolar seviyelerinden başlayan yükselişin Eylül 2011’de 1921 dolar ile zirve yaptığını, ardından yaşanan kâr realizasyonlarında 1535’li seviyelerin destek olarak çalıştığını, Kasım 2011 ve Şubat 2012’de tekrar 1800’lere doğru atak yaptığını görüyoruz. Bugün gelinen noktada ise yeniden 1800’lü seviyelerin zorlandığını izliyoruz. Bu seviyeler, şu anda direnç görevi görüyor. Aşılması halinde kademeli olarak tekrar 1921 zirvesi hedef olarak izlenecek... ------ Son zamanlarda ev hanımlarından beyaz yakalılara kadar herkes birbirine sıklıkla şu soruyu soruyor: Altın fiyatları ne olacak? Herkes merak ediyor çünkü uzun zamandır altın, sadece bir takı veya bir hediye olmaktan çıktı, başlı başına bir yatırım unsuru haline geldi. Yakın geçmişte fiyatının “hatırı sayılır” derecede yükselmesi ve yatırımcısını üzmemesi, “güvenli liman” olarak nam salan altını en çok konuşulanlar arasında tuttu ve her geçen gün bu “sarı madene” olan ilgi arttı. “Altın fiyatlarına etki eden faktörleri” anlamaya çalışırken öncelikle bilmemiz gereken, hiçbir ülkenin tek başına altın fiyatlarını etkileme gücüne sahip olmadığıdır. Ancak altının, diğer madenler gibi dünya genelinde uluslararası rezerv para birimi olarak kabul edilen ABD dolarıyla fiyatlanması, doğrudan doların ve ABD’nin fiyatlara etki gücünü ortaya çıkarmaktadır. Klasik olarak söylenen, dolar ile altın arasında ters orantı olduğudur. Yani biri yükselirken diğerinin düşeceği varsayılır. O halde “altın nereye gider” sorusunun cevabını ararken, bir yandan doların durumuna da bakmak durumundayız. Hatırlanırsa 2008 yılında zirve noktasına ulaşan küresel ekonomik kriz, ABD kaynaklı idi... Daha sonra Euro Bölgesi ve Uzak Doğu’yu etkisi altına aldı. ABD Merkez Bankası (FED), krizi aşmak için 3 defa niceliksel gevşemeye giderek para bastı ve “dolar bolluğu” oluşturdu. Bununla birlikte faizleri de “sıfır” noktasına çekti, yetmedi 2015 yılına kadar bu noktalarda bırakacağının sinyalini verdi. Hal böyle iken doğal olarak kendisine getiri arayan “akıllı para”, dolardan altına kaçmaya başladı. 2008 yılından bu yana altın, FED’in bu politikaları sebebiyle yükseliş trendini sürdürüyor. Tabii Avrupa Merkez Bankası ile Japon Merkez Bankasının da FED’le birlikte pisayalara rekor seviyede likidite sürmesi; para birimlerine olan güveni azalttı ve yatırımcılara “altından” başka bir “para birimi” bırakmadı. Demek ki merkez bankaları ekonomileri desteklemek için para basmaya devam ettikçe, altın fiyatlarının yükseliş trendini sürdürebileceği söylenebilir. Küresel krizle birlikte altın rezervlerini artırmaya başlayan merkez bankalarının alımları da, altının fiyatını yukarı yönlü desteklemeye devam etmiştir. Bizim Merkez Bankamızın da bankalara TL cinsi zorunlu karşılık yükümlülüklerinin yüzde 30’unu “altın olarak tutma imkânı” tanıdığını hatırlatalım... İktisatta para basmak, “teorik olarak” enflasyon kaygılarını gündeme getirir. Merkez bankalarının bu kadar desteğinin ardından her ne kadar istihdam ve büyümede istenilen sonuç alınmasa da, ufukta “teorik” enflasyon riskinin varlığı, ister istemez altın fiyatlarını diri tutuyor. Yani enflasyon, “altının maması” gibidir. Böyle bir ihtimalin varlığı bile, altının yükseliş trendini destekler. Altın fiyatlarını etkileyen “iktisadi” faktörlerin dışında, siyasi ve sosyal sebepler de vardır. Siyasi sebeplerin başlıcası, herkesin tahmin edeceği gibi savaş riskidir. Dünyayı etkileyecek bir savaş ortamının altın fiyatlarını yükselteceği, aşikârdır... Sosyal etkenlerin başında ise “dönemsel olarak altın talebinin artmasını” gösterebiliriz. Düğün gibi aktivitelerde sıkça kullanılan altın; Hindistan ve Çin başta olmak üzere Orta Doğu ülkelerinde de oldukça yoğun talep görmekte, bu da altında “mevsimsel de olsa bir yukarı harekete” sebep olmaktadır. >>> ÖZETLE... > Nasıl yükselir? 1 - Paraya güven azalırsa 2 - Para arzı yükselirse 3 - Faizler düşerse 4 - Enflasyon riski varsa 5 - Savaş ihtimali artarsa 6 - Mevsimsel talep artarsa... > Hangi şartlar var? * Bu faktörlerden ilk dördü, bugün fiyatlar üzerinde etkisini gösteriyor. * Orta Doğu’da zaman zaman yaşanan gerginlikler, şimdilik savaş aşamasında değil. * Çin’in elindeki dolarları altına çevirdiğini biliyoruz. 2010’da 245 ton, 2011’de 490 ton, bu yılın ilk yarısında 255 ton altın aldı. Mevsimsel olarak alıma geçtiklerinde, etkisini gösterebilir. >>> Bunlara dikkat! Merkez Bankaları “gevşek para politikalarını” değiştirmek için; büyüme oranına ve istihdama bakacak. Bunlarda yaşanacak bir artışın yanına enflasyon da eklenir ve bu, “faizlerin artacağı bir ortamı beraberinde getirirse”, altın fiyatları baskı altında kalacak. Yatırımcıların bu verileri takip etmesi gerekiyor...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT