BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Siyasette vefa!..Devlette Anayasa!..

Siyasette vefa!..Devlette Anayasa!..

Siyasette ne sevda ne de vefa olmaz, derler!.. Vefayı bilmem ama sevdasız siyaset olmaz.. Aslında siyasetin kendisi bile bir sevdadır. Siyaset, insanın özünde, mayasında vardır. “Homos politicus”.. İnsanın siyasi bir yaratık olduğu bile söylenir. Nedenleri pek bilinmez ama siyasete soyunanlar hep bir bilinmez sevdanın peşinde koşarlar..



Siyasette ne sevda ne de vefa olmaz, derler!.. Vefayı bilmem ama sevdasız siyaset olmaz.. Aslında siyasetin kendisi bile bir sevdadır. Siyaset, insanın özünde, mayasında vardır. “Homos politicus”.. İnsanın siyasi bir yaratık olduğu bile söylenir. Nedenleri pek bilinmez ama siyasete soyunanlar hep bir bilinmez sevdanın peşinde koşarlar.. Siyasette yapılmayacak tek şey, siyasetten başkasına sevdalanmaktır!.. Yazık ki bu gerçeği bilen ve kavrayabilenlerimizin sayısı yok denecek kadar azdır. Siyasete bir defa girenler bir daha ayrılamazlar denilir.. Bu yanlışta da mutlaka bir gerçek payı olması gerekir!.. Siyasette olmayan, daha doğrusu görülmeyen sadece vefadır. Bunu da gerekirse tarih telafi eder. Yaşıt kuşakların gösteremediği vefayı, gerekiyorsa daha sonraki kuşaklar tarihe taşır!.. Siyasette bir yerde durmasını bilenler henüz siyasete girmemiş, başlayamamış olanlardır denilir. Bizdeki örneklerine bakılırsa bunda da bir gerçek payı vardır!. Siyaset, bilim olmaktan çok bir sanattır. Topluma hizmet etme, onu yönlendirip yönetme hüneri, sanatıdır. Bilim olsa idi eğer, okullarda okutulur, sonra da okuyanlar siyaset sıralarına oturtulurdu!. Siyaset, böylesine okumaya yazmaya, hatta ustaların yanında çıraklığa alışmaya dahi ihtiyaç göstermeyen tek uğraş örneğidir! * * * Devleti Devlet yapan kanunlar ve kanunların kaynağını oluşturan Anayasadır. Türklerin bir atasözü: “Ya Devlet başa ya kuzgun leşe!” diyor. Montesqueu, “Kanunların Ruhu” “Esprit des lois” adındaki ünlü eserinde, “Bence kanunların iyi mi kötü mü oldukları değil, nasıl uygulandıkları önemlidir” diyor. Anayasalar iyi de olsa kötü de olsa yerli yersiz, vakitli vakitsiz müdahaleyi sakıncalı buluyor!.. Bu bizim Devlet anlayışımıza ve tarihi geleneklerimize uygun düşen bir görüştür. Parlamenter demokrasi kuralları, gelenekleri Türkiye’de giderek daha sağlam biçimde yerleşiyor.. Anayasaya göre, millet kendi vekillerini serbest oyları ile seçiyor, Parlamentoya gönderiyor. Parlamento da Cumhurbaşkanını seçip Çankaya’ya oturtuyor. Şimdiki Cumhurbaşkanı seçimleri sürecinde halen içinde bulunduğumuz şaşkınlık -kimsenin kuşkusu olmasın- siyasette hiç yeri olmaması gereken marazi bir romantizmden ve hiç yoktan, uzak iklimlerin ekzotik esintileri arasında gelişen bir duygusallıktan kaynaklanmıştır. Siyasette bunun yeri yoktur. * * * Sayın Süleyman Demirel gibi görmüş ve geçirmiş ve geldiği her mertebe ve mevkie alnının teri, beyninin ve bileğinin gücü ile erişmesini bilmiş, başarmış ve yalnız Türkiye’de değil bütün Dünyada tanınmış, saygınlık kazanmış bir Devlet adamının şu sıralarda tam da Avrupa Birliği’ne girebilmek uğruna etrafa saça döke katlandığımız fedakarlık ve feragatlar furyası sırasında Devletin başında bulunuyor olması kuşkusuz tercihli bir yoldu. Ama kanunlar, kurallar ve koşullar buna engel olmakta idi. İşin kolayına gidildi. Başta Sayın Ecevit olmak üzere üçlü hükümet çözümü Anayasa ile birlikte kural ve koşulları zorlamakta aradı, tabii beklediği sonucu alamadı!.. Sıkıntı bundan doğdu. * * * Parlamentonun ret kararı kimileri tarafından Sayın Demirel’e karşı bir tutum olarak yorumlandı. Bizce bu yanlış ve hatalı bir yorumdur. Gerçi zirvelerde uzun süre kalan Devlet adamı ve siyasetçilere, (ne kadar büyük ve yararlı hizmetleri olmuş olursa olsun) doğal olarak duyulan toplumsal bir değişim ve bıkkınlık duygusunun hiçbir etkisi olmadığını iddia etmek de mümkün değildir. Örneklerini son elli yıl içinde bütün dünya ile birlikte gördük ve yaşadık!. Churchill, De Gaulle, Adenauer bunların en başta gelen örnekleridir. Zafer simgesi sayılan ve iktidardan hiç düşmeyecekmiş sanılan Churchill daha Potsdam Konferansı sırasında kayboluverdi. Fransa’yı yıllar süren bir Alman yenilgisi ezikliğinden kurtarıp bugünkü itibarlı, öncü, önder ve Avrupa’yı yönlendirici konuma getiren bir De Gaulle, Halk oylamasında kaybetti, küstü, köyüne kapandı ve çok geçmeden de öldü!.. * * * Süleyman Demirel’in durumu ve tutumu bence daha da ayrı ve değişiktir... Sayın Demirel, tam elli yıldır bu ülkeye yaptığı çok büyük hizmetler için bu ülkenin insanları olarak ona hepimiz teşekkür borçluyuz! Kimsenin kuşkusu olmasın bundan sonra da ne şekilde ve nerede olursa olsun hizmetlerine devam edecektir. Unvan rütbe ve makamın pek önemi yoktur. Yarım asırdır tanıdığım ve kendimi kendisine yakın hissettiğim Sayın Süleyman Demirel’e saygılı bir sitem sunarsam lütfen yanlış anlaşılmasın.. Ben Parlamento’nun ret kararından önce onun kendiliğinden bundan vazgeçmiş olmasını beklemiştim!.. Bunu yapabilmiş olsa idi eğer Türkiye’ye bir “Keban” barajı daha kazandırmış gibi olacaktı. Herhalde bir başka bildiği vardı diye düşünüyorum. Şimdi herşey yürürlükteki Anayasa kuralları içinde çözülecek. Parlamentoya düşen mutlaka, kendi içinden bir Cumhurbaşkanını seçerek Çankaya’ya oturtmaktır. Yoksa Anayasanın 101’inci maddesinin değiştirilmesine karşı koyduğu demokratik tavrın hiçbir değeri kalmaz!.. Sayın Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e bu duygu ve düşüncelerle en iyi dileklerimi ve yürekten saygılarımı sunuyorum.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103235
    % 2.07
  • 4.7171
    % 0.01
  • 5.5018
    % -0.57
  • 6.2889
    % -0.17
  • 197.827
    % 0.14
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT